- Kategori
- Güncel
Değeri Bilinmeyen Anadolu

Vatan Sevgisi
Üzerinde yaşadığımız bu topraklar bizlerin dünya tarihinde sahip olduğu en büyük hazinedir. Her bir taşında bir kahramanın adı yazılı olan bu mukaddes topraklar aynı zamanda peygamberler, evliyalar ve erenler yurdudur. Tarihin geçmiş dönemlerinden bu günümüze kadar birçok medeniyetin kurulmuş olduğu ve bu medeniyetlerin bırakmış olduğu hazineler de bu topraklardadır.
Kültürümüzün, inançlarımızın yeşerdiği yerdir aynı zamanda. Dünyada 4 mevsimi bir arada yaşayan nadir yerlerdeniz. Başka bir yer var mı bilmiyorum ama bir yerde denize girilirken diğer tarafta kar sporlarının yapıldığı bir vatana sahip olmakta ayrı bir hazinemiz. Topraklarımızın yetiştirdiği ürünler, yer altı kaynaklarımız yukarıdaki saydığım özelliklerle birlikte birçok ülkenin dikkatini üzerine çekmekte. Sahip olduğumuz bu zenginliğin ne yazık ki farkında değiliz. Bizim sahip olduklarımızı elimizden almak isteyenler birbirimize düşmemiz için elinden geleni yapıyorlar. Bu zamana kadar hazırlanan senaryonun bitiminde artık ayrılma noktasına geldiğimizi bize kabul ettirmek istiyorlar. Biz, Malazgirt’ten bu yana birlikte yaşadığımız bu topraklarda kan ve gözyaşının dökülmemesi için çok çaba harcadık. Hiçbir millete veya topluluğa kötü gözle bakmadık. Bir arada yaşamaktan sıkıntı duymadık. Herkesi sevgi ile kucaklamaya gayret ettik. Bu güne kadar birçok medeniyetin kültürü yaşanıyorsa bu topraklarda birbirimize karşı hoşgörüyle yaklaşmamızdandır.
Karadeniz’de horon, Güneydoğu’da halay, Ege’de zeybek bizim sahip olduklarımızdır. Doğumuzda, Batımızda aynı kültürün meyvesidir. Sevgiyi anlatanlar ve anlaşılmasını sağlayanlarda bu topraklarda yaşadı. Sevgiyle var olduğumuz gerçeğini bu topraklarda yetişen Mevlanaların Yunusların sayesinde öğrendik. Avrupa’da insanlar birbirlerine zulüm ederken biz sevgiden bahsediyorduk. Binlerce yıl boyunca bir arada yaşadığımız milletler güven ve huzur içerisinde oldu ve hiçbir millette diğer milletleri sevgiyle, hoşgörüyle yaklaşarak kabul içerisinde olma erdemine ulaşamadı. Şunu kabul etmemiz gerekir ki Türk olma kavramı sadece etnik bir kimliği temsil eden bir kavram değildir. Türklük, kimliğin ötesinde sahip olunmasıyla gurur duyulan bir bağlılık duygusudur aynı zamanda. Gerçek şu ki bin yıllık tarih içerisinde hiçbir etnik ayrımcılığa girmeyen bu topluluk birbirine o kadar karışmışken nasıl olurda kendisini birbirinden ayrı görebilir. Sadece bu topraklarda değil bu zamana kadar yaşadığımız tüm topraklarda. Kendisini farklı görenler acaba bu durumu nasıl görmezden geliyorlar. Aynı mahallenin çocukları, aynı kaptan yemek yiyenler, aynı amaç için birlik etmiş milyonların hiç mi değeri yok Elbette kendisini farklı görenler ve ben farklıyım diyenler içinde biz hoşgörüyle yaklaştık ve yaklaşmaya devam edeceğiz. 72 millete bir gözle bakanlarda bizleriz.Fakat bizim hoşgörümüz bize karşı sevgiyle yaklaşanlar için geçerlidir.Şunu belirtmeliyim ki farklılıklar ayrı kalmayı gerektirmez. Bir elin beş parmağı farklı olsada aynı el üzerindedir. Bir parmağın olmadığı bir el de düzgün bir şekilde işlevini yerine getiremez. Geçmişte yapılan hataların gelecek nesillerin üzerine bir yük olarak bırakılmasından herkes sorumlu olacaktır. Var olan ateşi söndürmek için değil de evin tamamının yanmasını isteyenler sadece burada değil ahirette de gereken hesabı vereceklerdir. Bu zamana dek aynı hoşgörüyü ve sevgiyi yaşamak ve yaşatmak için çabaladık. Bundan sonrada aynı güçle devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Birbirimize bağlı olduğumuz kardeşlik bağlarını koparmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.