Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '08

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
981
 

Çocukluğumun bayramları

Çocukluğumun bayramları
 

Bayram Yerini Şenlendirenler!


Çorum’un Osmancık ilçesinde geçen çocukluğumun Ramazanlarını anlatmıştım. Şimdi de aynı yerde geçen Ramazan bayramlarını anlatmak istiyorum.

Çocukluğumda bayramlar hep heyecanla beklenirdi. Çünkü bayramla en yoksul ailelerde bile çocukların hiç değilse bir kazak, ayakkabı yada alabildiği, az da olsa para yüzü gördüğü ve dahası insanların birbirini ziyaret etmesi, uzaktaki akrabaların eve gelmesi, güzel yiyeceklerin hazırlanması demekti çocuk için.

Aslında bayram arife günü mezarlık ziyaretiyle başlardı. Baba ve annelerinin yanına katılan çocuklar, Asri Mezarlıkta hesap gününü beklemek üzere yatan aile büyükleri ve akrabalarla tanışırdı. Benim küçüklüğümde İdris amcam vardı ziyaret edeceğimiz. Sonra büyüdükçe akraba sayıları arttı. Zeynep anneannem, Hatun ninem, Hanife Halam, Sadık Amcam ve Talip dedem eklendi. Allah hepsine rahmet eylesin. Mezarlıkta mezar taşlarına yazılan sözleri okumak çok ilgimi çekerdi. Burası bana kutsal bir mekan gibi görünürdü. Ayrı bir özelliği daha vardı benim için. Buradaki ağaçları ilkokul birinci sınıfta bizlere diktirmişlerdi. Bugün yer yer beş on metreyi bulan çamları görünce yaşımın daha iyi farkına varıyorum.

Arife akşamı sabah giyilecek giysiler hazırlanır, yatağın yanıbaşına konurdu. Erkek çocuklar babalarına, ağabeyleri sıkı sıkıya bayram namazına kaldırmalarını tembih ederlerdi. Sabahleyin uykulu gözlerle babaların elinden tutularak gidilen bayram namazında vaaz uzun sürerdi. Bayram namazı vaktini gözü saatte bekleyen hoca kardeşlikten, dargınların barışmasından, yoksullara yardımdan söz ederdi. Nihayet tekbirlerle tamamlanan bayram namazından hangi cami cemaatinin önce çıktığı atılan fişeklerden (Ramazanda iftar saatinde atılan havai fişeklerle aynıydı) belli olurdu. Namazdan çıkıldığında merkezi camilerin önünde atılır, bayramı resmen başlatırdı.

Caminin içinde bayramlaşma uzun saflar halinde başlardı. Ben de katılırdım sevinçle. İmam ve müezzinden başlayıp tanımadığım bir çok insanla bayramlaşırdım.

Sevinçle tutulurdu evin yolu. Sabahın oksijen yoğun saatlerinde sevinçli kısa sohbetler ve takılmalarla çabucak biterdi ev yolu. Kasabamın bayramının en önemli özelliklerinden birisi akşam yemeği ağırlığındaki sabah kahvaltılarıydı. Çorbayla başlayan, et yemeği ve pilavla biten sözüm ona kahvaltıyı çok severdim. Evlendikten sonra da bu geleneği uzun süre devam ettirdim, ama sonunda ben de zamana yenildim.

Çocuklar için kahvaltının bitişi önemliydi. Çünkü zaten zor beklenilen yeni giysiler ancak kahvaltıdan sonra giyilebilirdi. Telaşla giyinildikten sonra el öpme töreni başlardı. Tabi ki çocukların en gözde töreni buydu. Ailenin en büyüğünden başlayarak sırayla el öpülür, cebe sıkıştırılan yada ele verilen harçlıklar önceden hazırlanmış cüzdan yada torbaya konulurdu. Kardeşlerin yaşlarına uygun verilen harçlıklar küçük kıskançlıklara neden olur, küçüklerde bir an önce büyüme kaygıyı uyandırırdı. Bazı çocuklar mahalle arkadaşlarıyla küçük gruplar oluşturup komşuları gezerdi tek tek. Gidilen evde el öpülür ve şekerler toplanırdı.

Sonra ailecek başka mahallelerde oturulan aile büyüklerine ziyaretler başlardı. Bu ziyaretlerin çocuk için önemi, önceki bayramlarda belirlenen hangi akrabanın ne kadar harçlık verdiği ölçüsüne göreydi. Bol harçlık veren akrabaya coşkuyla gidilir, şekerle geçiştirilen evlerin ziyaretinin bir an önce bitmesi istenirdi. Benim gözde ziyaret yerim lokanta ortağımız Enver amcanın eviydi. Rahmetli cömertti.

Ve ilk fırsatta bayram yerine koşulurdu biriktirilen harçlıklarla. Ekin pazarının olduğu yerde, ulucaminin yanında –şimdi yerinde bir park ve trafik lambalarıyla dolu kavşak var- bayram yeri kurulmuş olurdu. Aslında bayram yeri dediğimiz oyuncakçılar –mantar atan tabancalar gözde oyuncağımdı- köfteciler ve bisikletçiler bulunan küçük bir eğlence yeri idi. Ama asıl önemli rolü yine Basri amca üstlenirdi. Bayram yerinin tam ortasına kurulan “Basrinin Devesi” bir dönme dolaptı ve belki de tek ilgi çeken eğlencemizdi. Basri amcanın ahşap dönme dolabında deve başlı oyuncaklara binilirdi. Elle döndürürdü önceleri, sonra bir tür düzenekle.

Akşama eve, bayramlıklar kirletilmiş, harçlıklar abur cubura harcanmış, boyalı şekerlerden mide bozulmuş olarak dönmek kaçınılmazdı yaramaz çocuklar için. Bayramın ilk günüydü çocuklar için önemli olan. Ziyaretlerin iade edildiği, yaşıtların ziyaret edildiği diğer günler önemsizdi. Zaten ikinci günden itibaren lokantamız açıldığı ve benim ebedi garsonluk görevim başladığı için benim bayramın bir gün sürerdi.

Şimdi büyük şehirlerin küçük evlerinde, bayram yerinden, bayram tadından, aile büyüklerinden uzak yaşıyoruz. Senede bir bayram gidilebilirse memleketteki büyükleri ziyaret etmekle yetiniyoruz. Çocuklarımız o bayramların tadını yaşamıyor. Ama yine de bayramlar yeni giysiler ve bilgisayar yada bisiklet almak için biriktirilen ve pazarlıkla belirlenen harçlıklarla çocuklar için önemli. Lütfen Ramazan bayramını çocuklarımıza yaşatalım. Harçlıklarda biraz cömert olalım. Ve çocuklarımızı büyüklerimize götürelim.

Hepinize eski bayramlar tadında bayramlar diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel dile getirmişsiniz hocam, evet eski bayramlar daha güzel ve daha sıcaktı şimdilerde eski duyguları napsanızda yaşatamıyorsunuz. Teşekkür ederim saglıklı, mutlu huzur dolu sevdiklerinizle nice bayramlar.

emre ünsal 
 29.09.2008 10:31
 

Harika bir bayram yazısı kaleme almışsınız elinize sağlık.

Ali Gülcü 
 29.09.2008 9:56
 

eskiden bayramları iple çekerdik.yeni giysilerimiz ve ayakkabılarımızı giyeceğimiz ogünü sabırsızlıkla beklerdik.sabah erken kalkmayı büyüklerimizin bayramını kutlamayı,özenle hazırlanmış bayram masasında hep beraber yemek yemeyi ,ziyaretleri maalesef unuttuk.şimdi ise,sıradan birgün yaşıyor gibiyiz.

MARIGA SERES 
 28.09.2008 23:38
Cevap :
Haklısınız. Benim giymek için bayram sabahını beklediğim ayakkabı iskarpin filan değil naylon ayakkabıydı. Ama o bile büyük bir heyecan ve keyif verirdi. Ne yapalım yarın bugünden daha iyi olmayacak. Şanssız çocuklar! İyi bayramlar  29.09.2008 12:48
 

İbrahim Bey.Yazdıklarınız ,bana hiç te yabancı olmayan ,çocukluğumun bayramları. Benim çalıştığım bölgenin çocukları da,ne mutlu ki bu heyecanları hala,geleneksel olarak yaşıyorlar.Kaleminize sağlık.İyi bayramlar diliyorum.

sule arslan 
 28.09.2008 23:06
Cevap :
Ben de hiç değilse aile büyüklerimizle bir arada olabileceğimiz, mutlu bayramlar diliyorum.  29.09.2008 12:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 2735
Kayıt tarihi
: 15.07.06
 
 

1961 yılında Çorum’un Osmancık ilçesinde dünyaya geldim. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde li..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster