​ Dağa kaçtım ~~ Görece Kale yürüyüşü / Gezi Rehberleri / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '14

 
Kategori
Gezi Rehberleri
 

Dağa kaçtım ~~ Görece Kale yürüyüşü

Dağa kaçtım ~~ Görece Kale yürüyüşü
 

Eski Görece


“ARABANIN DİNGİLİNİN KIRILDIĞI YER”(1)

GÖRECE KALE YA DA TEMNOS

 

6 Şubat 2014

İbrahim Fidanoğlu

 

Yağmurlu ama ılık bir sabah vakti, Karşıyaka üzerinden Menemen yönüne hareket ettik. Bugünkü yürüyüş rotamız, ne zamandır gitmeyi düşünüp bir türlü fırsat bulamadığımız Menemen yakınlarındaki Görece Kale yada İlkçağ’daki bilinen ismiyle Aiol kenti Temnos idi. Saat 10 civarı yolda yağmur başladı ve zaman zaman kesilse de neredeyse gün boyunca devam etti. Menemen’den sonra Yanıkköy-Haykıran-Belen-Hasanlar Köyleri’ni dolaşan köy yolunu takip ederek, 1970’lerin ikinci yarısında ovaya inmiş olan Görece Köyü’ne ulaştık. Görece’ye gelmek için bir başka rota da şu şekilde; Emirâlem’den Gediz üzerindeki regülâtörü takip ederek önce Dumanlı Dağ yönündeki Süleymanlı Köyü’ne ve daha sonra da ovadaki kanalı takip ederek Görece Köyü’ne ulaşmak mümkün.

 

 Temnos Akropolü'nden Eski Görece Köyü ve arka planda Spil eteğindeki Manisa'ya doğru bakış

 

Görece Köyü, Eski Görece Köyü ve Görece Kale'nin konumları (Google Earth'de çizilmiştir.) 

Görece Kale, konum olarak Menemen Ovası’nı ve Manisa’ya geçişi sağlayan Emirâlem Boğazı’nı denetleyen; yaklaşık 530 metre yüksekliğinde, oldukça sarp, batı ve güney yönünden yaklaşılması neredeyse imkânsız, doğal bir kale görünümündeki bir tepede ve onun çevresinde kurulmuş bir İlkçağ yerleşimidir. Tabelası, bekçisi ve hiçbir koruyucusu bulunmayan ve bugüne kadar gördüğümüz antik yerleşimler içinde en savunmasız ve en çok tahrip edilen kent olarak dikkat çeken ören yörene ulaşmak için Görece Köyü’nün ilk kurulduğu yer olan dağdaki Eski Görece Köyü’ne ulaşmak gerekiyor. Görece’den Süleymanlı Köyü’ne biraz ilerleyince gölet sapağına gelmeden ilk sapaktan dağa doğru kıvrılan şose, yolcuyu Eski Görece Köyü’ne kadar ulaştırır. Ancak; yolun kalitesi iyi durumda olmadığından, yerden yüksek ve hatta arazi tipi araçlarla seyredilmesi tavsiye edilir.

 

Temnos’un Kısa Tarihçesi(2)

 

Temnos, İ.Ö. 11.yy.dan itibaren Orta Yunanistan’dan Trakya yoluyla Anadolu’ya yönelen Aiol göçünün İ.Ö. 8.yy.a kadar uzanan bir tarihsel derinlikte; Dumanlı Dağ’ın eteklerinde uzanan Akropol Tepe ve Çamçerkez Tepe civarında kurulmuş bir Aiol kenti. Son derece engebeli bir topografyada kurulmuş olan kentin kuruluş efsanesi, yazımızın başlığına yansımış mitolojik ifadede dile geliyor.

 

 Temnos yolunda erken bahara merhaba...

 

Amasyalı Strabon, diğer Aiol kentleriyle birlikte Temnos’u şöyle anmaktadır:

 

“Şimdiki Aiolis kentlerine Aigai’i ve keza, “Retorik Sanatı”nı(3) yazmış olan Temnos’u katmalıyız. Bu kentler; Kyme, Phokaia ve Smyrna topraklarının üst kısmında bulunan dağlık arazide yer alırlar. Hermos (Gediz) Nehri, bu topraklar boyunca akar. Romalılar tarafından bağımsız bir kent olarak ilan edilen ve Spylos (Spil) Dağı’nın aşağısında bulunan Magnesia da bu kentlerden uzakta değildir.”(4)

 

 Gezginler Temnos yolunda...

 

Kentin surları İ.Ö. 7.yy.a tarihleniyor. İ.Ö. 546’da Lidya’nın Persler tarafından ele geçirilmesi ile birlikte, kentte İran etkisinin egemenliği kaçınılmazdır. Anadolu’daki Pers egemenliğinin sona erdiği İ.Ö. 333-334 sonrasında Büyük İskender ile başlayan Makedon nüfuzu, İskender’in komutanı Lysimakhos’un ve daha sonraki dönemlerde İ.Ö. 3.yy. civarında Suriye Krallığı’nın (Selevkoslar) etkisinin devam ettiği bir sürece evrilir. İ.Ö. 218‘de Bergama Kralı I.Attalos, Suriye Kralı III. Antiokhos’un komutanı Akhaios’un bölgedeki egemenliğine son verir. 

 

 Akropol'ün doğuya bakan eteklerinde oval bir mimari parça

 

İ.Ö. 188 yılı Bergama-Roma ittifak güçlerinin Magnesia (bugünkü Manisa) önlerindeki büyük savaşta Suriye Krallığı’nın güçlerini yenilgiye uğrattığı ve Toroslar’ın ardına çekilmelerine yol açacak süreci tetikleyen zaferi kazandıkları dönüm noktasıdır. Bundan sonra Anadolu kapıları, Roma İmparatorluğu’nun güçlerine ardına kadar açılmıştır. 

 

 

 

 

 

Akropol eteklerinde bir duvar izi

 

İ.Ö. 159 yıllarında ise kent hala Bergama Krallığı’nın yönetimindeyken; bir ara Bitinya Kralı II.Prusias’ın saldırısına uğrar. Kent ve şimdi yeri bilinmeyen Apollon Kynneios Tapınağı yağmalanır. İ.Ö. 133 yılında bütün Anadolu’nun Roma’nın eline geçmesi sonrasında; Roma döneminde oluşturulan Asya Eyaleti’nin bir parçası haline gelen Temnos, İ.S. 17 yılındaki büyük İzmir Depremi’nde yıkılır ve İmparator Tiberius’un katkılarıyla kent yeniden kurulur.

 

 Akropolün doğu yamacında dikkate değer bir mimari parça daha

 

Temnos, Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi haline gelir. (İ.S. 5.yy.) Tarihi kayıtlara göre; İ.S. 8.yy.da II. İznik Konsülü’ne katılanlar arasında Temnos Piskoposu Theophilos’un adı geçmektedir. Bu evreden sonra kent Arap ve takiben Türkmen akınlarıyla giderek zayıflar ve tarihteki önemini yitirerek kaybolup gider. Türklerin bölgeye geldikleri sırada; (12-13.yy.lar) ören yerinde bulunan sırlı seramiklerden küçük bir Bizans köyünün bulunduğu anlaşılmaktadır.

 

 Bir sütun kaidesinin altından kalan bir parça

 

Akropolün eteklerinde bir alınlık parçası

 

 

Ören Yeri Hakkında

 


 

Kentin yayıldığı alanda 2000'li yıllarda Roma Üniversitesi'nden uzmanlar tarafından yürütülen sondaj ve araştırmaları saymazsak, bugüne kadar herhangibir yüzey araştırması ve izinli kazı yapılmamış. Kentin bugün bir bekçisi bile yok. Bu da definecilere inanılmaz bir fırsat vermiş. Ören yerinin her yanı köstebek çukuru gibi son derece sistematik saldırılarla delik deşik edilmiş.

 

 Akropolun altında kırılmış bir oval parça

 

Meşeler arasında büyük bir kesme taş blok

 

Bugün sürekli yağan yağmur nedeniyle yol şartları iyice ağırlaşmıştı. Görece Kale’nin eteklerinde kurulmuş olan Eski Görece Köyü’ne vardığımızda koyunlarını otlatan bir çobandan başka ortalıklarda kimseyi göremedik. Arabayı, 1970 tarihini taşıyan çatısı kaldırılmış betonarme köy camisinin hemen altında bırakarak yıkık köy evlerinin arasındaki patikayı takip ederek tepeye doğru tırmanmaya başladık.

 

 Akropol eteklerinde definecilerin etrafa saçtığı andezit yapı taşları

 

Akropol Tepesi'nde tiyatro boşluğu

 

Köyü arkamızda bıraktıktan sonra bir orman yoluna dönüşen patika, tepenin eteklerinde ikiye ayrıldı. Sağdaki toprak yolun Bozalan Köyü’ne, soldaki toprak yolun ise Çukurköy’e kadar gittiğini bir traktörün arkasındaki monte edilmiş kasaya doluşmuş köylülerden öğrendik.

