- Kategori
- Gündelik Yaşam
Çok çiğnenip şekeri kaçmış sakız misali...

www.baktabul.com
Çocukken sakız çiğnemeye bayılırdım. Hoş hala en büyük zevkimdir. Kocaman renkli, tatlı sakızlar getirirdi dayım bana. Hepsinin paketlerini ayrı bir özenle açar, ağzıma büyük bir keyifle atardım. Dilimin üzerine bastıra bastıra emerdim bütün şekerini ve yüzüme yayılan gülümseme çok güldürürdü herkesi. Taki sakızın şekeri bitinceye kadar devam ederdi aramızdaki bu sıcak ilişki. İş tadı kaçmayı versin hemen düşerdi gözümden doğru çöpe giderdi. Yine aynı titizlikle yeni bir seremoni için paketinden çıkarıldı bir sakız daha. Annem benim, ne kızardı şimdi hatırlıyorum da; "çiğneyip çiğneyip atmasana kızım şunları, ay getiren var diye, onu bulamayanları düşün". Canım annem hala çocukluğumdaki gibi sakızların şekeri bitince kaderi çöp tenekesi oluyor ne yazık ki. Ama artık şekersiz sakız çiğniyorum bulamayanları düşündüğüm için...
İşte haleti ruhuyem son zamanlarda şekeri kaçmış sakız gibi. Çok çiğnenip artık ağızda yavşamış, bir şeye benzemeyen sakızlar. Hayat beni dişlerinin arasına almış sanki böyle iyice damağında tutup tadımı emmiş, sonra da beni bir çöpe fırlatmış atmış. O kadar bıkmışım ki her şeyden, aynı olayları yaşamaktan, aynı ağızlara düşmekten, tadımın alınmasından, fırlatılıp asfalta yapıştırılmaktan ve bir ayakkabının altına yapışmaktan. Kaderim şu aralar sakızın kaderine çok benziyor. Bana intizar mı etti bilinmez.
Renkli, yaldızlı, yanarlı dönerli kapların içinde tatlımı tatlı durmaktaydım oysa. Ne gerek vardı açamaya kabımı. Biliyordum ki sonumun böyle olacağını. Durum vahim, benim korktuğum, artık piyasadan kalkan sakızlara döneceğim. Gerçi aranır onlar ama artık ikameleri yerlerini çoktan doldurdu da aldı süslü vitrinlerdeki yerini.
Hayatımda olmaman beni çiğnenmiş bir sakız haline getirdi. Kimseye tat veremiyorum, kendimi sündürülmüş, dağıtılmış, emilmiş ve sonra sokağa fırlatılmış gibi hissediyorum. Oysa ilk halim ne kadar da can çektirticiydi.
Çocuk olmanın çocuksu hevesleri vardır ya anlık, geçici. O an size çok cazip gelen bir şey iki dakika sonra sıradan bir hale gelir ya işte büyüdükçe de devam ediyor bu. Annem benim, hep söylerdi bana; "kızım ne maymun iştahlısın sen", diye. Ne bileyim o zaman ne demek maymun iştahlı. Kendi kendime düşünürdüm, acaba ben sakızları çok çiğniyorum diye annem bana çok yiyorsun mu demek istiyor diye. Halbuki kastettiği o değilmiş seneler sonra anladım. Sakızdan, çikolataya, çikolatadan şekere, şekerden pastaya dönüşen isteklerimde meydana gelen değişkenlikmiş anlatmaya çalıştığı bana aslında, bir yandan da hayatla tanıştırma gayreti. İlerleyen yaşlarımda da maymun iştahlı oldum ben. Ama duygular konusunda asla. Ortasız bir insan oldum hep. Sevdim yada sevmedim. Öylesine heves ettiğim bir şey olmadı hayatta hiç benim, ya istedim ya istemedim.
Çiğneyip tadı kaçınca attığım sakızlar geldi birden aklıma dün gece. Kim derdi ki anacaksın hepsini eriyip gittikleri yerlerde. Ben sakızlarımı bile yad ettim artık benim tadımı kaçıran bilmem anar mı beni.
Annem, bu erkekler çok maymun iştahlıymış ya baksana bütün sakızlarımı onlar çiğnedi. Bana ne bana ne sakızımın tadını bana geri versinler...