- Kategori
- Güncel
Çözümsüzlüğün çözümü... (İslam alemi derhal bir ve beraber olmalıdır...)

Siyaset arenasında “akılcılık” önemlidir, kin nefret ve bencilliğin olduğu tüm siyaset arenası “bir gün” mutlaka başarısızlığı ve ihaneti yaşayacaktır…
Mısır’da daha önce yazdığım gibi bugünler için yetiştirilen ve aynı şekilde “yukarıdan” getirilen biri yani Mursi seçim oyunları ile Cumhurbaşkanı yapıldı.
Mursi halkın seçtiği falan değil ABD nin seçtirdiği biridir…
Bana göre ülkesini ve halkını tanımayan birinin Cumhurbaşkanı yapılması büyük bir talihsizlikti.
Siyaset özellikle “ülkelerin ekonomik siyasası” kolay bir iş değildir, halkın birlik ve beraberliğinin olmadığı yerde “yukarıdan” gelenlerin tamamı “gizli” kin ve nefretin gölgesinde kalmaya devam ederler…
***
İlk günler bu durumlar ortaya çıkmadan önce Milliyette bir yazı yazmıştım;” bu yapılan darbe falan değil halkın kendilerinin yaptığı yanlışı düzeltme eylemidir, umarım kansız bir şekilde de anlam bulur” demiştim…
Korktuğumun başa gelmesinden dolayı son derece üzgünüm. Zaten benim için “insana” yapılan zulüm, işkence ve katliam nereden kimden gelirse gelsin utanç vesilesidir…
Ancak son yıllarda özellikle “İslam dünyasında” bir biat kültürü geliştiği için ülkelerin kaderi de buna bağlı değişmektedir. Çok kişi kabul etmiyor ya da anlamadan araştırmadan itiraz ediyor ama ne yazık ki ülkemizde bu biat kültürünün etkisi altındadır…
Biri veya birilerinin taraftarı olanlar, kendilerinin adayı dışında seçilen ya da atananları tanımadan anlamadan ve en acısı ülkenin yaşayacakları felaketleri umursamadan itiraz etmekte ısrarla kendi adaylarının iktidar olmasını ya da sürekli iktidarda kalmasını talep etmektedir…
Bu siyaset arenasında özellikle “İslam âleminde” son on dört yılda yaşanan acı bir gerçek ve vakadır…
İşte yaşananların geldiği nokta ve alışkanlıklardaki ısrar ve dayatmalar “çözümsüzlüğe çözüm arama” zorunluluğunu doğurmaktadır.
Mısır da yaşanan bugünkü katliamın tanımı budur; Çözüm çözümsüzlüğe mahkûm edilmektedir…
***
Başbakanın bugün yaptığı konuşmanın büyük bölümüne yürekten katılıyorum. İslam âlemi bugüne kadar maalesef bir türlü olması gereken biçimde birlik ve beraberlik içerisinde olmayı bir türlü becerememiştir.
Başbakanın “neredesiniz ey Müslümanlar” demesi onun ve İslam dinine gönül verenlerin bu kuşku ve korkularının doğrulanmış olmasındandır.
Birlik ve beraberlik içinde olmayan bir “İslam Âlemi” son yıllarda egemen güçlerin özellikle AB ülkeleri ile ABD nin oyuncağı yapılmış buna birçok “Müslüman ülke” etkin bir şekilde itiraz bile edememiştir.
Başbakan bugün yaptığı konuşmada haklı olarak “İslam Âlemini” bir ve beraber olmaya davet etmiştir. Konu bize ne diye geçiştirilecek bir mesele değildir, oralarda bir yerde alev varsa başında veya sonunda bize de ulaşacaktır.
Dikkate alınacağını hiç sanmamakla birlikte Mısır da dileğim odur ki dinimizin akılcı ve insani yaklaşımları yol gösterici olur…
Bu konuda Başbakanı yürekten destekliyorum. Ancak belirtmeden edemeyeceğim Başbakanın Mısır konusundaki siyasi yaklaşımlara taraf olması manidardır, taraf olmaması gerekirdi…
Bu yönü bugün yaptığı konuşmalara gölge düşürmekte inandırıcılığını kaybettirmektedir. Danışmanlarının bu ince detayı atlamayacağını çok isterdim doğrusu…
Zira yaşananların sonrasında mutlaka bize yönelecek bir sonuç olacaktır, neden olumsuz olsun?
***
Aynı konuşmanın içerisinde Mısır da olan olayların müsebbiplerini, Taksim Parkı ve Gezi Parkı eylemlerini gerçekleştirenlerle eş görmesi ise tam bir skandal hatta insafsızlıktır.
Başbakan ve ekibi halk hareketi eylemcilerinin kendisini idam etmek, iktidarlarını devirmek ya da ülkede kendi seçmenlerini taraftarlarını Mısır’daki gibi katletmek olsaydı, bugünün güvenlik şartlarında buna engel olunamayacağı aşikârdır. Hiç kimse iç savaşın çıkmasını kardeşkanının dökülmesini istememiştir, halen de istenmiyor bu konuda muhalefet partileri dahi gerekli özeni göstermektedirler…
Defalarca yazdım, halk hareketinin amacı barışçıldır ve dünyada eşine ender rastlanacak kadar da hafif protesto ve talep eylemleridir. Provokasyonlar olmasına, bazı kendini bilmezlerin karşılıklı haddi aşan davranışlarda bulunmasına rağmen eylemler kesinlikle barışçıldır…
Bu açıdan Başbakan’a kesinlikle katılmıyorum. Ne yazık ki bugün dâhil olmak üzere tüm konuşmalarında Başbakan hala bu konuyu kaşıyarak, gündemde tutarak kendi seçmenleri dışında olanları tahrik etmeye devam etmektedir…
Devam ettiği sürece de bu ülkede olacaklar hiç arzu edilmemesine rağmen belki Mısırdakiler kadar saçma sapan yollara taşmayacaktır ama asla masum da olmayacaktır, bunu anlamak için âlim olmaya gerek yok ki, lütfen hiç kimse hafife almasın…
Ve eğer bu ülkeye yönetiyorsanız veya yönetmeye adaysanız ağzınızdan çıkanı kulağınız duymalıdır. Yapıcı ve akılcı yaklaşmak ve gerektiği zaman ve yerde “susmayı” bilmek bu kadar mı zor?
***
Son söz; Mısır da ve İslam âleminde çok büyük oyunlar oynanmaktadır. Zaman çözümsüzlüğe çözüm aramak zamanı değildir. Başbakanın çağrısına yani “Müslümanların bir ve beraber olması” çağrısına derhal ve gecikmeksizin kulak verilmelidir…
Ve gerek Mısır daki gerek diğer İslam ülkelerinde olan bitenlere sadece belirli ve yıllardır hiç değişmeyen kesimin değil tüm Türkiye vatandaşları aynı tepkiyi vermelidir. Yoksa hem çok cılız hem de yapmacık olmaktadır…
***
Bu arada Somali elçiliğimize yapılan menfur saldırıyı da şiddetle kınıyorum. Bu saldırıların ve organizelerin “Müslüman ülke” topraklarında olmasından da son derece üzgünüm…
İyi geceler hayırlı sahurlar efendim…
Erdoğan ÖZGENÇ