​ Dedesini ''bıçaklayan'' Doktoru bıçaklayan Torun / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '12

 
Kategori
Güncel
 

Dedesini ''bıçaklayan'' Doktoru bıçaklayan Torun

Dedesini ''bıçaklayan'' Doktoru bıçaklayan Torun
 

Ünlü düşünürümüz Hrant Dink'in öldürülüşünde eşi Rakel Dink '' Esasen bir bebekten bir cani yaratan, yetiştiren zihniyeti sorgulamamız gerekir'' anlamında bir söz duyurmuştu. Evet, önce zavallı, sevgi ve bakımımıza muhtaç ve çok sevimli birer dünya tatlısı olan bebeklerimizden bir kısmı, bir bakıyoruz ki eli kanlı bir cani olarak yetişmiş.

17 yaşında bir genç, kanser hastası olan yani bir bakıma zaten ölmekte olan dedesini acaba kurtarabilir miyim umuduyla ameliyat eden (bıçak altına yatıran), cana can katmaya çalışan, binlerce insana derman olacak olan doktoru bıçaklayarak öldürdü. Genç bir yerden duymuş olmalı ki; iyi bakılmadığı için veya ameliyatı kötü yapıldığı için dedesinin öldüğünü düşünüp sorumlusu olarak gördüğü doktoru öldürerek, dedesinin kanını yerde koymadığını sanmakta, intikam aldığına inanarak cana kıymakta, öldürdüğü doktorun eşini ve doğacak bebeği babasız koymakta ve kendisinin de kalan ömürünü büyük olasılıkla zindan etmektedir.

Doktor daha binlerce insana derman olacaktı, eşine destek olup mutluluk verecekti, annesine-babasına evlatlık yapacaktı, çocuğunu topluma yararlı biri olarak yetiştirip, ona babalık edecek ve boynunu bir gelincik gibi büktürmeyecekti. Esen her rüzgarda babasının desteğini hissederek hayata hazır hale gelecekti. Çocuk ''baba'' kelimesini her duyduğunda ölüp ölüp dirilmeyecekti.

Genç bu yaşta cani diye anılmayacak, annesi ve babasını yaralamayacak, hapishanenin acımasızlığında ömür çürütmeyecek, gençliğini zindanların duvarındaki yazılarda kaybetmeyecekti.

Bebekten insan yetiştirirken; doktorluğun kutsallığını, kanserin acımasızlığını ve intikamın anlamsızlığını; insan olmak için, öldürmenin  değil de yaşatmanın şart olduğunu öğretmemiz gerekir. İnsan yetiştirmek toplumsal bir görevdir, yani bir mayın yetişirse nerede ve kimin üstünde patlayacağı bilinmeyeceği için yalnızca anne-babayı ilgilendiren bir olgu değildir.

Dün bir tv kanalında haber izlerken sapıtıyor muyuz diye düşündüm: 1- İki kadın bir isveçli turistin sandalyede takılı çantasını çaldı, yakalandı, bırakıldı. 2- Bir ana okulu öğrencisi çocuk sokakta oynarken üzeri kartonla örtülmüş 6 metre derinliğindeki kuyuya düşerek öldü. 3- Ameliyat sonrası ölen dedesinin intikamını almak için ameliyat doktorunu bıçakla öldürdü. 4- Eşine aç kalmasını söyleyen doktora, hastanın kocası yumrukla saldırdı; doktor, doktorluk oldu. 5- Niğde'de yolcu indirip-bindiren trene bir yük treni çarptı, 17 yaralı var. 6- Esmer ekmeklerin esasen beyaz olduğu ve boya maddesiyle o hale getirildiği, ayrıca ekmeğin kepeği ve ruşeymi alınmış, kimyasal katkı maddesi katılarak  yapıldığı açıklandı. Kimi dikkatsizlik, kimi çılgınlık, kimi sapkınlık.

 
Toplam blog
: 30
: 1285
Kayıt tarihi
: 11.11.11
 
 

İyi-kötü, kendimize göre bir Fırat idik, ama artık okyanusa karıştık, emekli memurum. Dünyada..