​ Damda gezen güvercinlerim... Tutsak ruhlu özgürlerim... / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '12

 
Kategori
Deneme
 

Damda gezen güvercinlerim... Tutsak ruhlu özgürlerim...

Damda gezen güvercinlerim... Tutsak ruhlu özgürlerim...
 

Bırakın da, dilediği gibi sevişsin, ruhunu zorla esir ettiğiniz, özgür ruhlu güvercinlerim!...


En çok da, barışın sembolü olan, beyaz güvercinleri severim ben; güzel okuyucum.

Çok eskilerde, evcilleştirilebilir ve eğitilebilir özellikleri yüzünden, postacılık yapan, posta güvercinleri, çok revaçta ve makbul olsalar da...

Güvercinler, hastası, müftelası olanlar tarafından, çoğu zaman, hobi amaçlı, bazen de eşe dosta cins ve özellikleriyle hava atmak için beslenmektedirler; ne yazık ki!...

Damda güvercin beslemek, en çok Güney Doğu Anadolu'da yaygın olsa da... Güzel Anadolumun hemen hemen her bir köşesinde beslenmektedir; saflığın, masumluğun en güzel simgesi olan çeşit çeşit güvercinler...

Kuş beslemeyi, halk arasındaki tabiriyle, kuşçuluğu çok sevenler arasında, en yaygın görülen kuşçuluk hastalığı, güvercin hastalığı, güvercin tutkunluğudur heralde...

Ve de yapılması malın sahibi tarafından bile hoşgörülebilen tek hırsızlıktır; güvercin hırsızlığı, Ya da daha kibarcası, başkasının damına indirilen, güvercin beslemesi!...

Yoksa, hafta sonları, İstanbul'un değişik semtlerinde kurulan kuş pazarlarında; 30 liraya da, 30.000 liraya da güvercin olur muydu hiç?

Taklacıları başka bir alem, paçalı olanları bir başka... Eminönü''de, Yeni Camii'nin önünde, tembel tembel hazır buldukları yemler için bekleşen bedavacı güvercinler de; İstanbul'un yedi tepesini gezen arkadaşları da; hep aynı masumiyet ve naifliğin şarkısını söyler; benim kulağıma... " Bana yem ver! Bana yem ver Cem abi!..."

Damda gezen güvercinin,ya kesiktir kanadı; ya da kanadının yarısı bantlı... Damda bekleyen, dam mapusunda gezinen, zorla evcilleştirilmeye çalışılan güvercin; nedense her seferinde sahibinin bencil egosunu getirir aklıma...

Günde 20 - 30 gram yeme alıştırılan, mecbur edilen, mahkum edilen güvercin; bir başına uçmasına izin verildiğinde bile; tutsak ruhludur artık!...

Sahibine, evine, damına alıştığında... Uçsun, havada taklalar atsın diye özgür bırakılan güvercin; evinin damından başka bir yer düşünemeyen, tutsak ruhlu bir özgürden başka bir şey değildir artık!... Üstelik... Gökyüzünün, insanlarla arası nane molla diğer kuşlarının gözünde bile!...

Çünkü o... Günde 20 - 30 gram yeme satmıştır özgürlüğünü!... Belki de o, gökyüzünde özgürce uçan kuşlardan, insanoğlunun kandırarak, özgürlüğünü elinden aldığı ilk alık kuş türüdür! Kim bilir?... Hem de bir hiç pahasına... bir avuç yem bedavacılığına!... Bu yönüyle de, insanoğluna esir düşen kuşların, ilk suçlusu, en suçlusudur benim gözümde de; kuşların barış elçisi, beyaz güvercin...

Günlük hayatımıza, modern hayatın tüm zorlamalarına, ilişki ve sosyal rollerimizin bizi soktuğu bazen pirinçten, bazen de altından; ama ruhumuzu hep esir eden kafeslerine; şöyle göz ucuyla baktığımızda, biz de tutkularımızın, hırslarımızın, haset, fesat ve çekememezliklerimizin ve nefsimizin sonsuz, iflah olmaz kafeslerinde; esir değil miyiz?

Damda gezen güvercinler gibi, biz de, azıcık rahat edelim diye, güzelim özgürlüğümüzü, 20 - 30 gram yeme, ya da ufacık günlük çıkarlarımıza kurban etmez miyiz?

Tutsak ruhlu özgür olmak için, damda gezen güvercin olmaya ne gerek var arkadaş? Bizi hiç özgür bırakmayacak, ayağımızı yerden bile kaldırmayacak kadar çok önyargı,takıntı ve kıskançlıklarımız var! Çok şükür! Onlar tutsak olmamıza, fazlasıyla yeter de artar bile! bence.

Öyleyse, damda gezen güvercinler ve insan kılığına girmiş; ama ruhunu asırlar önce kaybetmiş insancıklar için, Buyrun, hep birlikte, son bir defa söyleyelim:

Damda gezen güvercinlerim... Tutsak ruhlu özgürlerim...

Tutsak olmak için, güvercin olmaya hiç gerek yok! Gelin!... Şu yalan dünyanın, çakma sevdalarına, özgürlüğümüzü feda edelim! Tıpkı binlerce yıldır aynı kolay, aynı güvenli; ama bir o kadar da kaybolmuş, gelmiş, geçmiş tutsak ruhlu tüm insanlar gibi!...

Öyle değil mi?

 

Not: Yazımdaki görsel www.kitapokuyoruz.com adresinden alınmıştır. 

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..