- Kategori
- Siyaset
Darbeler neden oldu bu Ülke'de? (2)

Alıntı
Okumaktan çok, resimlere bakmayı seven bir millet olduğumuzu bildiğim halde bu uzun yazıları yazmaya karar verdim. Darbelerden yada askerden yanasın diyenlere rağmen. Aklı selim olanlar ne dediğimi anlıyor. Ben 1977'de üniversite öğrencisiydim. Yaşadım. Gördüm. 1980 ihtilalinden 1 gün öncesine kadar arkadaşlarım öldü. 1 gün sonra ilk sevincimiz "artık kimse ölmeyecek" olmuştu. Okula gidebilecek olmanın sevincini yaşıyorduk. Siyasilerin suçunu görmezden gelmek haksızlık. Yazış nedenim ; eğer bir suçlu arayacaksak darbeyi yapanlar kadar, demokrasinin işlemesine engel olan siyasiler ve onları seçen halkta suçlu !
Bir önce ki yazımda 1960 İhtilâli’nden söz etmiştim. Bu tip uygulamaların demokrasi ayıbı olduğu düşüncemde son derece samimi olmakla beraber, darbelere davetiye çıkarılmasında siyasilerin ve halkın doğrudan etkili olduğunu düşünüyorum. Demokrasinin, Cumhuriyet rejiminin, vatandaşlık hak ve ödevlerinin, hukuk devleti olmanın, Devletçilik ve Milliyetçilik ilkelerinin iyi bellenmemesi ve farkındalığına varılmaması sonucunda ; demokratik ödevi ve hakkı olan oy kullanmayı bile ya güdümlü ya da kerhen yerine getirenlerin seçtiği yanlış insanlar ve her gelen iktidara sırtını yaslayıp ‘benden sonra tufan’ zihniyeti içerisinde, kendine ‘elit ‘, ‘entelektüel’, ’aydın’ tanımlaması yapan insanlar sayesinde bu ülke darbelere maruz kalmıştır.
11 Şubat 1961’de, kapatılan Demokrat Parti’nin devamı olarak, DP’nin eski üyeleri Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala, Şinasi Osma, Halit Ağca ve Dr. İhsan Önal bir dilekçe vererek Adalet Partisi'ni kurdular. 15 Ekim 1961 seçimlerinde AP %34, 8 oy aldı. En çok oyu alan İsmet İnönü liderliğinde CHP-AP koalisyonu kuruldu.
Hatırlayınız ! 1950 öncesi İsmet İnönü’nün Devletçilik uygulamalarından sıkılan halk Adnan Menderes’e destek vermişti…Bu gün ise İhtilâlle sonuçlanan süreç sonrası yeniden İsmet İnönü’yü seçimle iş başına getirdi. İsmet Paşayı ne gerekçelerle istemediler bir göz atalım.
1939’da 2.Dünya Savaşı başladı. Savaşın özellikle ekonomiyi kötü yönde etkilemesi, büyük kentlerde karaborsacılığın ortaya çıkması, sermayenin belirli ellerde toplamasını kolaylaştırdı. Kırsal kesimde genç nüfüsun silah altına alınması küçük ve orta büyüklükteki çiftçinin üretimini düşürdü. Büyük toprak sahipleri arzı kendileri kontrol etmeye başladı. Artan talep karşısında arzdaki daralma enflasyonu ve hayat pahalılığını arttırdı. İktidarın önlem olarak düşündüğü çözümlerden ilki Varlık vergisi oldu. Devlet tarafından salınan ağır vergileri ödeyemeyen bütün işadamları Aşkale'ye gönderilerek orada taş kırmak gibi işlerde amele olarak kullanıldı. Keyfi uygulamalara sebep olan bu vergi kent burjuvazisini iktidara cephe almaya itti. Diğer önlem ise Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu idi. Bu kanunla büyük toprak sahiplerinin toprakları bölünerek, küçük çiftçiye destek sağlamak hedefleniyordu. Ancak bu, Devletin Türkiye'deki bütün arazilerin zaten %70'ten fazlasına sahip olduğunu bilen toprak sahiplerini muhalefet saflarına kanalize etti.
1964’de Ragıp Gümüşpala vefat etti. Büyük kongrede başkanlığa Süleyman Demirel getirildi.
Demirel liderliğinde ki AP , 1964’de İsmet İnönü Başbakanlığında ki CHP hükümetini düşürdü. Henüz milletvekili olmayan Süleyman Demirel 1965 seçimlerinde oyların %52, 9 ‘unu alarak 1.parti oldu. Kurulan birinci Demirel hükümetinde ülke 68 öğrenci olaylarıyla sarsıldı. Amerikan 6. Filosu'nun İstanbul ziyareti sırasında yapılan karşı gösteriler, kanlı olaylara dönüştü. 1968 yılı Ocak ayın da İsmet İnönü , Konya’da ki CHP kongresine mesaj gönderdi “En büyük tehlike irticadır.” Taa o tarihlerde ! 68 Şubat’ın da işçiler sendika binalarına saldırmaya başladı. 24 Şubat’da Ankara’da yapılan Anayasa Mitingi’n de olaylar çıktı. 25 Şubat’ta İstanbul’da Uyanış Mitingi yapıldı.Seçimlerde uygulanan Milli Bakiye sistemi değiştirildi.CHP ve TİP Meclisi terk etti. Değişen seçim sistemi, küçük partilere meclise girme şansı vermiyordu !
TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar: " Hükümet üyelerinden rica ediyorum. Bu kanunu geri alınız. Aksi halde demokrasinin başına geleceklerden siz sorumlusunuz." derken, CHP
Genel Başkanı İsmet İnönü "Bu çeşit vicdan hürriyeti anlayışı, memleketi bir vatandaş çatışmasına götürmektedir. Endişe ediyoruz." diyerek hükümeti uyarıyordu.
3 Mart 1968’de İstanbul’da “Şahlanış Mitingi” yapıldı. 9 Mart’da AIESEC'in 20. Genel Kurul açılış töreninde Başbakan adına konuşan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ün konuşması üniversite öğrenciler tarafından devamlı surette kesildi ve konuşması 'Dağ başını duman almış' marşıyla protesto edildiği için öğrencilerin bir kısmı tutuklandı ! 30 Mart’da Ankara’da Milli Şahlanış Mitingi yapıldı. 24 Nisan’da İTÜ Makine Fakültesi Dekanı Prof. Saffet Müftüoğlu, bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
6 Mayıs’da Anayasa Mahkemesi, Seçim Kanununda yer alan 'Barajlı D'Hont' sistemini, 'demokratik düzen niteliğini önler' gerekçesiyle iptal etti. 2 Haziran ara seçimlerin de AP: 5 milletvekilliği, 38 senatörlük, CHP: 13 senatörlük, MP: 1 senatörlük, GP: 1 senatörlük kazandı. Seçimler esnasında kanlı olaylar oldu. 1968 Haziran ayında ;
-Reformların hemen gerçekleşmesini isteyen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencileri, fakülte binasını işgal ettiler.
-Ankara Ünv. Hukuk Fakültesi öğrencileri, fakülteyi işgal ettiler.
-İstanbul Ünv. Hukuk Fakültesi öğrencileri, fakülteyi işgal ettiler.
-Boykot ve işgal olayları bütün üniversite ve okullara yayıldı. Yer yer polisle silahlı çatışmalar da yaşandı.
-İTÜ ve Maçka Teknik Okulu, öğrenciler tarafından işgal edildi.
-Üniversite olayları TBMM'de görüşüldü.
-İsmet İnönü "... Gençlik problemleri eğitim politikasının değişmesiyle halledilir." dedi ki öğrencilerin istediği de buydu.
-İstanbul Üniversitesi, işgal kaldırılıncaya kadar kapatıldı. İstanbul Ünv.'de Eczacılık Fakültesi hariç, işgal kaldırıldı.
Ülke tam bir kaos yaşıyordu. Demokratik kurumlar çalışamaz haldeydi. Hükümetin polis gücü ile olaylara müdahale etme gayreti daha büyük tepkilere yol açıyordu. Temmuz ayı içerisinde de olaylar durmak bilmedi. Amerikan 6. Filosu'nun İstanbul'u ziyareti sırasında protesto gösterileri yapıldı.Gösterilerde yaralananlar oldu. Aradan birkaç gün geçmişti ki İstanbul'da gençlerle polisler arasında yer yer çatışmalar oldu. Neredeyse gün yoktu ki gençlerle polis çatışmasın… Ağustos ayında İzmir’de saatli bomba patladı. Şiddet olayları tırmanmaya başladı. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları, istekleriyle emekliye ayrıldılar. ! 1971 muhtırasını verenler yerlerini aldılar !
Fransa Cumhurbaşkanı General De Gaulle resmi bir ziyaret için Türkiye'ye geldinde “Kıbrıs için bölünme şarttır” dedi ! Avustralya’ya ilk işçi gönderilmesi bu dönemde gerçekleşti. Ekonomi dar boğaza girmişti. Aralık ayında İstanbul Üniversitesi süresiz kapatıldı.
