- Kategori
- Dünya
Çuvalın içindekiler ve Türkiye

Mısır'da, Suriye'de, Irak'ta ve daha bir çok Ortadoğu ve İslam ülkelerinde, durmak, dinmek bilmeden akan kan, dünya medyasında enine boyuna tartışılıyor. Ortadoğu’daki bu kanlı karmaşaya, mezhep kavgaları, demokrasi mücadelesi, etnik çatışmalar deniyor.
Ortadoğu'da yaşanan olaylar, demokrasi yolunda özgürlük mücadelesi mi yoksa emperyalist ülkelerin küresel oyunu mu bunu zaman gösterecek.
Bölgede, Şii, Sünni çatışmasının olduğu gerçeği yanında, çeşitli etnik grupların kavga sahnesinde rol aldığı biliniyor.
Devrilen rejimlerin yerine gelen yenileri de fazla dayanmıyor. Demokrasi mücadelesi, laik, anti laik çatışması adı altında, kanlı kavga aynı girdap içinde dönüp duruyor.
Henüz ateşi sönmeyen Libya, dünya gündeminde değil.
Suriye ve Irak'ın yanında şimdi dünyanın gözü önündeki Mısır.
Mısır'da, Arap Baharı ile başlayan büyük gösteri ve olaylarla Hüsnü Mübarek devrildi. Katılım ülke genelinde az da olsa demokrasi umutlarıyla seçim yapıldı. Tartışmalı seçim sonunda, Mübarek'in yerine Müslüman Kardeşler'i temsil eden Özgürlük ve Adalet Partisi geldi. Muhammed Mursi cumhurbaşkanı seçildi. Mursi iş başına gelir gelmez kendine muhalif olanları yönetimden temizledi. İslami kurallara ağırlık verdi. İslami kuralları çok çabuk gerçekleştirmeye çalıştığı, taraf tuttuğu ve muhalefeti dinlemediğinden halk yeniden sokaklara dökülünce, ülke kaosa sürüklenir nedeni veya bahanesi ile ordu yönetime el koydu. Mursi gözaltına alındı. Bu kez de Mursi taraftarları sokağa çıktı. Ordu darbesini destekleyenler bir tarafta Mursi yanlıları bir tarafta büyük şehirleri paylaştılar. Göstercilere güvenlik güçleri müdahalelerde bulundu. Bir ay kadar bir süre içinde 600 kişinin öldüğü binlerce kişinin yaralandığı belirtiliyor. Mısır iç savaşa doğru gidiyor. Kargaşada, Irak benzeri çıkmaz görüntüsü veriyor
Mısır ordusunun Mürsi hükümetini devirmesine, darbe diyenler ve demiyenler olarak dünya ikiye ayrıldı. Türkiye ile Amerika bu konuda görüş ayrılığına düştü. Türkiye, ısrarla Mısır'daki olaya darbe derken, Amerika uzun bir süre darbe sözcüğünü pek kullanmak istemedi. Amerika açısından sakıncalı konu Radikal İslamdı. Oysa işin başından beri Amerika Ortadoğu'da ılımlı İslam içinde laik yönetimleri tercih eder görünüyor ve sonunda başına problem açacak bir yönetimi kabul etmiyordu.
Şimdi Ortadoğu karmakarışık. El Kaide'sinden tutun Hizbullah'ına, PKK 'si, PYD'si, El Nusra'sına kadar hepsi çuvalın içinde. Kıran kırana mücadele devam ediyor. Seyircilerden şimdilik pek ses yok.
Türkiye’yi de aynı çuvalın içine sokmak istiyenler var.
Yangını Türkiye'ye sıçratmak isteyenler her zaman olmuştur ve olacaktır. Türkiye'nin Batı kadar olmasa da diğer İslam ülkelerine göre demokrasi tecrübesinin olduğu açık.
El Kaide'nin, komşumuzda petrol kuyularının başında bir Emirlik kurma niyetinin olduğu söyleniyor.
Kürt Mega İdealinin gerçekleşeceği yılların yaklaştığı heyecan ve sevincini duyanlar coşkulu mitingler yapıyor.
Öte yandan çözüm sürecinin Türkiye'yi parçalayacğı tartışmaları sürüyor.
Suriye ile ilişkilerimiz ateş içinde.
Libya'dan zararla çıktık, en az 25 milyar dolardan bahsediliyor.
Irak'la ilişkiler yalpalı, zikzaklar çiziyor. İran, ezeli rakibimiz, ilişkiler bir türlü rayına oturmuyor. İran'la aramızda Suriye ve Irak konusunda çok önemli görüş ayrılıkları var.
Türkiye Suriye sınırında şimdiye kadar işitmediğimiz kaçakçı atakları başladı. Binlercesi, İskender orduları gibi atları, katırları ve de arabaları ile sınırları zorluyor. Bunun öncesinde, düşürülen jetimiz, öldürülen vatandaşlarımız, terörist sandırılar, kaçırılan pilotlarımız. Tüm bunlara karşılık, literatörümüze giren angajman kuralları…
Türkiye'nin Mısır durumu bulanık. İş, karşılıklı elçi çağırmalarına kadar gitti. Mısır'daki mevcut yönetim, tıpkı Suriye gibi, Türkiye'yi iç işlerine karışmakla suçluyor. Mısır Dış İşleri Bakanı Türkiye için son açıklamasında, “düşmanca tavır” olarak niteledi.
Sözün kısası Türk halkı olup bitenlerden kaygılı olsa da, aynı çuval içine girmek istemiyor ve aklı selim davranıyor.
Hüseyin Seyfi