- Kategori
- Tarih
Cumhuriyet güneşi

Cumhuriyet, geniş manası ile egemenliğin birden fazla iradeye bağlı olduğu yönetim ya da devlet biçimidir.
1920’li yıllarda önce Kurtuluş Savaşından sonrada masa başından zafer kazanmış bir ulusun, hızla bir yönetim biçimine ihtiyacı vardı.
Fakat hükümet oluşturmak ve onu sürdürmek zordu. Sebebi; 1921 Anayasasına göre Bakanlar Kurulu üyeleri ile Başkanı, BMM tarafından gizli oyla ve salt çoğunlukla ayrı ayrı seçilmekteydi. Bu yöntem hükümet kurulmasını zorlaştırdığı gibi, anlaşılmış bir Bakanlar Kurulu oluşmasına da engel teşkil ediyordu.
Mustafa Kemal’in bu konuda ki fikri, bu engeli yok etmeye yönelikti. Cumhuriyet ilan edilmeli, Cumhurbaşkanı Başbakanı seçmeli, Başbakan Bakanlar kurulunu oluşturup Meclisin huzuruna sunmalıydı.
25 Ekim’de Mustafa Kemal’in önerisiyle Heyet-i Vekile toplandı. Amacı sistemin işlemezliğini, Mecliste ki muhalefetin sorumsuzluğunu iyice açığa çıkarmaktı. Bakanlar istifa etti. Kargaşa artmıştı. Çözüm önerisi Mustafa Kemal’den geldi. Anayasa değişikliği…
Mustafa Kemal, kurmaylarına Çankaya Köşkünde verdiği yemekte, bütün planlarının sinyalini verdi. Arkadaşlarına; “ Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” dedi. Misafirler hiç şaşırmadılar . Zaten böyle bir hareketi bekliyorlardı. Yemek sırasında planlarını anlattı ve arkadaşlarını görevlendirdi. O gece herkes ayrıldıktan sonra İsmet Paşa ile birlikte bir kanun teklifi müsveddesi hazırladı. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun devletin yönetim şeklini belirleyen maddeler üzerinde düzenlemeler yaptılar. Mustafa Kemal, Teşkilat-ı Esasi’ye ( Anayasa’ya ) konulması için şu öneriyi hazırladı : “ Türkiye Devletinin şekli cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”
29 Ekim 1923 akşam saat : 18.45’te TBMM oturumu açıldı. Mustafa Kemal’in İsmet Paşa ile birlikte bir gece önce hazırladığı Anayasa maddesinin görüşülmesine geçildi.Görüşmeler sonunda öneri kabul edildi.Milletvekilleri ayağa kalkarak üç kez “Yaşasın Cumhuriyet !” diye bağırdılar. 29 Ekim 1923 Pazartesi günü saat : 20.30’da Cumhuriyet ilan edildi.
Bu cumhuriyete bir başkan seçmek gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanlığı seçimine 158 milletvekili katıldı. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa , ilk cumhurbaşkanı seçildi.Cumhurbaşkanı seçiminden sonra sonuç , 101 parça top atılarak halka duyuruldu.
Cumhurbaşkanlığına seçilen Mustafa Kemal kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Heyecanlı ve kararlı konuşmasını şu sözlerle noktaladı :
“ Türkiye Cumhuriyeti , cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğu eserleriyle ispat edecektir . Türkiye Cumhuriyeti, mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Şunu söylemek gerekirse Cumhuriyet fikri ve ilanı 25-29 Ekim tarihleri arasında gerçekleşse de aslında Mustafa Kemal’in uzun soluklu bir çalışmasının ürünüdür. Bu anlatmak istediğim olguyu aşağıdaki vakalarla daha iyi betimleyebilirim.
- Cumhuriyeti getiren Anayasa değişikliğinin başlığı “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Bazı Mevaddının (maddelerinin) Tavzihan Tadiline Dair Kanun” dur. Burada ki kilit sözcük “Tavzihan” yani “açığa kavuşturarak” deyimidir. Manası Cumhuriyet yoktan var edilmemiştir. Anayasada ki mevcut durum açığa kavuşturulmuş, belirginleştirilmiştir.
- 1921’de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Bunun tek temsilcisi BMM’dir . Ve 1922’de Saltanat’ın kaldırılmasıyla millet egemenliğinin kesinleşmesi, Cumhuriyet’in habercisidir.
- 13 Ekim 1923’de monarşik bir yapıya son verilip (İstanbul’un başkentliğine), halka daha yakın, mütevazi ama devrimci değişime elverişli bir kent olan Ankara başkent seçildi.
- Biraz daha beriye gidip kongreler dönemine bakarsak; batı basınının Sivas Kongre’si değerlendirmelerinde “Milliyetçiler Cumhuriyet kuruyor.” İfadesi, The Times’in, İstanbul Hükümeti ile her türlü haberleşmenin kesilmesini; “Bir Anadolu Cumhuriyeti” diye bahsetmesi Cumhuriyet kurulacağının habercisiydi.
Nitekim Cumhuriyet kurulmuş ve yakın tarihe kadar manası ile icra etmiştir. Lakin şu anda Cumhuriyet kelime manası ile mevcut iken fiilen uygulanmamaktadır. Hatta devletimizin isminden dahi çıkarılmak istenmektedir. Çünkü Cumhuriyet, çağdaşlığa, gelişime, ve devrimlere zemin hazırlar. Modern ve aydın insan yetiştirir. Güneşi balçıkla sıvamak isteyenler, Cumhuriyet önlerindeki en büyük engel olduğu için, onu yok edip yerine bu ülkeyi yok edecek, ulusumuzu parçalayacak ideolojileri zorla benimsetmek istiyorlar. Hayır efendim Atatürk’ün dediği gibi:
- Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
- Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.
- Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı, Türk topluluğudur.
- Cumhuriyet; fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister.
Atam; “Fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli biz gençler, bizim dayanağımız olan Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa edecek, onu yaşatıp, yükseltecek daima payidar kalmasını sağlayacağız.”
Yaşasın Cumhuriyet…
Bu makale Cumhuriyet yayınlarına ait Bülent Tanör’ün “Kuruluş” adlı kitabı ile “Nutuk”tan alıntılar yapılarak derlenmiştir. Cumhuriyet Yayınları ve Bülent Tanör’e “Kuruluş” için teşekkür ederken, Atam sana hangi birisi için teşekkür edeceğimi bilmiyorum.