- Kategori
- Mizah
Darwinistler'den işte öylesine hikayeler-V

Yalayarak Ter Bezlerini Süt Bezlerine Dönüştüren Yavrular
Evrimcilere göre sürüngenler hem kuşların hem de memelilerin atası. Karşılaştıracak olursak sürüngenlerin vücudu pullarla, memelilerinki kıllarla kaplıdır. Sürüngenler soğukkanlı, memeliler sıcakkanlı canlılardır. Ayrıca sürüngenler yumurtlayarak, memeliler doğurarak çoğalırlar. Bunca farklılıklara rağmen evrimciler yine de memelilerin sürüngenlerden evrimleştiğini savunurlar.
Diyelim ki bir sürüngen memeliye dönüştü. Konu çözüldü mü: "hayır!" Bu canlının soyunu, doğurduğu(!) yavrusunun da yaşamını sürdürebilmesi için süte gereksinim var şimdi. Buna nasıl bir açıklama getiriyor Darwinistler? Bakın bir Darwinist "işte öylesine bir hikaye" gibi konuyu açıklıyor:
"Soğuk bölgelerde yaşayan bazı sürüngenler, vücutlarını ısıtacak bir yöntem geliştirdiler... Pulları giderek daha sivri hale geldi ve sonunda tüylere evrimleşti. Bu arada gerçekleşen bir diğer adaptasyon ise terlemenin gelişmesi oldu; bu, canlıya gerektiğinde suyun buharlaşması sayesinde vücudunu soğutma imkanı veriyordu. Bu arada beklenmedik bir biçimde, bazı yavrular beslenmek için annelerinin vücudunda oluşan teri yalamaya başladılar. Bazı ter bezleri bu nedenle giderek daha zengin bir salgı salgılamaya başladılar ve bu salgı sonunda süt haline dönüştü. Bu sayede bu ilk memelilerin yavruları hayata daha iyi bir başlangıç yaptılar." (George Gamow, Martynas Ycas, Mr. Tompkins Inside Himself, Allen & Unwin, Londra, 1966, s. 149)
Bir canlının, annesinin vücudundaki teri "yalayarak" ortaya süt çıkarması masallara konu olabilecek bir olay olabilir. Kaldı ki süt besleyici değeri çok yüksek bir gıda ve detaylarına baktığınızda oldukça mucizevi ölçülerle yaratıldığı açık. Diğer yandan kompleks bir mekanizma olan terlemenin, sürüngenlerde hiç yokken memelilerde nasıl ortaya çıktığı da bir muamma...
Evrimci kaynaklarda sık sık yer alan bu ve benzeri hikayeler, evrim teorisinin bilimden ne denli uzak olduğunun bir kanıtıdır. Ancak ilginç olan, bilim adamlarının bunlara nasıl inanabiliyor olduğudur. Şu sonuca varmak mümkün; Philip Johnson'ın belirttiği gibi, "Darwinciler için bir şeyin olduğunu hayal edebilmek, o şeyin gerçekleştiğine emin olmaları için yeterlidir." Philip E. Johnson, Objections Sustained, Intervarsity Press, 1998, s. 23
Tabi ki devam edecek...
Yararlanılan link: http://www.evrimkomedisi.com/sut.htm