- Kategori
- Şiir
Dalından

pazardan ve manavdan
gerek yoktu
satın almaya
demiryolu kenarında
sıra sıra
dizilmiş
ağaçların dallarından
koparıp yerdik
meyvecikleri.
özgürdük o zamanlarda
küçücüktük, çocuktuk
gam kasavet bilmezdik
her öğleden sonraları
tırmanırdık
tren yolu ağaçlarına
ellerimiz, yanaklarımız
gömleğimiz, kısa pantolonumuz
al al dut lekesi olurdu.
hormonsuz
italyan eriklerini,
kargıyla çatal yapıp
indirdiğimiz
frenk elmalarını
zevkle indirirdik
mideye.
Söke'mizin doğasından
ve ağacından, dalından
beslendik
beleşten, bedavadan.
güzelim yemişleri,
kirazları,
dağ çileklerini,
tattık
bereketli topraklardan.
aynı zamanda
mis kokulu taptaze
şeftaliler, portakallar,
mandalinler,
kavunlar ve
karpuzlar
soframıza gelirdi
Davutlar'daki
Karaova'dan.