- Kategori
- Futbol
Cüneyt Çakır mı, Fenerbahçe mi, Beşiktaş mı? (Maça damga vurmak!..)

“Derbi”lerin havası, tadı, öncesi ve sonrası, saha içi bir başkadır.
Ya, hakemin açıklanması?
Hakem, geçmişiyle hemen öne çıkar. “Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı” diyen siyasetçileri akla getirir. Yorum üstüne yorum yapılır, tahminler sürüp gider. Kaygılar başlar. Bu kez farklı olur, diye düşünenler de olur.
Ama...
Geçmiş, örnekleriyle akıllardan çıkmaz. "Fanatik" olmayan futbolseverler yanılmak ister, bunu dile getirirler. Hangi hakemin hangi takıma ters geldiğini, kimi futbolcularla yıldızının barışmadığını, fırsatını yakalarsa ne yapacağını tahmin etmeyen az değildir.
Geçmişte kalan “tek hata”ya, “kayırma” ya da “doğrama”ya takılıp kalmak, doğru değildir kuşkusuz. Ama bir de yerleşik bir kanı, buna saptama da diyebiliriz, vardır. Bizim benimsediğimiz, eski yazılarımızda da vurguladığımız şu:
Cüneyt Çakır, iyi bir hakem, ama içeride her zaman “iyi maç” yönetemedi. Avrupa maçlarında olduğu kadar, “yürekli”, “kararlı” olamadı.
Cüneyt Çakır’a haksızlık mı yapıyoruz?
Hayır, Cüneyt Çakır’ın ülkemizde de “iyi maç” yönetmesini bekliyoruz.
*****
Fenerbahçe ve Beşiktaş, iki mağdur!.
Fenerbahçe, bir değişiklik olmazsa, önümüzdeki sezon hak etse de Avrupa’da olmayacak. Beşiktaş, hak ederse, yolu açık.
Sahada, kendi gücüyle elde ettikleriyle yolu açık olanlara ne mutlu!
İki mağdurdan biri, güçleri yettiği halde, bir daha mağdur edilirse yazık olmaz mı?
Futbolcular ve teknik direktörlerden kaynaklanan “hatalar”, neyse... Beklenmedik puanların gelmesi ve gitmesi, bunlara bağlıysa, olağan sayılır biter.
Fenerbahçe’nin 4 maçta son anda kazanması, 1 puan alacakken buna 2 puan daha eklenmesi, kimilerinin “utangaç hesap” yapmasına yol açıyor. Neredeyse, son anda puan kazanmak, oyun/ kural dışıymış gibi sayılacak; hak edilmeyen puanlar alındı denecek, ayıplanacak!.
Denmiyor da, yapılmıyor da...
4 maçta son anda kazanılan 8 puan olmasaydı, Fenerbahçe şimdi 23 puanda olacaktı, deniyor.
Yani, 23 puan, Fenerbahçe’yi Beşiktaş’ın altında bırakacak, Kasımpaşa, 25 puanla ilk sırada yer alacaktı.
Oysa şu anda Fenerbahçe’yle Beşiktaş arasında 7 puan fark var.
(Fenerbahçe, son anda kazanılan puanlar olmasaydı, bu sezon kötü başladı denen Galatasaray’dan 1 puan önde olacaktı. Aslında dile getirilmek istenen de bu.
Niye?
Fenerbahçe-Galatasaray için karşılaştırma yapılması, tat veriyor, ses getiriyor da ondan...)
*****
Fenerbahçe mi, Beşiktaş mı kazanır?
("Derbi"lerin havasına göre, sorular, önce, magazinsel yanı olanlara sorulur. Falcılar bile, tat versin diye, tahminlerin içine sokulur. Tahmin, gönülden geçendir. Aslında, “Hangisinin kazanmasını, niye isterseniz?” diye sormak daha yerindedir. Konuşan, hiç değilse, tuttuğu takımın niye kazanmasını istediğini de açıklar. Böylece, yanıtlar, daha gerçekçi/ içten olur.)
Ya işin “uzman”ı sayılanların dedikleri?
Farklı olma düşüncesi, bazen ilginç yorumlara da yol açar.
Olsun!
Asın kesin, vurun kırın, ölmek var dönmek yok... türünden laflar olmasın da, ne olursa olsun!..
Bir de, bugüne kadar olanlar vardır.
Ayar tutturmak, tutturamamak!..
Bu açıdan bakıldığında Fenerbahçe’nin erken toparlandığını, toparlanmış gözüken Beşiktaş’ın içine sızmış, “Truva Atı” diyeceğimiz, “sözde taraftar”larla yoluna taş konduğunu anımsamak gerekecek.
Başka bir konudaki tavırlara, eylemlere kızıp hıncını futbol takımından çıkartmak, hizaya sokma taktiği...
Siyasetinin etkisi...
Neyse, “derin sular”a dalmayalım da...
Fenerbahçe, her an oynamaya hazır, onbir ve yedek tercihi nedeniyle tribüne çıkan futbolcularıyla daha hazır gözüküyor. İşler iyi gittiği için sakatlar, büyük bir eksiklik olarak görülmüyor. Bir maçta oynamayan, bir başka maçta, verimli oluyor.
Beşiktaş, Konyaspor karşısında oyunuyla alkış aldı. Şimdi amaç, 7 puan farkı azaltarak "haftanın kârlısı" olmak.
Gelecek/ gidecek 3 puanın değerini anlatmaya gerek var mı?
*****
İki “mağdur”, zaten iki “mağrur”...
Maç öncesi, yöneticiler arasında “dostluk rüzgârı” esiyor.
Dendiğine göre, Aziz Yıldırım, Fikret Orman’a "İsterseniz protokolde, isterseniz benim locamda karşılaşmayı birlikte izleyebiliriz" demiş.
Başkan/ yönetici “polemiği”, laf atmalar da yok.
İyi ki yok!
Demek ki, maç izlemek isteyenler, gerçek konuk olacak ve öyle ağırlanacaklar.
Son söz:
Hakemin, futbolun önüne geçmeyeceği; kavgasız gürültüsüz, hak yendi tartışmalarına yol açmayacak, iyi bir yönetimle sonuçlanacak maç izlemek, dileğimizdir.
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik