- Kategori
- Güncel
Çöken adalet sistemi

Mahkeme Heyeti
İzmir’de bir hakimin de tutuklandığı rüşvet operasyonunda göz altına alınan avukatlar; hakimlere istedikleri kararı çıkartmaları için “eskort kız” ayarlamakla suçlanıyor. ( Sabah Gazetesinden )
Ne kötü bir haber değil mi? Devleti bile yargılayabilecek derecede bağımsız olduğuna inandığımız adalet üyeleri rüşvet almak ve haksız karar vermekle suçlanıyor.
Bu adalet mekanizmasında açığa çıkan suçlardan sadece biridir.
Suçlusu açığa çıkarılamayan binlerce haksız kararı düşünecek olursak; ne kadar zavallı bir durumda olduğumuzu görmek mümkündür.
Bu haber bana başımdan geçen bir olayı hatırlattı.
Aşağıda özetliyorum.
Bir borca karşılık, noter kanalıyla, o borcun alacaklısı olan, yaşlı bir dedenin emanetine bırakılan, bir kısım ev eşyası; üç buçuk yıl süreyle borçlusu tarafından alınmamış ve dede; bu eşyaları paraya çevirip, borca mahsup etme hakkı kazanmışken, ne olur ne olmaz düşüncesiyle muhafazaya devam etmiştir.
Üç buçuk yıl gibi uzun bir aradan sonra, babaları bulundukları ilin adliyesinde, ağır ceza reisi ve hâkim olan iki avukat, alacaklı aleyhine Sebepsiz zenginleşme davası açmışlar ve müvekkillerine ait eşyaların, yok edildiğini iddia edip, kendi koydukları abartılı fiyatlarla, bedellerinin ödenmesini istemişlerdir.
Mahkeme: alacaklı dedenin zaman aşımı savunmasını göz ardı edip, davayı kabul etmiş, eşyaların mevcut ve teslime hazır olduğu beyanına rağmen, bu beyanı dikkate almayıp, mevcut ve teslime hazır olan eşyaları yok sayarak, kendi yazı işleri müdiresini bilirkişi tayin edip, dosya üzerinden, değer tespiti yaptırmıştır.
Bu konuda uzmanlığı olmayan yazı işleri müdiresi de; noterin tespit ettiği eşyalara avukatların verdikleri abartılı fiyatlar üzerinden abartılı bir değer tespiti yapmış, hâkim de bu tespite göre hesaplanan toplam 1.540.000.000 TL nin dededen alınıp davacıya ödenmesine karar vermiştir.
Dede kararı temyiz için bir dilekçe yazmış ve dilekçeyi götürdüğü Yazı İşleri Müdiresi (Boşuna uğraşıyorsun. Bu karar bozulmaz ve temyiz başvurusu icrayı durdurmaz. Yarın davacılar icraya baş vurup parayı alırlar sen de; boşuna 80-90 milyon liradan olursun) diyerek, dedeyi temyiz başvurusundan vazgeçirtmiştir.
Avukatlar da; karar kesinleşmeden icraya başvurmuşlar ve Adliyede önemli görevleri olan babalarının bulunduğu pozisyonlardan yararlanarak, çevirdikleri dolaplarla müvekkillerini hem borçtan kurtarmış, hem de dedenin elinden haksız para almışlardır.
Böylece dede; hem o çürük çarık eşyaları yıllarca muhafaza etmek zahmetine katlanmış, hem alacaklarından olmuş, hem mevcut oldukları halde yok sayılan çürük çarık eşyaları astronomik paralarla satın almamak zorunda bırakılmış, hem mahkeme, icra masrafları ve avukatlık ücretleri ödemiş ve hem de kapısına icra getirilerek konu komşuya rezil edilmiştir.
İşte bu; adalet sistemimizdeki; avukat, hâkim ve yazı işleri müdürü dayanışmasıyla meydana çıkan çöküntülerden sadece biridir...
Olayın hikâyesi önümüzdeki günlerde tefrika olarak yayınlanacaktır.