​ Dağlara Yürüyenler, "Sarıkeçililer" / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Dağlara Yürüyenler, "Sarıkeçililer"

Dağlara Yürüyenler, "Sarıkeçililer"
 

Meandros Festivali kapsamında, Didim Apollon Tapınağında, Dağlara Yürüyenler "Sarıkeçililer" belgesel filmini izledik...

Göçebe kültürünün son izleri, doğal ortamında, doğal seslerlerle, otantik şekilde, bir belgesel film haline getirilmiş ...

Daha önceleri zevkle izlediğimiz, ulusal ve uluslararası alanda çok sayıda ödül almış "Dondurmam Gaymak" filminin yönetmeni Yüksel Aksu tarafından çekilen belgesel film, tarihi bir mekan içinde, Didimli izleyicilerle buluştu...

Meandros Deltası, Didim, Kuşadası, Söke, Bafa çevresinin de köklerinde göçebe yörük kültürünün çok önemli yeri olduğu bilinmektedir...

Filmin yönetmeni Yüksel Aksu da aramızdaydı... Aksu, belgesl filmin gösteriminden önce kısa bir konuşma yaptı : Göçebe kültürünün son izleri, Anadolu'nun son Göçerleri Sarıkeçililer belgeselini doğal ortamında , çok zorlu doğal şartlar içinde 3-4 ay boyunca Sarıkeçililerle birlikte yaşayarak, 60 saatlik bir çekim yaptıklarını belirtti. Karacaoğlan, Dadaloğlu'nun aynı kültürün içinden geldiğini, köklerimizin göçebe Yörük kültürüne dayandığını, o insanları tanımış olmaktan, onlarla ilgili bir belgesl film çekmekten çok mutlu olduğunu, bu filmin de, gelecek kuşaklara bir kültür mirası olarak kalacağını belirtti...

Festivallare, Şenliklere çok önem veren Didim Belediye başkanımız da, Didim ve çevresinin de Yörük Kültürünün izlerini taşıdığını, belgesel filmin yönetmeni Yüksel Aksu'yu da aramızda görmekten mutluyuz dedi.. Yönetmenimizden Didim ve çevresini ilgilendiren bir belgesele de imza atmasını arzu ettiklerini belirtti....

Film, Didimliler tarafından yoğun ilgi gördü... Doğal yaşamın doğal görüntüleri ve sesleri seyircileri zaman zaman kahkahaya boğdu...

Halen sayıları 100-150 çadır (hane) olan Sarıkeçililer, Göçebe kültürümüzün son mirascıları olarak, kış mevsimini Mersin Silifke- Anamur arasındaki yaylalarda geçirirken, yaz mevsimini de, Konya- Karaman yörelerindeki yaylalarda geçiriyorlardı... Keçi sürülerini önlerine katarak, develerle bu yörelerde konar göçerliliklerini devam ettiriyor, kıl çadırlarda yaşamlarını sürdürüyorlardı...

Artık konacak, göçecek yerlerdeki sorunlar, yaşama şartları, güçlükler, yasaklamalar göçebe kültürünün son görüntüleri olarak belleğimizde kalacak... Filmin kültürel tarihimiz için çok önemli bir kaynak olarak gelecek nesillere aktarılacağını düşünüyorum...

Filmleri, belgeselleri izleyenler çok farklı tepkiler verebilir. Herkes belgeselde farklı şeyler bulabilir.

Ben, bu belgeseli izlerken kendimi bulduğumu söyleyebilirim... Birebir örtüşmese de; Avşar kültürünün içinden gelmiş biri olarak oniki yaşıma kadar , yayla kültürünün içinde yarı göçebe yaşantımız dün gibi belleğimde capcanlı duruyor. Geriye döndüğümde hep o günleri özlüyorum. Bu belgesel benim özlemlerimi de giderdi. Belgesel filmini izlemekten mutlu oldum...

Bu arada, Meandros Festivaline büyük emeği geçen, programlayan, organize eden, sunuculuğunu yapan, durmadan didinen Başak Kamacı Hanımefendi'ye de, bir Didimli olarak sonsuz teşekkürler ediyorum...

Meandros Festivali'nin, çeşitli etkinliklerle devam ettiğini de belirtmek isterim...

 
Toplam blog
: 1410
: 1053
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..