​ Çukurambar'a F-16 indirenler! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Çukurambar'a F-16 indirenler!

Çukurambar'a F-16 indirenler!
 

Kenan Evren 12 Eylül darbesini gerçekleştirdikten sonra yaptığı bir açıklamada, "Darbe için çok daha önceden karar almıştık, darbe şartlarının olgunlaşmasını bekledik." demişti. Aslında bu açıklama darbe öncesi kanlı olayların ve ayaklanma girişimlerinin önemli bir kısmının da darbeye karar vermiş yönetim tarafından provoke edildiğinin samimi itirafı gibiydi. 12 Eylül'den altı gün önce 6 Eylül günü Milli Selamet Partisi'nin Konya'da organize ettiği "Kudüs'ü Kurtarma Günü" Mitingi'nde, parti yetkililerinin bilgisi ve kontrölü dışında partililerce de tanınmayan yeşil cübbeli ve sarıklı kişiler yeşil Arapça yazılı pankart açmışlar ve İstiklal Marşı okunurken de protesto amacıyla oturmuşlardı. Ve bu manzara TRT tarafından tüm millite tekrar tekrar izletilmişti. Dönemin MSP Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler'in yıllar sonra yaptığı bir açıklamada "O acayip saçı sakalı birbirine karışmış yeşil cübbeli sarıklı kişilerle ilgil yaptığımız araştırmada, bir gece öncesi Konya sokaklarında yaşayan sahipsiz, ipsiz, sapsız, serseri kişileri birileri toplayarak götürmüşler ve malum kıyafetleri giydirerek mitinge taşımışlar!" dedi. Bu olay ülkede büyük bir infial uyandırmış ve 6 gün sonra da şartlar olgunlaştı denilerek darbe yürürlüğe konmuştu.

İkinci bir konu; 12 Eylül'den önce Başbakan olan, yani darbenin muhatabı Demirel'in sorduğu çok mantıklı bir soru vardır: Ülkede sıkıyönetim vardı, aynı asker yetkiliydi. Neden 11 Eylül'de akan kan 13 Eylül'de durmuştur? Bu sorunun aslında iki cevabı vardır: Birincisi; gerçekten de Demirel'in ima ettiği şekilde darbe şartlarının olgunlaşması için olaylara gerektiği şekilde müdahale edilmemiştir. Maraş katiamı'nda yaşananlar buna örnektir. Askerin zamanında müdahale etmediği iddia edilmektedir! İkinci cevap, gerçekten günümüz olaylarına da ışık tutması açısından çok önemlidir; Evren'in de açıkladığı gibi darbe kararı çok daha önceden alınmıştır. 31 Aralık 1979'da asker tarafından Cumhurbaşkanı'na hükümete uyarı maksatlı bir mektup verilmiştir. Bu dönemde darbe kararı alınmış olmalıdır. Yani darbeden 9 ay önce. Uzun bir süre... Bu uzun sürede bir taraftan darbenin şartlarının olgunlaşması beklenirken, diğer taraftan da darbenin lojistik hazırlıkları yapılmıştır. Bütün olayları provokatif nedene bağlayamayacağımıza göre kanın bir anda durmasının esas sebebi, darbe öncesi darbe hazırlıklarının çok iyi yapılmasıdır. Gerçekten de bu, darbeciler için bir başarı durumudur. 12 Eylül sabahı Sıkıyönetim ilanıyla beraber erkenden eş zamanlı olarak onbinlerce kişinin kapısına da dayanılmıştır. Terörle çok ya da az ilgisi olan herkes pijamalarıyla dertest edilmişlerdir. Bana göre kanın bir anda durmasının gerçek nedeni budur.

Tarih tekerrürdür, derler... Gerçekten de öyle... Ankara Çukurambar'da bir albay ve bir binbaşı Bülent Arınç'ı takip ederken yakalanmışlar! Günlerce bir süikast edibiyatıdır, gidiyor. İlk günden beri yazılanlara, çizilenlere, söylenenlere sadece gülüyorum. Süikastla ne ilgisi olabilir? Süikast için albaya, binbaşıya gerek yoktur, tutulur bir tetikçi ve iki günde iş bitirilir! Mart ayından beri süregelen bir çalışma. Olay ortaya çıktığında 20 günlük deniyordu. Bir albayla, bir binbaşı her gün kiralık araba tutuyorlar, sokak ve caddelerde araştırma yapıyorlar. Bu askerler nerede görevli? Seferberlik tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı'nda görevliler. Yani tüm geçmiş darbelerin lojistik hazırlıklarını yapan birim. Kusura bakmayın beyler, bu düpe düz bir darbe hazırlığı olabilir. Sadece Bülent Arınç'la ilgili de değil, Cumhurbaşkanı'ndan Başbakan'a, Meclis Başkanı ve milletvekillerine kadar birçoklarının emir halinde eliyle konulmuş gibi bulunup derdest edilmeleriyle ilgili bir konu olabilir. Olabilir, diyorum, çünkü yargının olayı kesinleştirmesi gerekiyor.

