- Kategori
- Doğa Sporları
DAVRAS ÇIKIŞI
Gönlümüze genişlik duygusu veren yaz ayları sona ermiş, kendini hissettiren soğuklar yüzünden kızaran yapraklar fark edilir olmuştu. İnsanların dengesini bozmak için icat edilen ileri-geri saat uygulamasının olduğu gündü. Evdeki saatleri geri almış, erken kalkmak için kaç alarm kurmuştum. Yine de telefonların alarmları 04.30 da çaldığında fırlamıştım. Beş gibi arkadaşlarımı alacak, Ispartalıların sevdalısı Davrasa tırmanacaktık. Hızlı bir kahvaltıdan sonra akşamdan hazırladığım dağcı kıyafetlerini hızla sırtıma geçirdim. Bu mevsimde davrasın ne yapacağı belli olmaz, bizlere bir sürpriz yaşatabilirdi. Demir köprüye doğru yol alırken Gülevler tarafından eli bastonlu bir gölgenin kaydığını fark ettim. Gelen tahmin ettiğim gibi arkadaşımız Zafer beydi. Gecenin tenha karanlığında şehirlerarası otogara doğru yol aldık. Göldosk kulübü başkanı Sıtkı beyi buradan alıp, Büyük hacılar köyü yanından tırmanmaya başladık. Ortalık hala koyu karanlıktı. Arabanın ışıkları arada bir bölgeyi zamansız aydınlatıyor, sonra tekrar karanlığa emanet ediyordu. Zirveye hareket 6.00 da olacağından telesiyej başlangıç istasyonundaki kamp alanına ulaşacaktık. Kulübümüzün tecrübeli dağcıları Sinan ve Yılmaz Beyler bu alanda çadır kurmuşlardı.
Oteller bölgesine vardığımızda sağda tırmanmaya davet eden toprak yola girdik. Son yağmurlardan sonra yola yuvarlanan taşlarla acil bakıma ihtiyaç duyuyordu. Sarı ışıkta zorlukla fark edilen kayalar arasından kıvrılarak kamp alanına ulaştık. Araçtan ihtiyatla indiğimizde çadırlar arasında gölgeler dolaşıyor, madencileri hatırlatan tepe lambalarının ışığında sırt çantaları hazırlanıyor, kahvaltı ediliyordu. Aracımızı park edip, arkadaşlarımızı bulduğumuzda çay ve kahvaltı teklif ettilerse de teşekkür ederek, kendini iyice hissettirmeye başlayan soğuğa karşı yakalarımızı kaldırıp, termal ceketlerimizi giydik. Kamp alanına giren bir midibüsten inenleri görünce dikkatle baktık. Dakadosk 25 civarında bir gurupla gelmişti.Hazırlığını bitirip alanda toplananlara İstutak başkanı Ali bey hoş geldiniz dedikten sonra,Dakadoskun Akdağ çıkışında yaptığı rehberlikten sonra, Davras çıkışında kendilerinin rehberlik yapacağını,10 kasımda da Göldoskun Barla dağı için görevlendirildiğini,telesiyej hattının bakımı için açılan toprak yolun rota olarak takip edileceğini,gurubumuzun rehberliğini Mehmet beyin yapacağını,SDÜ’den iki arkadaşımızın zirveden rüzgarkanatla ineceğini bildirerek başarılar diledi.Hareket ettiğimizde gün henüz doğmamış,gecenin ayazı yüzümüzü arsızca ısırmaktaydı.Sayı alındıktan sonra tatlı sohbetlerin eşlik ettiği tempoya uyduk.Anadolu Lisesinde beden eğitimi öğretmenliği yapmakta olan Mehmet beyin acelesiz,sakin temposu çıkışa katılan herkesi yüreklendiriciydi.Kasların açılması için önce ısınması gerekiyordu.Bir kaç dakikayı aşmayan kısa molalarla telesiyejin son istasyonuna ulaştık.Toplu ve kişisel fotoğrafları çekildikten sonra biraz dinlendik.Böylece hem arkada kalmış olanlar rahatça yetişmesi sağlanmış,hem de moladakilerin su-çikolata gibi küçük atıştırmalarına göz yumulmuş oldu. Bundan sonra dik ve kayalık bir bölge geçileceğinden rehberimiz yavaş ve tek sıra halinde yürünmesini istedi. Bu çetin yokuşu aşınca bir vadiye girdik. Vadi içi soğuk rüzgarlardan korunduğundan oturarak arkadakilerin yetişmesini bekledik. Buradan daha rahat bir yürüyüşle zirvenin altına kadar ilerledik. Son kısa molamızda kenardaki bir çoban yurdu dikkatimizi çekti, ancak insanlar aşağıya indiklerinden kimse kalmamıştı. Son bir gayretle çıkılan zirvede (2635 m) saygı duruşu ve İstiklal marşımızın söylenmesinden sonra zirve fotoğrafları çekildi. Bizi üzen Ağustos ayında astığımız bayrağımızın Davras’ın hırçın rüzgarlarına daha fazla dayanamadığını görmekti. Evet,bu sezon Davrasa beş çıkış gerçekleştirmiş,hatta yeni bir rota bularak buna çalışmıştık.Ispartalının sevdalısı muhteşem Davras dağının zirve defteri de yoktu.Bunu kulüp gündem defterimize not ederek bir kaya dibinde kahvaltı halkamızı oluşturduk.Burada Etudosk’tan birkaç arkadaşın içinde Durmuş Ali Arslan beyi görüp aramıza davet etsek de o erken geldiklerini,birazdan inişe geçeceklerini belirterek izin istedi.Muhteşem Isparta manzaralı,bir yanından Eğirdir gölü,bir taraftan Karacaören barajı ve Dedegölü seyrederek eğlendik. Bol çay ve zengin kahvaltılıklar olan soframızdan kalkıp sırt çantalarımızı omuzladığımızda aşağıdaki vadide toplanmamız söylendi.Ancak zaman geçip zirve fotoğrafları çeken gurup toplanamayınca yavaş adımlarla dönüş yoluna koyulduk.Dağ kazalarının çoğu dönüş yolunda olur düşüncesiyle dikkatle kayalık arazide inişe başladık.Sinan beyin oğlu Atakan, Zafer beyle girdikleri zirve yarışını kazandığını anlatıyor.Atakan bizim kulübün maskotu gibidir.Bazen kardeşi Damla yürüyüşlerimizi zenginleştirse de Atakan’ın zorlu çıkışlarda olması adettendir.Son telesiyej istasyonuna yaklaştığımızda bizden önce inişe geçen Durmuş ali beylerin gurubuna ulaşmıştık.Hiç durmadan toprak yoldan inişe devam ettik.Atakan yanımda yürüyor ve son okuduğu Jules Verne ‘nin 80 günde devri alem kitabını anlatıyordu.Anlaşılan Atakan’ımızın zengin hayal dünyası meşhur Jules Verne’ye bir yol bulmuştu.Toprak yolun yarısına ulaşmıştık ki bir Doğan marka aracın kenara park edildiğini görünce kamera şakası mı diye etrafımıza bakındık.Çünkü kar ve yağmur sularının yumuşattığı toprakların kayması ile irili ufaklı bir sürü kaya yola akmış,hızla yol alan bu sular derin kanallar meydana getirmişti.Ama bu doğan bütün olumsuz düşüncelere meydan okurcasına imkansıza yakın bir iş başarmanın zevkiyle bize bakıyordu.Şaşkınlığımızı ifade eden konuşmalarla kamp alanına vardığımızda Yılmaz ve Sinan beyler hemen çadırlarını toplamaya giriştiler.Yardım edecek bir şey bulamayınca Zafer beyle birlikte Eğirdir’den gelen IŞIK Ticaretin açtığı tanıtım amaçlı standı gezdik.Polar ceketler,şapkalar,çoraplar gerçekten güzeldi.Rüzgarkanatlar uygun rüzgar olmadığı için havalanamamıştı. Bu arada güneş çıkmış,ortalık güzelce ısınmıştı.Davras yamaçlarında güneşin getirdiği yazdan kalma bir gün yaşanıyordu.10 Kasım günü kulübümüzün rehberlik edeceği Barla dağı etkinliğinde bu havayı arar mıyız diye aramızda konuşmadan duramadık.Yılın bu mevsiminde 15 gün sürpriz yapmak için yeterli bir süreydi.Hele bir de sabah 09.05 de zirvede program yapmak istiyorsanız işiniz epey zor olacaktı.
Aracımıza binip, lastiklerimiz Isparta’ya dönüş yolunda ilerlerken, sevilen eski bir dostu ziyaret edip dönenlere mahsus tasasız bir sevinç içindeydik. Kar sezonu henüz açılmadığından olsa gerek yollar boştu. Tabiat sessizce zorlu kış mevsimine hazırlanıyor, son tedariklerin görüyordu. Sabah beşte çıktığımız Davras yolundan, öğleyin 13.00 gibi gururla dönüyorduk. Alınacak bir duştan sonra ailemizin Pazar programına katılabilecektik. Kahvaltıyı kaçırmış olsak da daha akşama epey zaman vardı. Hele bir de dağda çekilen fotoğrafların internet ortamında izlenmesi yok mu, tadından yenmezdi. Monotonluktan kaçıp, Davras’ın çağrısına uyan Türkiye Dağcılık Federasyonuna bağlı kulüpler ve dağcıları zirveye ulaşmış ve sorunsuz şehre dönerek farklı bir gün yaşamış olduk.