- Kategori
- Güncel
Bavulcu ve gazete aynı, bavuldan çıkanlar farklı... (Ergenekon ve Balyoz’a nasıl bakılacak?)

Bazen, bir kişiden söz ederken adını kullanma gereksinimi duyulmaz. O kişinin adıyla özdeleşmiş bir sözcük/ sıfat/ deyiş yeter. “Bavulcu” da bunlardan biridir.
“Bavulcu” dendi mi, memlekette bununla kimin anlatıldığını bilmeyen kalmamıştır. Çünkü “Bavulcu”, yani gazeteci Mehmet Baransu, devlet düzenini/ sistemi/ askeri düzeni kökten sarsan, değiştiren “dava”lara malzeme olacak “belge”leri, hoş her kâğıt parçasına “belge” denir ya, bavulla yargıya teslim etmiş/ti...
Balyoz, Ergenekon... davalarını anlatmaya gerek yok!.
Ama..
Ve...
“Bavulcu”, bu kez, “bavul”undan başka belgeler çıkartıyor.
Gel de şaşma, Allah Allah deme!..
*****“
Bavul”dan çıkan belgeler!
Gerisi geleceğe benziyor.
Her çıkan, çıkacak belge, “mağdur”ların lehinedir. Bunu yadsımak, belgelere “türlü çeşitli” bahaneler bulmak, inandırıcılıktan uzaktır.
İşin ilginç yanı, daha öncekilerle bunların aynı kişinin kaleminden haber olması, aynı gazete tarafından yayımlanması...
Ne oldu da, böyle oldu?
Taraf, bu kez, niye farklı “taraf” oldu?
Sorular, “soru çengeli”nden asılı dursun da...
Dursun Çiçek’in kızı Avukat İrem Çiçek konuşsun:
"Başbakan’ın Danışmanı Akdoğan demişti ki ’Bu bir karar, ama uygulamaya konmadı. Dönüp sormak gerekir. İrtica ile Mücadele yazısı uygulamaya kondu mu? Sözde Balyoz Planları uygulamaya konuldu mu? Hayır konulmadı. Bir noktada sahte olduğunu ispatladığımız bir İrtica ile Mücadele Davası var. Diğer tarafta alınmış bir karar var. Şimdi merak ediyorum. Ne olacak? Yani Yargı tekrar düğmeye basıp o belge MGK kararı altında imzası olan insanlar hakkında bir dava mı açacak. Neden İrtica İle Mücadele konusunda bir karar mı aldınız diyecek?"
*****
Yeni bir gün mü doğuyor?
Bu doğan günde, Çetin Doğan’ın şu talebine ne dersiniz?
“25 Ağustos 2004 tarihli MGK Toplantısı ile 28 Şubat 1997 tarihli MGK Toplantısında alınan kararlar birbiri benzerlikler göstermektedir. Bu çerçevede bu toplantılardan bir tanesi suç unsuru olarak nitelendirilirken diğeri hakkında yasal bir işlem yapılmaması hukuka aykırı bir durumdur. Savunmalarımızda ısrarla ifade edildiği üzere, irtica ile mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerin tamamı yasal platformda gerçekleşmiştir. Bunların tümü Başbakanlığın ve İç Bakanlığı'nın koordinesinde gerçekleşmiş olan faaliyetlerdir. Bu faaliyetler 481 Sayılı MGK Kararından da anlaşılacağı üzere günümüze kadar devam etmiştir. Bu noktada 28 Şubat 1997 tarihinde irtica ile mücadele çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin hükümete karşı işlenmiş olan bir suç olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Bu çerçevede suçun unsurlarının oluşmaması yanında, müvekkile iddianamede isnat edilen suçlamaların dayanaktan yoksun olduğu da açıktır. Bu noktada müvekkilin öncelikle tahliyesine sonrasında ise beraatına karar verilmesi yasal bir zorunluluk oluşturmaktadır."
*****
Mehmet Baransu’ya zamanında kızan ve ona arka çıkanlar, şimdi yer değiştiriyor!
Taraflar, farklı taraf oluyor!
Taraf da, farklı Taraf oldu!
Dünya dönüyor, döndükçe “taraf”lar da değişiyor!
Son söz:
Gün, doğudan doğar, batıdan batar, değişmez; ama yaşam, kişiler, zaman içinde değişir.
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik