- Kategori
- Eğitim
Cumhuriyet eğitimi

Bugünlerde en küçük bir yerleşim merkezinde, dağ başında bir köyde, kasabada, kentte bayraklarla, renk renk çiçeklerle, flamalarla süslü okul binalarına göz atmadan geçemezsiniz. Köylerin, kasabaların, kentlerin binaları, caddeleri bayraklarla süslenmiştir. Ülke olarak cumhuriyetin coşkusu her yılki gibi bir kez daha yayılmaktadır dalga dalga. Her 29 Ekimlerde yeniden yaşanır bu duygu. En çok da okullarımızda.
Günler önceden öğretmenlerimiz, öğrencileri ile birlikte cumhuriyetin coşkusunu, yaşamaya başlarlar. Her yıl milyonlarca öğrenci, öğretmenleri ile birlikte cumhuriyeti anlamak, anlatmak yarışına katılırlar. Cumhuriyet şiirleri seçilir kitaplardan, cumhuriyet erdemlerini işleyen yazılar, resimlerle süslenir. Bandolar, halk oyunları hazırlanır cumhuriyet bayramı için. Bütün hazırlıklar, bayramın coşkusunu yaşamak, topluma bu çoşkuyu aktarmak içindir. Okullarda yapılan törenlerden önce, resmi geçit yürüyüşleri yapılır, küçük büyük yerleşim merkezinin sokaklarında, caddelerinde. Evinde oturan nineye, kahvede oturan dedeye, kucaktaki bebeye cumhuriyet coşkusu aktarılır her 29 Ekimlerde.
Bu coşku, cumhuriyetin ilanından günümüze dek sürüp gelen bir coşku. Cumhuriyete bağlılığın, cumhuriyete olan sevginin, cumhuriyet devrimlerinin coşkusu. Eğitim birliği yasasıyla bir kenara itilen, çağdışı eğitim yöntemleri yerine, bilim ve akla dayalı çağdaş eğitim yöntemlerinin okullarımızdaki yarattığı pozitif aklın coşkusu.
"Cumhuriyeti kuranların eğitim derken anladıkları, "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" kuşaklar yetiştirmekti; bunu gerçekleştirmek için buldukları da, başta "laik eğitim" di. Laik eğitim, Türkiye’de böyle kuşaklar yetiştirmiştir ve iyi ki de yetiştirmiştir; bugün ülkemizde çağdaşlığın kavgasını yapanlara dikkat ediniz, böyle bir eğitimden geçmiş kafalardır."(1)
Ne yazık ki son yıllarda eğitim alanımızda görülmeye başlayan, cumhuriyet coşkusuna yakışmayan eğitim davranışları, laikliğe aykırı kadrolaşma çabaları yine bu ülkenin aydınlık geleceğini özümsemiş cumhuriyet eğitiminden geçmiş kuşaklarca bir kenara itilecektir. Ancak, bunun için toplumumuzdaki gelişmeleri iyi gözlemlemek ve gereken önlemleri almak gerekmektedir.
