- Kategori
- Blog
Davetkâr MB ve dünyalı yazanları…

Google çiçeklenmiş bu gün dünyanın günüymüş. MB'nin her gün her saat çiçekler gibi yazanları var. Resim alıntı.
22 Nisan Dünya gününüz kutlu olsun.
Suyun toprağın kıymetini bilenler de eksik olmasın.
“Yaşayanlar unutmuştu bizi
Biz öldüğümüzle kalmıştık”
Cemal Süreya
Hamza adlı şiirinin finali; muhteşem değil mi?
O usta taklit edilemez ama rica ile ondan ödünç alınır.
“Okuyanlar unutmuştu bizi
Biz yazdığımızla kalmıştık.”
Böyle bir düşünceye sırtımızı dönerek; MB’ de yazdığımız için değil yazdığımız için gurur duymalıyız.
Ali giderse, Şevki giderse; artı kefesi ağır bastığı halde görünmez; verilen emeklere yazık olur.
Ali Şevki’den; Şevki Ali’den çok şey öğrendi.
MB Kocaman vaatler vermedi. Sadece bir davetiye gönderdi.
Çoğunluk: Kanatlanarak bu davete icabet etti.
MB neyse o olarak kaldı. Cazibeli bir mıknatıs gibi…
Dünyalı yazanları değişti de değişti. Pervane hatta deli divane oldu bazen isteriz de isteriz; bazen istemeyiz diye tutturdu.
“Her ne yazarsan yaz ne okursan oku; canın istediği zaman gel, istemediğinde git, hatta gelgit” Sözleriyle MB olayı bağladı.
Basiretimiz kısmetimiz ellerimiz dimağımız: Çok şükür bağlı değil.
Bu ne özgürlük bu ne anlayış! Sıkboğaz eden yok.
Para pul, senet sepet isteyen yok, işgal edilen yerin vergisi yok. Her bir şey şu çatının altında bedava; nerde görülmüş böylesi bir müsemma…
Zırvalamak serbest…
Tekrarın tekrarı da…
Erenler! Elimizi vicdanımıza koyduğumuzda…
Koyarsak görebiliriz.
Kimseyi beğenmiyoruz.
Kimse de bizi…
İddiaya girelim mi?
Cemal Süreya gibi…O dev de girmeyi çok severmiş.
İsminin bir harfini bu yolda kaybetmiş.
Süreyya: Bir anda olmuş S Ü R E Y A
Allahtan onun iki YY si varmış.
Atın da görelim isminizin bir harfini; inceden yazar olabilmek esasında çok kolay. Sırtta abartılı hırs taşımayınca; yeşerir sağa sola fırlatılan tohumlar.
Ne demiş Süreya? Saat on ikiden sonra bütün içkiler şaraptır.
Bana öyle geliyor ki onun şiirsel ruhu MB’ye konuk oldu.
O eski kavgaları haldır haldır aramak yerine; köprüler kurmalı Edirne’den Bitlis’e…
Yazmak için toplanmalı, toplanmak için yazmalı.
Sevgi yukarıdan aşağı inermiş eğer öyle değilse ayı gökten urganla kendimize çekeceğimize; aramızda bize göz kırpan yıldızların ışığında endişelerimize meydan okuyalım.
Yazı sanatının tadını çıkartalım.
Kibir: Kocaman taşmış; yerinden kıpırdamazmış.
Su gibi akıcı, toprak gibi bereketli yazılarda buluşalım.
21 Nisan 2012 Cumartesi
Alev Meisel/İzmir