- Kategori
- Aşk - Evlilik
Çocukluğumun sevdaları.

Sana yazmak söylemekten zor! Şu anda kedim yazmamı engellemek istercesine patilerini bilgisayara vurup şu cümleyi 10 dakkada yazmama neden oluyor:) Bir yandan da pır pır sesleriyle sanki sana yazdığıma kıskançca meydan okuyor. Evet sonunda hem zaman hem mekan hem de duygu bir oldular ve sana yazıyorum. Öncekileri sildim utandım belki de yazamadım en azından istediğim gibi. BEn bir gece kuşu sen bir gece kuşu, belki bu sefer sana anlatmak zor gelmez. İnancını bir an olsun kaybetmek ne zordur bilirmisin ama isyan edemeden. BEn bilirim, bir değil belki bin kez ucundan dönüp sonunda yine ve yine kendinde karar kılmak...
Ben senin gibi güzel anıları olan çocukluğun hayali ile büyüdüm hep, mücadelenin ve kendini adamanın anlamlarını aramakta dolaştım uzun uzun. Yaşayanın tadını izlemek ve dinlemekten ötesi hayalimdi. Ben zor olmayan ve yokluğu yaşamadığım, hatta uzunca şımartıldığım bir çocukluk geçirdim. Bu da beni başka bir mücadeleye doğru itti aslını sorarsan. Nedenlerle uğraştım ben aradım taradım soruların cevaplarını.
Bugün tanıdığın kadın aslında zavallı bir çocuk sıradan bir insan. Evet birisi olabilmiş vardığı yeri anlamaya muktedir ama yine de en basit, en temiz sevgileri aradım ben. Koyun, kuş, arı , buzağı sevdamdı benim. Teyzelerin yemenisi, amcaların şalvarı... Bazlamanın üzerinde eriyen manda tereyağını, yanında tuzdan içini yakan ama artık kurula kurula dibi sararmış bidona tuzla basılan peyniri ve demi azıcık kaçmış ama
öyle sevdalı kıpkırmızı çayı, kaseden alıp karıştırıken kaşığında önceki çaydan yapışmış şekerin de erimesini izlemeyi, bostandan kaçırılan domatesi, mis gibi biberi, acuru sevdim ben.
Dalından yenen meyveye eşlik eden sabah ayazıyla yola çıkan koyun sürülerinin, sessiz gürültülerine arkadaşlık eden, yaşı küçük yaşamışlığı büyük, hayalleri koyun pisliklerine bulanıp mis gibi taş kaldırımlara işleyen, o güzel gözlü çocukları sevdim ben...