- Kategori
- Siyaset
Danışma Meclisi Toplantısı'na ben de katıldım

Ak Parti Edremit İlçe Danışma Meclisi Toplantısı geçtiğimiz pazar günü, Altınoluk'ta yapıldı.
Toplantıya, Ak Parti Balıkesir Milletvekilleri Ahmet Edip Uğur, Ali Aydınlıoğlu ile İl ve İlçe Teşkilatı yetkilileri, üyeler ve bazı vatandaşlar katıldı.
"Aynı yoldan geçmişiz biz, aynı sudan içmişiz biz" şarkısıyla coşan, bayrak ve flama sallayan kalabalığın arasında ben de vardım. Daha önce böyle bir etkinliğe katılmadığım için Danışma Meclisi Toplantısı'nın nasıl yapıldığını bilmiyorum. Ben bu hareketliliği, toplantıyla ilişkilendirmekten ziyade Başbakan'ın, 3 mart 2013 günü Edremit'e geleceği güne hazırlık mahiyetinde, bir karşılama provası olarak değerlendirdim.
Yıllardır insanları gaza getirmenin, tezahürat, alkış ve şarkılar eşliğinde hoplatıp zıplatmanın normal bir davranış tarzı olup olmadığı üzerinde düşünmekteyim. Hala, tam ve kati bir sonuca ulaşmış değilim. Ancak bu kez, bazı şeyleri hissetmeye ya da ucundan kenarından kavramaya başladığımı söyleyebilirim. Sanıyorum, insanları havaya sokup coşturmak, onlarla etkileşime girmenin en kestirme yolu oluyor.
İster salonda, isterse dışarıda olsun insanlar havaya girdiklerinde kendilerini, (daha önce tereddüt ediyor olsalar bile) beraber oldukları kitleyle yakın hissetmeye başlıyorlar, zamanla onlarla kaynaşıyorlar. Herkese tek tek ulaşmak, meram anlatmak çok zordur, belki de imkansızdır. O zaman insanları kendi tarafına çekmenin başka bir yöntemi olmalıdır. Galiba bu da mevcut kitleyi coşturarak çevrede etki bırakmaktır. Buna, gövde gösterisi yapmaktır da diyebiliriz.
Her hangi bir partinin amacını anlatan kitapçıklarını veya tüzüğünü okuyup ta üye veya sempatizan olan insan sayısı parmakla gösterilecek kadar azdır. Çoğunluk, ait olduğu kitleye, partinin çevrede bıraktığı etkiye; nisbeten de liderin karizmasına ve iktidardaki performansına bakarak oy vereceği partiyi seçer.
Toplulukları gaza getirerek etkilemeyi normal bir yöntem saymasam da bunun bir dünya gerçeği olduğunu kabul etmek zorundayım.Tarih boyunca insanlar bu yolla bazan doğruya, bazan da yanlışa sürüklenmişler ve sürüklenmeye de devam ediyorlar.
Ha, bir de partilerini babadan miras olarak devralanlar var. Onlar bunu, gelecek nesillere taşınması gereken bir tereke olarak görür ve asla değiştirmezler. Onu, emniyetli bir liman bilirler... ki, o CHP'dir. CHP, içindeki dominant elitleri sayesinde sistemin varlığını sonlandıramadığı tek parti olma özelliğini hala korumaktadır.
Ak Parti'ye fikren yakın olduğumu inkar edemem. Ancak bu, partinin doğru yanlış her görüşünü benimsediğim anlamına gelmez. Gerektiğinde eleştiririm. Ancak, iktidar sürecinde gerçekleştirdiği hizmetlere baktığımda sempati duymakla isabetli bir karar verdiğimi de düşünürüm.
Duble yollar, hastaneler, okullar, adliye binaları, konut inşaatları, barajlar... diğer alt ve üst yapı yatırımları... ekonomideki iyileşmeler, (bazıları inkar etse de gerçektir) yurtdışında kazandığımız itibar ... Bunlar, Ak Partinin başarı hanesine yazılması gereken bazıları sonuçlanmış bazıları da devam eden hizmet veya faaliyetlerdir.
Hayatımda ilk kez bir danışma meclisi toplantısında bulunuyordum. Sempatizan olsam da toplantı, miting, protesto gibi eylemselliği çağrıştıran durumlardan pek hoşlanmam. Aynı biçimde sünnet, düğün, nikah, açılış ve benzeri kalabalıklardan da... Çünkü, gürültü ve çokluk dikkatimi dağıtır, dengemi bozar. Bence yalnızlık olmasa da azlık iyidir. Yani az arkadaş, az insan, az gürültü vs.
Peki madem öyle, o zaman bu kalabalığın içine niye girdin diyorsanız söyleyeyim. Toplantıya katılarak görüp duyduklarımdan kendime bir yazı konusu çıkarmam gerekiyordu. O yüzden içeriye girdim ve bir türlü susmayı beceremeyenlerin gürültüsü ve çocukların koşuşturması arasında konuşulanları anlamaya çalıştım. Sonra da yazdım.
Önce, ilçe yöneticileri kısa birer konuşma yaptı. Ardından kürsüye, milletvekili Ali Aydınlıoğlu çıktı:
"Türkiye'nin, dünyada itibar gören bir ülke haline geldiğini söyledi. Balıkesir, Havran, Edremit, Altınoluk karayolunun bu yıl bitirileceğini, Küçükkuyu Ayvacık arasına bir kilometrelik tünel yapılmak suretiyle dağ geçişinin kısaltılacağını ve Çanakkale Boğaz Köprüsü ile ilgili çalışmaların devam ettiğini" anlattı.
Daha sonra, "Edremit Körfez Havaalanı'nın uluslararası standartlara getirildiğini, böylece bölgemize daha fazla turist geleceğini, Edremit’e yeni bir devlet hastanesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi, SGK binası yapılacağını, bölgeye büyük bir spor kompleksi inşa edileceğini, Altınoluk Limanı’ndaki mendireğin uzatılarak dalganın içeri girmesinin önleneceğini" söyledi.
Son olarak ise kürsüye, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Edip Uğur geldi. "Son yapılan araştırmaların AK Parti'yi birinci gösterdiğini, ülkede bir çivi çakamayanların, Balıkesir- Edremit arasına duble yol yapılmasını yalnızca hayal edenlerin milletin itibarına mazhar olamayacağını ifade etti. Otuz yıldır süren terör belasını militanları dağdan indirip silah bıraktırarak çözmeye ve anaların gözyaşını dindirmeye çalıştıklarını" anlattı.
"Terör yüzünden kaybetiğimiz 300 milyarı, kalkınmaya harcasaydık şimdiden 2023 hedeflerine ulaşabilirdik" dedi
Edip Uğur konuşmasında, Altınoluk'un ilçe olması konusunu da, "Felsefemiz, küçük olsun benim olsun değil, büyük olsun hepimizin olsun olmalıdır" şeklinde değerlendirdi.
Edip Uğur'un konuşması bitince salondan ayrıldım ama burada Altınoluk konusunda farkı düşüdüğümü ifade etmeden geçmek istemiyorum. Ben Edip Bey'in aksine ilçe olması halinde Altınoluk'ta, gözle görülür bir değişim yaşanacağını, en azından, ihdas edilecek resmi kurumlara atanacak memurların kira ve gıda harcamalarının ev sahipleriyle esnafın yüzünü güldürebileceği kanaatindeyim.