Tüm bu yaşananlara rağmen 10 Ekim 1969 tarihinde ki genel seçimlerde AP % 48 oy alarak tek başına hükümet oldu. 2. Demirel hükümeti de olayların önüne geçemedi ! 1969 yılında da işçi hareketleri, grevler, öğrenci hareketleri dinmek bilmedi. ODTÜ’yü ziyaret eden ABD Büyükelçisi’nin otomobili yakıldı. ODTÜ tatil edildi. Şubat ayın da tekrar gelen 6.filonun İstanbul’a demirlemesini protesto için “emperyalizme ve sömürüye “karşı bir miting düzenlendi. Sağcı militanlar gösteri yürüyüşüne “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla saldırdı. İki kişi öldürüldü 200 kişi yaralandı. Bu olay tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçti. Ankara’da Büyük Eğitim Yürüyüşü düzenleyen binlerce öğretmen , eğitim düzenini protesto etti. Bu arada Sovyet Şairleri Antolojisi toplatıldı, sanatçılar arasında komünizmi övüyor diye tutuklananlar oldu. Mahkûmlar açlık grevlerine ve hapishane işgallerine başladı.
Bu arada unutmadan söyleyeyim, 1960 ihtilâlini gerçekleştiren subaylardan biri olup, radyodan bildiriyi okuyan Albay rütbesinde ki Alparslan Türkeş , Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Başkanı ! Hani darbeler ve darbeciler kötüydü ya !
Sansür Anayasaya aykırı olmasına rağmen İnce Memed romanının senaryosu sansürlendi.
Dış borç alınmasına karşı çıkanlara Süleyman Demirel “Borç almayalım da ne yapalım? Millet başka yere mi Hicret etsin?” diye cevap verdi.
Dikkat ! 8 Temmuz 1969. Türkiye Öğretmenler Sendikası 7 Temmuz’da Kayseri de kongre düzenledi. Kışkırtılan halk, tekbir getirerek kongrenin yapıldığı sinema salonunu basarak ateşe verdi ! Öğretmenler askeri araçlarla şehirden çıkartıldı. Bu size bir şey hatırlatıyor mu? İpucu verim Sivas….
TÖS Başkanı Fakir Baykurt’a işten el çektirildi. Kitapları yasaklı yayınlar arasına girdi.
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi ve ODTÜ öğrenci birlikleri kapatıldı. Üniversitelerde boykotlar başladı ve hızla yayıldı. 1600 öğretmen Cumhuriyet tarihinde ilk kez boykota başladı. Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nde olaylar çıktı. Sol görüşlü bir öğrenci açılan ateş sonucu öldürüldü. Topkapı’da grev yapılan Gamak Elektrik fabrikasında polis işçilere saldırdı. 1 işçi öldürüldü 28 i yaralandı ! Tiyatro oyunları kaldırılmaya başlandı.
1970 yılında Yüksek Denetleme Kurulu Hacı Ali Demirel’e satılan Devlet Demiryolu arsaları için soruşturma açtı.
3 gün sonra kurulun 8 üyesi görevden alındı ! Danıştay’a başvuran üyelerden 5 i görevine geri döndü ! Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini basan 12 silahlı sağ görüşlü öğrenci , bir asteğmen doktoru öldürdü ! Özel okulların kurulmasına Demirel Hükümeti zamanında izin verilmişti . Bu gün üniversite öğrencileri Sultanahmet meydanında özel okullar devletleşsin diye miting yapıyordu. TBMM , Sendikalar Kanununda değişiklik yapmak için toplandı. DİSK’in faaliyetlerini kısıtladı. Bunun üzerine bütün işçiler sokağa döküldü. 15-16 Haziran işçi eylemleri sonrası sıkıyönetim ilan edildi. DİSK yöneticileri gözaltına alındı. Demirel’e muhalif 26 milletvekili partiden ihrac edildi.
Cumhuriyet tarihinin 3.develüasyonu yapıldı. Dolar 9.-tl’dan 15.tl’ya çıktı ! Ankara Hukuk ve Dil Tarih Coğrafya Fakülteleri sağcı komandolar tarafından işgal edildi. 19 Eylül 1970 tarihinde Devlet Planlama Teşkilatı müsteşarı Turgut Özal çalıştığı kuruma mescit yapılmasını istedi ! Sağcı komandolar İstanbul Ünv. Kimya Fakültesini bastı. Fakülte süresiz kapatıldı.
