Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
52
 

ÇYK/A-27 Gerekçeli Karar 3/9

--Ali Canip abi o dediğini yapar dedi Efe İsmail, yanlış değildir. Bizim öğleden sonra kısa bir işimiz var. Eğer erken bitirirsek biz de onun yanına gitmeyi düşünüyorduk. İşimiz bitince sana haber verelim sen de gel beraber gidelim dedi.

--Eyvallah çok iyi olur dedi ocakçı Musa

Müsaade isteyerek kalktılar çay parası vermek istediler, Musa “benden olsun”dedi, almadı. Efe İsmail ile İlhan kahveden çıktılar daha zaman vardı öğleye kadar, hava dünkü kadar olmasa da yine soğuktu, ama öğlenin etkisiyle yavaş yavaş soğuğun beli kırılmıştı. İlhan saatine baktı ve saatin on ikiye gelmesine daha bir saatten fazla vardı. İlhan Efe İsmail’e dönüp,

--İsmail abi önce bir fotoğraf çektirelim, 6 adet vesikalık zaten her yerden istiyorlar.

--İyi çektirelim de diğer evraklar için de lazım olur, biz 6 tane daha yaptıralım en iyisi dedi.

Caddede köşedeki çeşmenin arkasındaki FOTO EŞKALadındaki bir fotoğrafçıda fotoğraf çektirdiler. Fotoğrafçı ücretin yarısını peşin aldı. “Fotoğraflar Pazartesi öğleye doğru çıkar”dedi. Fotoğrafçıdan çıkınca İlhan yine başı önünde,

--İsmail Abi dedi, Nusret abinin anasının evi nerdeydi, buraya uzak mı? Bir gidip görebilir miyiz acaba dedi. Belki konu komşulardan mezarının yerin bilen vardır. Sorup öğrenip gidip bir Fatiha okusak. Mezarı duruyor mu, yapılmış mı bir baksak da bir zaman sonra da gelip mezarını yaptırsak dedi. Rahmetlik Nusret Abi de memnun olurdu. Hem sahi az daha aklıma gelmeyecekti, Nusret abinin mezarı nerede acaba? Onun mezarını yaptıran olmuş mudur?

Bu sorular Efe İsmail’in aklına getirmediği sorulardı. Veremediği cevaplardan korkuyordu. Ama sormadıkça da cevap vermek zorlaşıyordu, neredeyse imkânsıza girmeden cevap gerekiyordu. Bu nedenle Efe İsmail’e bu sorular çok ağır geliyordu. Kendine sorduğunda cevap veremediği, cevapsız geçiştirdiği sorulardı bunlar. Bu sorular gözlerini yaşartıyor üstelik de burnunu sızlatıyordu.

 

Saat on ikiye gelmeden Üsküdar Polis Karakoluna geldiler. Komiser Tahir’le beraber Adliyeye gittiler. Adliyede tesadüfen orada karşılaşmışlar gibi yaparak mübaşiri gördüler. Efe İsmail mübaşiri görünce yanına yaklaştı ve

--Mübaşir kardeş, biz senin adını bilmiyoruz kusura bakma dedi. Bir şey soracaktık ama öğle tatili oldu her halde dedi. Mübaşir de,

--Benim adım Cavit dedi, Efe İsmail,

--Doğru ya yav dedi, bak biliyodum ya unutmuşum bak.Mübaşir Cavit,

--Saat on ikiyi geçiyor, herkes yemeğe gidiyor dedi. Efe İsmail de,

--Eh madem öyle biz de yemeğe gideriz dedi, sen de bizimle yemeğe gelir misin? Benim küçük bir sorum olacaktı da münasip zamanda onu da soruveririm belki. Mübaşir Cavit,

--Sorun kısaysa sor bakalım dedi.

--Sorum kısa kısacık dedi Efe İsmail, biliyorsun dün duruşmadaydık, hakim karar verdi lakin Gerekçeli Karar yazılacak. Bizim gerekçeli karar ne zaman yazılırsa bize bir haber verebilir misiniz?  Hani bir kadın gelecekti, hakim bey ifadesini alacaktı. O kadının kocasına haber vermek için demiştik. Kadın ifadeye gelince kararda tebliğ edilirdi. O bakımdan yani. Hem burada niye bekliyoruz ki. Hem yemeğimizi yer hem konuşuruz dedi. Beraberce adliyenin kapısından çıktılar.

--Ne yapacaksınız ki gerekçeli kararı, hakim kararını vermiş. Ha bugün geçmiş elinize ha yarın, nasıl olsa karar verilmiş dedi. Mübaşir Cavit Efe İsmail’le İlhan’a bakarak. İlhan,

--Evet size göre öyle dedi, doğru söylüyorsunuz da bizim biraz erken davranmamız lazım. Çünkü bazı şeyler bu karara bağlı. Bu karar benim hayatımı etkileyecek dedi.

--Amma da attın ha dedi mübaşir Cavit, bir karar nasıl bu kadar hayati olabilir ki. Hem de zaten sizin lehinize verilmiş olduğu halde dedi. İlhan mübaşir Cavit’in koluna girdi ve

--Abi dedi sen de genç olmuşsun bir kız sevmişsindir. Ben bir kız sevdim, fakat kız nişanlı çıktı. Kız nişanlısını sevmiyor, zorla vermişler. Kız beni seviyor bende kızı seviyorum. Fakat bir işim gücüm olmadığı için babasının karşısına çıkamıyorum. Eğer bu işler biraz hızlanırsa, ben o kadar rahat edeceğim. Kız düğünü geciktirmek için söylemediği bahane kalmadı. Benim bu kızı hemen istemem lazım. Ama tapuyu cebime koyup kahvehane ruhsatını kahvehaneye asmadan bana kız falan vermezler. Eğer kıza düğün falan yapmaya kalkarlarsa da ben mecburen kızı kaçırmak zorundayım, beni anlayabiliyor musun? Bu da suç. Suçlu duruma düşmemek için benim hemen ruhsatı almam lazım. Kahvehaneyi açmam lazım.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 63
Kayıt tarihi
: 24.04.18
 
 

Kısalan bir yolun sonuna yürüyorum. Beni yol değil yol arkadaşlarım yoruyor. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster