​ Daum Avrupa'ya "Fransız" / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '10

 
Kategori
Futbol
 

Daum Avrupa'ya "Fransız"

Daum Avrupa'ya "Fransız"
 

Bu maçla ilgili sabaha kadar konuşabilir, akşama kadar da yazabilirim... Bardağın neresine bakmak istersiniz bilemem ama boş tarafında Avrupa'ya veda ettiğimizi görüyoruz...


Dolu tarafın da bir sürü mazeretler üretebilir, sakatlıklardan da bahsedebilirsiniz ama bunların hiçbiri Daum'un oyuna ve tura Fransız kalmış olmasını engellemez...


Dakikalar yaklaşık 55'i gösterdiğinde yanımdaki arkadaşlara bu zaman böyle geçmez dediğimi hatırlıyorum. Islık çalmaktan bitap düşen genç dostum; "saate bakma abi" cevabı vermişti... Yani anlayacağınız koca 45 dakikayı geriye yaslanıp, zamandan da çalarak 1-0'a yatma modası çek geçmişte kalmasına rağmen 50 bin ateşli seyircisi önünde Daum bunu tercih ediyordu... Zaman ilerliyor ve dahi Daum ileride uzun zaman sonra çok istekli ve ateşli oynayan Guiza'yı çıkartıp yerine Baroni'yi alarak ben kapanmaya defans yapmaya devam edeceğim beyler mesajı veriyordu. O değişiklik sonrası eyvah sesleri daha da yükselmeye başlamıştı Kadıköy'de... Üstelik bu sefer Fransızlara önde basan Guiza'da yoktu, Alex'le bugün zaten 1 kiş eksiktik...


Daum tuhaf oyunlar oynamaya devam etti. 5 dakika geçti geçmedi bu sefer Deniz'i çıkartıp Semih'i oyuna sürdü. Yaptığı her değişiklikte birçok futbolcunun yerleri değişiyordu. Oysa orada yapacağı en önemli şey bir türlü ön tarafta oynayamayan Gökhan'ın yerine o kanada birisini koymaktı... Gökhan'ı uzun zmandır bu kadar kötü görmemiştik...


Sonuç olarak bir takım bu kadar çekilirse ve yiyeceği 1 golle elenecek noktadaysa bu kadar defansif yapıda olmamalı... Üstelik takımınızda bu kadar bireysel hata yapmaya müsait oyuncu sayınız fazlaysa...


Neyse kaçan balık büyük olur. 84'de Liverpool hayallerini kurarken yedik golü. Tank gibi ağır Bilica'nın yaptığı gereksiz faul ile... Bilica demişken, yazılarımdan bilenler olacaktır. Bilica hakkında devamlı olumsuz yazıyorum... Bugün artık birşeye daha karar verdim. Uzun zamandır Fenerbahçe'ye transfer olan hiçbir futbolcu Bilica kadar bana antipatik gelmemişti... Hiç büyük bir takım futbolcusu gibi görüntü vermiyor. Gereğinden fazla topla oynuyor, sorumsuz ve çok riskli... Bir gece önce Inter Chelsea maçını seyrettik. Biri İngiltere'nin diğeri İtalya'nın en iyi oynayan takımları ama defans oyuncularına baktık kendi yarı alanlarında veya ceza sahası önlerindeki riskli topları hiç çekinmeden taça atabiliyorlar... Bizde topu taça atmak günah mı sayılıyor anlamıyorum...


Yazımın son bölümüne Emre Belezoğlu'na ayırıyorum... Kendisine buradan teşekkür ediyorum. Onu çok defa eleştirdim. Fenerbahçe'ye geldiğinde mutlu olmadığım gibi üzülmüştüm de sonrasında da tuhaf hareketlerine devam etmişti. Geçen sene de verimsiz geçirmişti ama bu sene takımın gerçek bir beyni ve dinamosu gibi. Dün akşam o olmasaydı, 85'de değil çok erkenden elenip gidecektik. Üzerinde taşıdığı çubuklu'ya her geçen gün daha da fazla ısınıyor ve bir kaptan gibi, mücadele ediyor takımını ayakta tutuyor... Tebrikler Emre böyle devam etmelisin...

Aklıma gelmişken ; Fenerbahçe böyle önemi büyük karşılaşmalara çubuklu forma ile çıkardı. Dün akşam antrasit forma ile çıktı... Bu bile bana göre Avrupa 'ya konsantre olamayışlarını gösteriyor...

Avrupa bitti.

Şimdi döndük ligimize, geldik Şampiyonluk sözüne...

okumanızı tavsiye ederim : http://blog.milliyet.com.tr/Lille_macinda_sabir_ve_disiplin_one_cikmali/Blog/?BlogNo=231067

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ

25.02.2010

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 252
: 936
Kayıt tarihi
: 17.03.08
 
 

74'ün İstanbulunda, Sultan şehri Üsküdar'ın, kız çocuklarına "Zeynep" erkeklerine "Kamil" adı kon..