1971 yılında da olaylar tırmanışa devam etti. 500 ü aşkın mülki amir hükümeti protesto için eylem kararı aldı ! İşçi ücretleri ödenemez hale geldi. TSK’ya dil uzatılmaya başlandı ! Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç “Silahlı kuvvetlerin kendisine dil uzatılmasına ne kadar sabırla mukavemet edeceğini kestirmek artık mümkün değildir.” dedi. Bu mesaj üzerine Elazığ senatörü Prf.Celal Ertuğ “Bir dikta ortamına adım adım yaklaşılmaktadır. Ordunun mesajı açıktır. Demirel derhal istifa etmelidir.” der. Cevap gecikmez . “ Meşru yollardan geldim. Bulurlar 226’ yı bizi devirirler.” TRT parasızlıktan radyo yayınlarını 18, 5 saatten 8 saate indirir.
Ve beklenen son ! Tarih 9 Mart 1971. Genelkurbay Başkanı Memduh Tağmaç başkanlığında toplanan Yüksek Komuta Konseyi Toplantısında “Olayları önlemede hükümetin yetersiz kaldığı.” İfade edilerek Başbakan’ın istifası istenir. 19 AP’li Demirel’in çekilmesi için muhtıra verir. Başsavcılık Milli Nizam Partisinin kapatılması için Anayasa Mahkemesine başvurur.
12 MART 1971 . Silahlı Kuvvetler Başbakan ve Parlamento’yu suçlayan bir muhtıra verir. Demirel istifa eder.
Tabloya baktığımızda, askerleri suçlayacağımız bir şey görüyor muyuz? Ya da gösterdikleri sabrı yadsıyabilir miyiz? Askerler demokrasinin değil, vatan bütünlüğünün, bayrağın, egemenliğin ve Cumhuriyetin bekçileridir. Demokrasiyi işletmek halkın , hükümetlerin, kurumların, kuruluşların görevidir. Memlekette kan gövdeyi götürüyor. Halkın ne can güvenliği kalmış ne mal güvenliği. Zulüm, baskı had safhada, vatandaşla polis karşı karşıya getirilmiş. Sonuç ortada. Gelmeye ve kalmaya meraklı olsalardı bu gün halâ Cumhuriyetle yönetiliyor olmazdık.
1980 ihtilâline nasıl geldiğimizi bilenler bilir, bilmeyenler ya da unutanlar açıp okusun araştırsın lütfen. Bu gün yaşadığımız hiçbir şey tesadüf değil. Sayın İlker Başbuğ’un da söylediği gibi “Beka sorunu”
Demokrat Parti zamanında yapılan yanlışlar, uygulanan hatalı politikalar sonrasında da devam etmiştir. Siyasilerin siyaset yapmaktan anladıkları konsensüs sağlamak değil kaos ortamı yaratmaktır. Bu halk her ne kadar kaos istemiyor dense de 1971 sonrasına baktığımızda hatta bu gün bile bu ortamı yaratanlara seçim meydanlarında ve sandıkta prim yaptırmıştır.
Tek parti iktidarlarının sonuçları defalarca yaşanmıştır. İhtilallerle son bulmuştur. Nedeni de çok açıktır. İçimizden çıkan bu insanlar, o koltuğa oturduktan sonra Padişah edası ile ülkeyi yönetmeye kalkıp ; demokratik , lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, insan hak ve özgürlüklerine, Atatürk İlke ve İnkilâplarına inanmış insanları rahatsız etmektedirler. Bu rahatsızlığı duyanlarla duymayanlar , zaman içerisinde karşı karşıya bırakılıp şiddet olayları gündeme geldiğinde de ‘nasıl olsa yeniden gelirim.’ inancı ile TSK’ya bile bile davetiye çıkartarak, tabir-i caizse şapkalarını ceketlerini alıp gitmişlerdir.
Burada unutulmaması gereken bir başka husus da bu didişmeler sonucunda kesintiye uğrayan sadece demokrasimiz olmamamıştır. Her hükümet devlet kaynaklarını kurutarak gitmiş , Türkiye dışa bağımlı hale gelmiştir. Ekonomik özgürlüğü olmayan bir Ülkenin , ne denli “tam bağımsız ‘ olduğu da ayrı bir tartışma konusudur.
Bu gün 1980 darbesini yapanların yargılanmasını isteyenlerden tek bir şey istiyorum. 1965’ten itibaren siyasi arenada boy gösterenler hakkında da aynı istemde bulunun. Dokunulmazlıkları kaldırın. Gerekirse bu uğurda toplu istifa edin. Yapar mısınız?
Saygılarımla.
1 Temmuz.2009
N.Zeynep Çelik.