 

 Akropol'de güneye bakan terastaki merdiven şeklinde kayaya oyulmuş basamaklar

 

 Akropolde kayalar arasında bir duvar örgüsü

 

Çukurköy yönüne giden toprak yola devam ettik. Biraz ilerde sağımızdaki kızılçamlardan oluşan ormanlık alanın içinde açılmış büyük çukurlar uzaktan bile seçilebiliyordu. Yaklaştıkça bunların kentin nekropolünde defineci tayfasının yol açtığı ören yerindeki benzersiz tahribat örnekleri olduğunu anladık. 

 

 Akropol eteklerinde belki de bir evin giriş kapısının sövelerini belirleyen iki kesme taş arasındaki giriş

 

Akropol Tepesi'nden Emiralem Boğazı'na bakış

 

Bunca yıldır bu kadar ören yeri dolaştık; ancak kepçe v.b. iş makinaları kullanılarak bu kadar dehşetengiz büyüklükte defineci çukurlarını ne gördük, ne duyduk. Anlaşılıyor ki; Temnos’un geleceği, artık sadece Allah’a kalmış. Düşünün bir kere; adamlar, o kadar rahat hareket ediyorlar ki; ormanın içine iş makinalarını büyük olasılıkla güpegündüz sokuyorlar; çünkü bu çapta bir iş gece yapılamaz ve daha dikkat çekicidir. Sonra bir güzel işe başlayıp kentin bütün tarihsel geçmişini, tabakalar halinde temsil eden ve her türlü seramik döküntüsünü de içeren bilgi dolu toprağın katmanlarını acımadan sıyırıp onları bir kenara atıveriyorlar ve ellerindeki tarayıcılarını öttüren kayanın çekirdeğine doğru inen korkunç çukurlar açıyorlar. İnsan, manzaraya ilk bakışta; acaba burada bir maden tetkik sondajı mı yapılmış diye düşünüyor. Ama ne yazık ki öyle değil… 

 

 Tahribata örnek; kayaya rağmen açılmış bir defineci çukuru

 

Kentin nekropolü içinde ormanlık alanda definecilerin kepçe kullanarak açtıkları büyük çukur

 

Nekropoldeki büyük çukurun içi

 

Defineciler tarafından nekropolde açılan mezarlardan birinin girişi

 

Prof. Dr. Ersin Döğer’in 1998 yılında yayınlanan Menemen yada Tarhaniyat Tarihi kitabında Görece Kale ile ilgili bölüme bakılırsa, bu tarihte bile ören yerinin içler acısı durumunu anlatan satırlara rastlamak mümkün.(5) Bu da aradan geçen yaklaşık 16 yılda ne yazık ki; olumlu anlamda pek de bir fazla şeyin değişmediğini gösteriyor.

 

 Akropol Tepesi; üst düzlem

 

 Akropol Tepesi'nde; güney terasındayız.

 

Akropol Tepesi; güney burcu

 

Akropolde bir duvar parçası

 

 Akropolün alt düzleminden izlenebilen ve defineciler tarafından açıldığını düşündüğümüz mağara

 

Mağaranın ağzında iki kayayı tutan lento ve kaya parçaları ve üstündeki küçük duvar detayı

 

Kentin Akropolü’nün yer aldığı tepenin eteklerinde yine onlarca defineci çukurunun ele verdiği yerleşim izleri ve mimari parçalar çevreyi kaplamış durumda. Bunların içinde Dorik sütun parçaları, andezit lentolar, alınlık parçaları ve oval mimari yapı bileşenleri, kaideler yer alıyor. Akropolün çevresinde zaman zaman izlenebilen poligonal duvar parçaları dikkat çekici.

 

 Gezgin Akropolün güney terasında...

 

Akropolün üst düzleminden gezgin, mağaranın içindeki diğerlerine bakıyor.

 

 Akropolde bir sarnıç ağzı

 

Akropol üst düzleminde duvar terasları

 

Akropolün yer aldığı tepe düzleminde kayaya oyulmuş sarnıçlar, kaçak kazılarla dağıtılmış yapı kalıntıları, Akropolün doğal savunma eksikliklerini gidermek üzere yapılmış kısmi poligonal duvar parçaları, batı yönünde Akropolün alt düzlemine denk gelen bir noktada defineciler tarafından açıldığını sandığımız ve tepe düzleminin altına doğru ilerleyen bir mağara dikkat çekiyor. 

 

 

Akropol, kuzey terası

 

Akropol, güney burcu

 

 

 

Andezit taştan şekillendirilmiş oluklu bir mimari parça

 

Akropol Tepesi'nin güney yönünde doğal bir burcu andıran ana kayaya bir gözetleme mevkii özelliği kazandırılmış. Ayrıca bu noktaya yakın konumda; tepedeki düzlemde ağaçlar arasında dağılmış vaziyette çok sayıda mimari parça ve yapı kalıntısı bulunuyor.

 

 Akropolde güney burcu

 

Nekropolden bir mezar parçası

 

Akropol eteğinde bir sütun parçası

 

Prof. Dr. Ersin Döğer’in anlatımında yer alan ve Akropol Tepesi ile onun kuzeyindeki Çerkezçam Tepesi arasındaki meşeliklerin içinde fark edilmesi zor diye tanımlanan kentin esas yayılma alanına ören yerinin dolaşmamız esnasında hemen hemen hiç kesilmeyen yağmur nedeniyle biz de yaklaşamadık. Ancak; yine de Akropol Tepesi’nin güney ve doğu eteklerinde ve ayrıca kentin nekropolünün yer aldığı Bozalan Köyü yönündeki ormanlık alanda defineciler tarafından açılmış çukurlarda ortaya çıkan yapı kalıntıları ve mezarlara rastladık. 

 

 Definecilerin çalıştığı nekropol alanındaki bir mezarlık açması

 

Akropol Tepesi’nin kuzeye bakan sarp yamacında yer alan tiyatro boşluğu da seçebildiğimiz ayrıntılardan birisiydi. Ovaya hâkim konumdaki tiyatronun bazı oturma sıralarından olduğunu düşündüğümüz andezit yapı taşları yamaca yayılmıştı. Daha aşağılara inemedik; yamaç çok sarptı.

 

 Akropol Tepesi

 

Nekropolde yer alan kaçak kazı alanlarında mezar yapıları, kaya çekirdekleri ve andezit mezar kapakları var. Hele bir tanesi var ki; inanılmaz büyüklükteki çukurda kazı herhalde devam edecek gibi görünüyor. Kayaya ulaşılmış ve neredeyse bir apartman boyu derinlikte çukur giderek genişletilecek. Yani talan devam ediyor.

DEVAM EDECEK...

 

Yazı ve fotoğrafların fazlası için: tıklayınız

Dipnotlar:

(1)     “Temnos’un kuruluş yeri efsanesini aktaran Stephanos Byzantios’a göre kentin kurucusu sayılan Malaos adında bir öncü, kuracağı kentin yeri için kâhinlere danıştığında, “Arabanın dingilinin kırıldığı yerde bir kent kur” yanıtını almış ve arabasının tekerleğinin parçalandığı yerde Temnos’u kurmuştur.” Prof. Ersin Döğer; Menemen yada Tarhaniyat Tarihi; Sergi Yayınevi; Mart 1998; Sayfa: 271

(2)    Kentin tarihçesi ile ilgili bilgiler için; a.g.e. Sayfa 271-274

(3)    Retorik Sanatı ile Strabon’un işaret ettiği Temnos’lu Hermagoras’dır. Hermagoras, İ.Ö. 1.yy.da yaşamış Rodos Okulu’ndan zamanının önemli bir retorik üstadıdır. Roma’da retorik öğretmenliği yapmıştır. Bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Hermagoras_of_Temnos

(4)    Strabon, Antik Anadolu Coğrafyası (Geographika: XII-XIII-XIV); Çev.: Prof.Dr. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yayınları; 3.Baskı;İstanbul-1993; Sayfa: 127

(5)    Prof. Ersin Döğer; Menemen yada Tarhaniyat Tarihi; Sergi Yayınevi; Mart 1998; Sayfa: 274

(6)    a.g.e; Sayfa: 220; Görece Köyü hakkında.

 

 

Yazan ve fotoğraflayan: İbrahim Fidanoğlu

Düzenleyen: M.YC 

 
Toplam blog
: 140
: 882
Kayıt tarihi
: 02.09.12
 
 

  Ben ve iki eski dostum; bilgi dağarcığımızı doldurabilmek ve şehrin keşmekeşinden uzaklaşab..