Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '12

 
Kategori
Anılar
 

Dedem Neşet Bey

Dedem Neşet Bey
 

Bolu Kız Enstitüsü 1943 Mezunları -Tam ortadaki Türkçe Öğretmeni Dedem Neşet İleri


 

1920' li yıllarda gelmiş Bolu'ya Türkçe öğretmeni olarak. Aslen Karadenizli .Ordu-Ünye'den. Ünye nire Bolu nire...Ailesine kızıp , çıkınını almış terkisine düşmüş yollara.Osmanlı zamanı  Mısır'da medrese okumuş.Tipik Karadeniz erkeği; sert, aksi, inatçı, az konuşur, çok düşünür, Karadeniz gibi derin mavi bakışlı bir adam.

Çok az tanıdım O' nu. Ninemin ölümünden sonra çok yaşamadı. Çok severmiş meğer o Boşnak göçmeni Fatma hanımı. Hani tabakasından sapsarı tütünleri çıkarıp, incecik kağıtlara sarıp sarıp da mangalda yaptığı kahvesinin yanında cigaraları tüttüren Fatma hanımı. 60'lı yıllarda katledip, betona dönüştürdüğümüz üç katlı, cumbalı ahşap evimizin bahçesini zambak, şakayık, hüsnü yusuf, sümbül, menekşelerle, meyva ağaçları ile bezeyen o göçmen kadın işte.

Rumelili Salih Beyin kızı. Kuzenim Fahire ile bana yeleğinin iç cebinden hiç eksik etmediği çikolataları veren, şekerli yoğurdu “karga beyni “, etli yaprak dolmasının suyunu da “kulaklarınıza kan gelir “deyip de bizlere eli ile yediren, kocası Neşet beyi ilk kez gerdek gecesi gören ve ezile büzüle “ Bey benim ufak bir kusurum var ama “ deyince, Neşet beyin de bütün haşmeti ile” neymiş o  bakalım ufak kusur “ dediğinde “ ben böyle sarıp sarıp cigara tüttürürüm arada bir “ deyiveren ve bir akşam üstü ekmek keserken apar topar gidiveren ufak tefek Boşnak kadını...

Soyadı yasası çıktığında, benim sülalem benden başlar deyip İLERİ soyismini almış Neşet Bey, Ünye'deki sülelesi Kadıoğlu soyadını alırken.

Bolu'da lise yokmuş o yıllarda. Oğlunun yani babamın, aynı sınıftaki annemin ve emsallerinin tümünün Türkçe öğretmeni hep O olmuş Bolu Ortaokulunda. Sanırım İsmail Buğdaylı 'da ondan sonra yine Türkçe öğretmeni olarak başlamış Bolu ortaokuluna. Az konuşan , ilkeleri ile yaşayan, Atatürkçü, demokrat ,çok okuyan bir adamdı dedem. Akşamları rakısını da içer , ramazanda orucunu da tutardı. Orucunu  kendi saatine göre bozar, hocanın ezanını , ramazanın topunu takmazdı pek.Son yıllarında yani ninem gittiğinde , birlikte kaldığımız o yıllarda ,bana kendi kitaplarını okuyan, gezdiği yerleri, gördüklerini, bildiği, yaşadığı hikayelerini anlatan bir yalnız adam...Hiç bir akrabasını ,kimsesini bilmedik O'nun. Ölümünden bir yıl sonra O'na çok benzeyen gümüş renkli saçlı, masmavi deniz gözlü bir kadın girdi evimizin kapısından içeri. Tarsusta yaşayan kızkardeşi Fitnat'mış...dünya gözü ile göremediler birbirlerini son kez. Bir O'nu bildik, o yalnız adamın ailesinden. işte sadece bir kez, bir an..

Bana ismimi verdi “Neşet'den Neşe olsun “ deyip. Kardeşime de isminin aynısını. Ben onun kadar ciddi ve az konuşan bir insan olamadım ama kardeşim O' na benzer. Benim de okuma ve edebiyat merakım .  Onun verdiği İsmim de kendimle müsemmaymış :))

 

Ölümler, ayrılmalar, göçler, şehir değiştirmeler, depremler....Fotoğraflarımız dört bir yana dağıldı gitti anılar gibi...bizim gibi... Bana çok az şey kaldı geriye.

 

Eski nostaljik Bolu Fotoğraf meraklıları ayfasında bu fotoğrafı görünce; aslımı, Bolumu, ninemi, annemi, babamı, ahşap evimizi ve dedemi , köklerimi yeniden buluverdim işte bu gün.

 Ve Onlar sözcüklerde  yaşasın diye

 sizlerle paylaşmak istedim...

 

Neşe İleri/ Çanakkale/17-Eylül.2012

 
Toplam blog
: 171
: 2319
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..