İnşallah kuşkularımda yanılıyorumdur. Ama bu şekilde kuşkulanmakta haksız sayılabilir miyim? Neredeyse her on yılda bir gerçekleşmiş bir darbe geleneğimiz var. Artık Ergenekon Davası'nın konusu haline gelen 2003, 2004 yılları darbe hazırlıkları ortada. Sadece Eruygur ve Tolon paşalarla tabii ki darbe olamazdı. Onların cesurca girişimlerinden arkalarında güvendikleri önemli sayıda bir desteğin olduğu düşünülmelidir. Hilmi Özkök karargah'ta neredeyse yalnız kalmıştı.

Sorulacak soru şudur: Bugün için darbe şartları olgunlaşmış mıdır? Çünkü şartları olgunlaşmadan yapılacak darbe maceraperestlikten başka bir şey değildir. Başarısız olur. Bunu da en iyi darbeciler bilirler. Darbeye karar vermek başkadır, darbeyi uygulamak başkadır. Darbeye karar verdiği iddia edilen Eruygur Paşa'nın "Bu medyayla mı yola çıkacağız?" demesi bu nedenledir. Kastedilen, medya sayesinde şartların olgunlaştırılmasıdır. Önceki darbeler kıyaslandığında bugün için darbe şartlarının yeterli olmadığı söylenebilir. Her ne kadar bugün darbe karşıtı güçlü bir medya varsa da bu, "yandaş medya" denilerek etkisiz hale getirilebilir. Muhalefetin desteği siyasi destek için yeterli olabilir. "Ordu Göreve" diyecek ve darbeyi alkışlayacak yeterli bir halk tabanı da oluşmuş olabilir. Yüksek yargının ve yüksek bürokrasinin destekleri de yeterli görülebilir. Ama önemli yetkileri olan ve TSK'nın Başkomutanı Cumhurbaşkanı, üniversite öğrencilerini sokaklara dökecek olan YÖK, karşı taraftadır. Uzun bir süredir piyasa istikrarını yakalamış olan iş dünyasının da darbeye şiddetle karşı çıkacağı öngörülebilir.

Ama her şeye rağmen, Çukurambar öngörüm doğruysa eğer, birilerinin darbeye karar verdikleri ve olgunlaştırma hareketlerine devam ettikleri ve lojistik hazırlıkları da yaptıkları kabul edilmelidir. Pompalanan gerilim ve toplumu kutuplara ayırma çalışmaları yarın çok daha elverişli şartları oluşturabilir. Ve belki de birileri Ergenekon'un kendilerine ulaşmasını engellemek, bir sanığın söylediği iddia edilen "Ben ışık görmezsem çokları da göremez!" tehditi -ki aynı sanık resmi ifadesinde, üstlerimizin haberi olmadan hiç bir şey yapamayız, demiştir- ortadan kaldırmak amacıyla Ergenekon Davası'nı kökten kapatmak için ne pahasına olursa olsun bir maceraya da kalkışabilirler!

Başlığımıza gelecek olursak; uyguladıkları politikalarla demokratlıkları ile ilgili üzerlerinde oluşmuş gölgeleri kaldırmak maksadıyla 90 küsür yaşında artık canıyla uğraşan Kenan Evren'i yargılamaya kalkanlar, yeni bir Kenan Evren yaratmak için de ellerinden gelenin fazlasını yapmaktadırlar! Toplumda gerilimin artmasına bilinçli olarak katkı sağlayanlar, halkı kutuplara ayıranlar, Ergenekon davası'nda ortaya çıkan, Poyrazköy'ünden, Kafes Planı'na kadar insanın tüylerini diken diken eden korkunç hazırlıkları mazur göstermeye, Ergenekon Davası, iktidarın muhalefeti sindirme hareketidir, diyerek davayı temelden sulandırmaya kalkanlar ve Ergenekon avukatlığında israr edenler, Çukurambar olayını gözlerden kaçırmak için mizaha sarılanlar, Çukurambar'a F-16'yı park etmeye çalışanlar belki bir "beleş iktidar" beklentisi içerisinde olabilirler, ama hiç belli olmaz, bakarsın İkinci Kenan Evren de birincisi gibi koltuk heveslisi çıkar da sizleri tarihi sorumluluklarınızla baş başa bırakır!

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..