"Ağaçlar içinde çok yaşayanlar vardır. Çınar ağacı böyle uzun yaşar.Yüzlerce yıllık çınarlar vardır.Yurdumuzda en çok Bursa’da, toprağı severek, güneşi severek yaşarlar. Bizler de özgürlüğü, bağımsızlığı, devrimi severek Türk yurdunu örten, aydınlığa, esenliğe uzanan dallarımızla cumhuriyet ağacında yaşayacağız. Çok yaşayacağız. Halk yaşadıkça, Türk oğulları yaşadıkça, cumhuriyet ağacı da yaşayacaktır. Ne var ki, cumhuriyet ağacının yaşaması da, koca çınarların yaşaması, yüzyıllarca sürüp gitmesi gibi, insanların, yurttaşların güneşine, emeğine bağlıdır. Dikilen dal emek ister. Cumhuriyet ağacı da bakım ister. Onu sevgilerimizle, emeklerimizle sulamalıyız, değişim korusunun usta bahçıvanları, bakıcıları gibi koruyan, eskiyen dalları düşüncenin, ilerlemenin özeniyle budamalıyız. Yeni dallara yeni yapraklar katmalıyız. Cumhuriyet ağacı, yabanda yazıda, dağda doğada yalnız başına kalmış alıç ağacı değildir. Bir toplum ağacı, bir insan ağacıdır, bir ulusun köklü ağacıdır. Onun yaşaması, toprağı güneşe, güneşi suya, suyu taze dallara, taze sürgün dalları çiçeklere, yemişlere değiştirecek yeni kuşakların gücüne, emeğine, sevgisine bakar."(2)
Bütün olumsuz gelişmelere rağmen cumhuriyet eğitimini almış toplumumuzda cumhuriyet ağacını koruyup, geliştirebilecek güç her zaman vardır. Ancak günün geçici etkilerinde kalarak, karamsarlığa düşmemek, yılmadan, usanmadan doğruları, bilim ve aklın yanında olduğumuzu savunmamız gerekir. Cumhuriyet eğitimiyle yetişmiş kuşaklar bunu çok daha iyi bilmeli, mükemmeli yaratmanın peşine düşmelidir. Bu cumhuriyetimizin her bireyi, her kurumu için geçerlidir. Eğitim birliği yasasının çıktığı günleri düşünürsek ne kadar haklı olduğumu anlamak güç olmaz. Ülkedeki, medrese sultasına, gericilik anlayışına, yüzlerce yıllık çağdışı yaşama biçimine bir anda dur denilerek akla ve pozitif bilimlere dayalı bir cumhuriyet eğitim anlayışı ve devlet anlayışı topluma başarıyla sunulmuş ve toplum o günkü olanaksızlıklara karşın sevgiyle yaşama geçirmiştir. Çünkü Atasının önderliğinde Türk halkı bilmektedir ki; "Çağdaş uygarlığa çıkmanın ve orada kalabilmenin yolu, devletin ilerici ve akılcı olmasıdır.
Devletin akılcı olması "laik" olmasını zorunlu kılar. İlericiliği yaşatmanın şartı laikliktir. Çağdaş insanlık dünyasının insanları hürdür. Türk de hür olacaktır. Laik olmayan devletin vatandaşı hür olamaz.
Türkiye devletinin "laik" olması varlığının ön koşuludur. Anayasamız bunu kesin bir biçimde belirlemiştir. "Laik Cumhuriyet" ilkesi milleti bölünmez bir bütün halinde tutacak tek sihirli formüldür. Devleti yıkmak isteyenler için en kestirme yol, laikliği bozmaktır. Laiklik yok oldu mu Türkiye çöker.
Samsun nutkunun, Dil -Tarih ve Coğrafya Fakültesinin alnında kazılı özeti, hem çağdaş eğitim prensiplerini, her zaman izlememize, hem de durmadan ileriye doğru yenilenebilmemize imkan sağlıyor.
Görülüyor ki, devletin temel nitelikleri eğitimin de vazgeçilmez nitelikleridir. Türkiye, devrimci bir gelenekten gelen bir devlettir. Geçmişin uyuşukluğu içine itilmek istenmesi sonuç vermez." (3) Buna öncelikle cumhuriyet eğitiminin kaleleri; okullarımız, cumhuriyetin çağdaş ilke ve devrimleriyle beslenmiş çocuklarımız, gençlerimiz, halkımız ve eğitim güçlerimiz müsade etmez.
Hasan Barışcan
1) Nasıl Bir Eğitim İstiyoruz? Server Tanilli-Amaç Yayıncılık-İst
2) Cumhuriyet Ağacı- Ceyhun Atuf Kansu- Varlık Yayınları-İst
3) Çağdaş Uygarlık Eğitimi- B.Nuri Esen- D.E.Şurası-TÖS Yayını-Ank