Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '06

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
977
 

Cumhuriyete doğru

Cumhuriyete doğru
 

Türk'ün ateşle imtihanında, Türk'lük, ateşten birer gömlek giymişti.. Kurtuluş Savaşının ardından gelen zaferle, Cumhuriyetimizi kurduk ve pekiştirdik. Bu günlere geldik.. Hikayemiz, ''Kurtuluş'' yıllarına, 1921 İnönü savaşına uzanıyor... Siperdeyiz. Hava buz gibidir.. Ethem Çavuş'un bu gece, nedense sırtı pek üşümektedir.. Ama, kızgın mermi kovanlarına elle dokunduğu için, alev alev yanıyordu avuçlarının içleri.. Çavuş, belki böyle ısınıyordu bir bakıma. Ve Ethem Çavuş, belirtilen menzillere, 75 mm'lik topları yollamış, mermi sandıklarındaki diğer mermiler tükenmek üzereydiler...

O da ne!? Sandıktaki son mermiye çaput sarılmıştı. Açılınca da, içinden ucu sivri çelik bir çubuk çıkmıştı. Kaleme benziyordu. Mermi kovanının üzerinde de yazılar vardı ama, şimdi bunlarla uğraşmanın sırası değildi. Bu mermiyi de ateşledikten sonra, boş kovanını sandığa geri koymadı. Toprağa atıp ayırdı onu. Soğuduktan sonra da onu mintanından içeri koynuna attı Ethem Çavuş.. Bir istirahat anında bu kovanın gövdesindekileri okumağa başladı: ''Karahisarlı Seyfi Çavuş. 1339 İnönü'' diyordu.

Ankara’da, cephane imalathaneleri vardı. Boş kovanlar cepheden sandıklarla gelir. Onlar da içlerini doldurur, cepheye yollarlardı. Ethem Çavuş, o sivri kalem çubukla, mermi gövdesi üzerine yani kovanına, çiziktire çiziktire yazdı: ''Aksekili Ethem Çavuş. 1339 İnönü''

Tam beş gün sonra aynı kovan, Ankara silah atölyelerinde ortaya çıktı. İşçilerde coşku büyüktü. Bir anda bayram havası esivermişti ortalıkta. Onlar da merminin eğri yerlerini onardılar. İçlerine barutu kondu. Mermi çekirdeği de tamamlandıktan sonra üzerine: ''Allah kavuştursun, selametle'' diye yazılıp sandıklandı.

Türk Ordusu İzmir’e girmişti. Zafer çılgınca kutlanırken, Ankara’daki ustalarda yas vardı..Yıl 1922 idi. Aynı kovan, tekrar gelmişti. Gelmişti amma!.. İşte!.. Merminin yanında bir mektup, bir de künye vardı. Asker künyesi: ''Karahisarlı Seyfi Çavuş 1341 Banaz'' Mektupta da: ''Banazlı Çavuş kalleşçe şehit edildi. Mintanının içinde de bu kovan bulundu.Kovandaki yazılardan anlaşıldığına göre bu neferin ailesi, sizler olmuşsunuz. Bu sebeple de künyesini sizlere yolluyoruz. Başınız sağ olsun, İmza: Yüzbaşı Muhsin Talat''

Ocak 1923 Ankara’daki cephanelikte sayım var. Teğmen Hamdi Vasıf, bu mermiyi bulur orada. Evine ''Anı'' olmak üzere götürür. Yıl, 29 Ekim 1923..Yer, Ankara Kalesi.. Kutlamalar için 1O1 pare top atışları yapılmaktadır.. Teğmen, o top mermisini Kaledeki kumandana yetiştirmek için acele yola çıkar. Dik kale yokuşlarından soluya soluya. Kale Topçu Kumandanına: ''Komutanım.der, 1O1’nci top mermisi bu olsun'' diyerek mermiyi uzatır. Kumandan top mermisini tanımıştır. Ağlayarak çekirdeğini çıkarır. Şapkası surlar üzerindedir. Mermiyi oraya yatırır. Utanmasa, neredeyse ast rütbedeki teğmenin elini öpecektir kumandan.

Ve kovana barut konup, ayrıca çul çaputla doldurularak sıkıştırılır içi.. Çekirdeği çıkarılmış mermi, topun yatağına konur. Ve sürülür.

On dakika sonra 1OO1’nci top olarak bu mermi patlatılırken, kılıçlar çekili, gözler nemli olarak selam durulur.

Evet.. Bir merminin trajik öyküsü bu. İnternette ''Gazi Kovan'' ismiyle yayınlanmakta muhtelif vesilelerle.. Ses ve görüntü efektleriyle birlikte.. Bir husus dikkatimi çekti. Burasını anlayamadım. Merminin çapı: 75 mm’dir. Yani 7,5 santimlik bir çapa sahip bir top mermisi. Uzunluğu da olsa olsa 50-6O santim olabilir. Peki, bu mermi, çekirdeği ile birlikte nasıl mintanın içine atılınca orada yani ''koyuna'' nasıl sığabiliyor?! Kale Kumandanı top mermisini, surların üzerinde duran şapkasının içine yatırabiliyor, sığdırabiliyor?

Konu anonim mi? Kaynak neredendir? Tarihçi bir kimlik tarafından mı kaleme alındı? Bilinmiyor. Bunları sorgulayacak değiliz. Bir bilen varsa, konuyu irdeliyoruz ki, ''Bir bilen'' doğru ölçüleri versin. Yanlış olmasın, yanlış yayılmasın. Ayrıca da; Topçu subayları, kılıç kuşanırlar mı? O devirleri kastediyorum..

Geleceğin tarihçisi Blogger arkadaşımız ''Vak'ayinüvis'', bu konuyu ele alınca, sormuştum kendisinden .Bu irilikte bir top mermisi, mintandan içeri atılınca sığar mı?'' diye. Kendisi de endişelerini dile getirmişti..

Türk'ün ateşle imtihanı, uzun yollardan geçti.CUMHURİYET'e doğru bu uzanışta, Türklüğün menkıbeleri elbette tarihlere sığmaz. Yeter ki, ölçüler doğru olmalı. Gelecek kuşaklara doğru ışığı gösterebilmeliyiz. Bir konunun, ''sunuş'' tarzı önemlidir. Ölçüler tam oturmalıdır.

Nice Cumhuriyetlere diyoruz..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

101 mi 1001 mi. O askerlerimize 1001 yakışır ama, yoksulluk ta var!

derinmavi.. 
 12.07.2007 11:55
Cevap :
1OO1 pare top atışı...Dediğiniz gibi.Askere has bir konu.Yakışır.  12.07.2007 20:28
 

Böyle olur işte. Biri bir olay anlatır, kulaktan kulağa derken konuyu bilmeyen, bilmese de okuduğunu anlamayan biri, bir ilave yapar ve; EFSANE. Ama bence ölçüler doğru. Çünkü bize bu memleketi bırakırken canlarını bedel olarak ödeyen askerlerimiz ve komutanlarımız, bizim boylarımızda olamaz! Onların her biri bir "DEV" di! Her bir şehidimizin ruhu şad olsun! Yirmi üç temmuz sabahına, talnız çocuklarımıza değil, şehitlerimize olan borcumuzu da ödeyerek uyanabilmek dileğiyle...

derinmavi.. 
 12.07.2007 11:48
Cevap :
Evet.Şehitlerimize borçlarımız çoğaldı,dediğiniz gibi.Ödeyemedik daha.Ama bazı siyasiler,sırf adi siyaset uğruna,değerleri ayaklar altına alabiliyor.Onlara,'2Yan gelip de yatarken'' başınıza bu haller geldi demeğe getiriliyor.Çok yazık.Esef verici.  12.07.2007 20:25
 

Biz bayramları şimdilerde huzur içinde kutluyoruz ya birileri yıllar önce bugünlerin bedelini ateşle imtihan verip ödedi! Cumhuriyete doğru gelen yolun yolcularının imtihanı ağırdı elbet. Ama onlar bunu başardı...

A y s a n c a 
 30.10.2006 22:00
Cevap :
Evet! Onlar başardı. Bizler de başaracağız. O sancağı asla yere düşürmeyeceğiz. Sancak düşse bile, sıradaki eğilip alacak o sancağı. İlelebet. Ezele kadar. Ve de ebediyete kadar. Hassassiyetinizi kutlarım. Sevgi ile..  31.10.2006 9:05
 

Kolay kazanılmadı bağımsızlık, yoksulluk, yoksunluklarla bas edildi, yamalı, yırtık üniformalar, delik çarıklar, bıtmeyen umut, inanç, yurt sevgısı ile hep birlikte hak edildi bağımsızlık. Dünyanın hiçbir ülkesinde Mustafa Kemal Atatürk gibi çağdaş, barış yanlısı bir lider olmadı, Türk ordusu kadar cesur, yiğit asker yetişmedi, Türk insanı kadar birlik beraberlikle mücadele eden halk olmadı. Bunun içindir ''Ne mutlu Türk'üm diyene'' sözü ulu önderimizin. Görevimiz korumak, cumhuriyet düşmanlarına fırsat vermemektir. Kutlu Olsun en büyük bayramımız.

Tuğba 
 29.10.2006 20:03
Cevap :
Cumhuriyetimiz..Hasssasiyetimiz ...Birlikteliğimiz..varoluşumuz...Bir de bunun yanında:''Türk'üm diyemeyenler..Ne mutlu Türküm'ü telaffuz edemeyenler..'' Bu güruh,Cumhuriyet kurulurken de vardı.Şimdi daha çok.Onların üstesinden onlar geldi.Bunların üstesinden de biz geleceğiz.Onlar da burada..Biz de buradayız..HODRİ MEYDAN... Duygularına bin teşekkürler.  31.10.2006 14:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster