- Kategori
- Öykü
ÇYK/A-30 Yeni Malzemeler 6/9
--Bilirdim dedi, bu ismi koyan adamı bilirdim. Çok iyi bilirdim, Allah gani gani rahmet eylesin dedi. Allah gani gani rahmet eylesin, toprağı bol olsun. Yiğit adamdı. Kendisini iki üç kere görmek nasip oldu. Ama onu tanıyan herkes onun ne kadar merhametli biri olduğunu bilir. Rahmetli oğlum da onun gibi yürekli, onun gibi mert bir adam olsun diye çok dua ettim Allah’ıma. Allah’ımdan layık olmadığım çok şey istemişim demek ki duamı kabul etmedi oğlum da genç yaşta rahmete gitti. Gerçekten orası mı? Onun kahvehanesi mi? Siz o kahvehane için mi istiyorsunuz ocağı davlumbazı. Ben yarın oraya geleceğim bana müsaade ederseniz sandalyesinden masasından ne eksiği varsa donatacağım dedi.
--Sencer Amca dedi, ben Efe İsmail’im Nusret abinin yanında ölüme yürüdük, beraber pusuya düştük. Allah beni öldürmedi, onu aldı gitti dedi. Sen yarın kahvehaneye gel, ya da gelme biz seni bekleyeceğiz. Eğer müsaitsen bu gün de gelebilirsiniz, zaten Pazar günü de açılış yapmayı düşünüyoruz.
--Tamam madem öyle olsun dedi Sencer amca. Bu gün gidelim, ama sen burayı bilebilecen mi, sen de adresi iyice al sonra bulamazsınız. Burada sokaklar hep birbirine benzer ilk gelişlerde bulmak zordur öyle değil mi Musa dedi. Musa,
--He vallah aynen öyledir dedi. Ben burayı tesadüfen buldum bir şeyler aldım ama daha sonra bul bulabilirsen. Ara ara yok Allah ona sor buna sor. Adresi de bilmiyom ya kimseye de soramıyom döne döne aklım gitti. Sonra tekrar tesadüfen buldum ama bu sefer iyice belledim. Meğerse hep bir alt sokaktan dönüp gidiyormuşum dedi. Efe İsmail sen adresi iyi al, giderken de iyice aklınıza yazın dedi. Sencer amca Efe İsmail ile İlhan’a birer tane kart verdi. Dükkânın kapısının önündeki üç parça eşyayı içeriye koyan Sencer kapıyı kilitledi.
Dördü birden Üsküdar’ın merkezine doğru yürürlerken kafalarında birbirine benzer düşünceleri evirip çevirip duruyorlardı. Sencer amcanın duygulanması ve daha sonra da Nusret’e karşı duyduğu hayranlık nedeniyle kahvehane malzemelerini bedavaya vermek istemesi herkesi memnun etmişti. Efe İsmail kaç gündür kafasını meşgul eden soruyu Musa’ya sordu.
--Musa abi o kahvehane senin mi yoksa orada ocakçılık mı yapıyorsun. Anlayamadım bir türlü dedi. Bir tarafım senin diyor bir tarafım da ocakçı olarak çalışıyor diyor. Hangisi doğru.
--İkisi de doğru ikisi de yanlış.
--Nasıl yani, ikisi de doğru ikisi de yanlış. Doğru mu yanlış mı?
--Yani ben orada hem ocakçılık yapıyorum hem de sahibiyim. Efe ile İlhan iyice şaşırdı,
--Nasıl ya, hem işçi hem patron oluyor öyle.
--Orada bir kahvehane vardı önceden, çalıştıran adam ters pis bir adammış. Mülk sahibini iyice bıktırmıştı. Mülk sahibi mahkeme vasıtasıyla adamı çıkarınca kendisi bir süre yapabilirim diye uğraşmış. Kahvehanenin müşterisini de kaçırmış. Adamın emekli maaşı var ama yetmiyor başka bir geliri de yok. Bir gün ben de işsiz kaldım iş ararken iyice yoruldum, adım atacak halim kalmadı bu kahveye geldim oturdum. Bir çay istedim, adam bir çay getirdi, çaya benzemiyor. Ben bu adama “bu ne biçim çay yahu dedim, böyle bir şey çay diye satılır mı”diye söylendim. Adam bana ne dedi biliyor musun? “Çok biliyorsan geç kendin yap”dedi. “Yaparım hem de senden yüz kat iyisini yaparım”dedim. “Geç yap o zaman”dedi. Geçtim güzel bir çay demledim, on beş dakika sonra iki tane bardağa doldurdum geldim ve “otur da çay iç”dedim. Oturduk masaya çayları içtik, adam “bir daha doldur”dedi. Birer bardak daha doldurdum oturup karşılıklı ikinci bardakları da içtik. Adam “Eline sağlık sayende doğru dürüst bir çay içtik”dedi.
--Sonra ne oldu da çalışmaya başladın diye sordu Efe İsmail.
--Sonra ben sordum, adam anlattı. Adam kiracıların dırdırlarından bıkmış, kiraya vermeyecekmiş ama başkada geliri olmayınca mecbur kendisi çalıştırmaya çalışmış, o da olmamış bütün müşteriler kaçmış. Çalıştırsa zarara giriyor çalıştırmasa kahve bomboş duruyor derken o gün ben düşmüşüm oraya. Bana benim ocakçım ol dedi. Kendisi garsonluk da yapamıyor, o yaştan sonra zaten olacak iş değil. Garson dediğin genç olacak, ayağına çabuk olacak. Bir çay parasına adamın ayağına beş sefer gitmeye üşenmeyecek. Adama dedim ki, “Amca sen belli ki bu işten anlamıyorsun, dışarıdan bakınca herkes bu işi beceririm sanıyor ama bu iş öyle kolay değil. Bu iş incelik ister bu iş sabır ister, sen bu yaştan sonra bu işleri yapamazsın. Ben sana ne diyeceğim dinle Ben burada çalışırım, sende kazanırsın ben de kazanırım.”Adam“nasıl olacak öyle”dedi. Ben de“nasıl olacak dedim kahvehane zaten senin, içindeki eşyasıyla beraber senin bunu kimse inkâr edemez. Lakin müşteriler senin değil”dedim, “bu kahvehane para kazanırsa senin malzemelerinle benim ustalığımla benim müşterilerimden para kazanacak.”Adam “Eee”dedi. “Eee dedim ben burada ocakçı olarak çalışırım çalışmasına ama bir tane de garson buluruz gençten ben ocakta çay yaparım garson servis eder, sen de paraları toplarsın. Ama kârın yarısını alırım dedim. Yani sermaye senden işletmesi benden kar müşterek”dedim. Adam bana ne dedi biliyor musun?