- Kategori
- Deneme
Değişim resimlerdeki sırlarda/ Fırat AYHAN

Resimlerdeki Güç Keşfedilir mi?
Elimde kitaplarla caddede yürürken, bir Türk seyahat acentesi önünde bilinçsizce durdum. O an o durmanın bilinçsizliğiyle ve içimde beni oraya çeken esrarengiz güçle cama baktığımda, beni yüzyılların çaresizliğine itecek o farklı duyguyu hissettim.
Kendi ülkemde kendi yaşadığım yeri yabancılaştıracak o duyguyu, Türk sehahat acentesi önünde hareket etmeden, orada oracıkta kalakalırken yaşadım. O resimlere baktıkça yıllardır içimdeki boşluğu doldurmaya çalıştığım hayatımda, o boşluğu hiç doldurmadığımı asla da dolduramayacağımı anladım. Benim o seyahat acentasının önünden geçmemi sağlayan, o resimleri görmemi isteyen esrarengiz güç, hayatımda zaten oturmamış olan taşların yerinden oynamısını sağladı.
Neydi bu ülkenin resimlerinde ilginç olan? Bendeki tuhaf duygular, bu resimlerle nasıl bütün vücudumu kaplayan derin okyanusa dönüştü? Oysa Türkiye ismini ne zaman duysam, bu ülkeyle ilgili ne zaman bir kitap görsem küçümseme kaplardı içimi.
Frankfurt caddelerinde, sokaklarında ya da kafelerinde bir bakışta tanıdığım Türk'lere karşı, beni onlardan iten bir duyguya kapılırdım. Onları benim ülkemde benim değerlerime ve atalarımın güçlüklerle oluşturduğu bu medeniyetime haksız yere ortak olduklarından dolayı, istemiyordum. Hep bu modern şehrimde Türk'lere ve başka millete yer olmadığını düşünürdüm.
Bu düşüncelerdeyken, o acenteye girecek gücü ve isteği nasıl, niçin bulduğumu anlayamadan kendimi içeride bulduğumda, camda gördüğüm resimlerin katalogu elimdeydi. Sayfalarını çevirirken orada benim aradığım bir şeylerin olduğu hissine kapılıyordum ve bilinçsizce onları arıyordum.
İçimi kaplayan heyecan anlayamadığım, bir türlü kimliklerini tanımlayamadığım, ismini koyamadığım duygular yaşatıyordu bedenime. O sayfaları çevirirken, resimlere bakarken içimde yitirdiğimi sandığım gerçekleri, sanki orada oracıkta bulabileceğim duygusuna kapıldığımda; kendimle, dışarıyla, hayatımla ilgili her şeyden bağımı kesmiştim. Katalogun bana sunduğu yaşam beni öylesine içine almıştı ki yıllardır kötülediğim bu ülkenin tanıtım bürosunda ne işin var sorusunu soracak birine, hayal gördüğünü söylerdim. Bu soruyu soracak birinin gerçekte beni burada göremeyeceğinden o kadar emindim ki bunun doğru olabileceğine ihtimal dahi vermezdim.
Gördüğüm resimlerdeki bu alem, beni öylesine içine çekmişti ki sanki oradaydım, o anı yaşamıştım ve orası bana öylesine tanıdık gelmişti ki huzuru, mutluluğu, üzüntüyü, sevinci, endişeyi, korkuyu o anda orada bulmuştum. Kendime şaşırdım birden, etrafıma baktım ama o anda kimseyi hissedemedim. Etrafımdaki insanlar o anda bana hiç bir şey ifade etmiyordu. Tekrar resimlere döndüğümde yine aynı duyguları yaşıyordum.
Kimliklerini tanımlayamadığım bu duygular, yıllardan beri kıvrılıp yattıkları ücra köşelerden neredeyse içimi parçalayarak, her bir bağını kopararak gün ışığına çıkmaya çalışıyor, kendilerine yaşama hakkı verilmesini istiyorlardı.
Hiç kimseye bir şey söyleyemeden o katalogu kitaplarımın arasına aldım ve kendimi dışarıya attım. İçimdeki heyecan tüm bedenimi sardı, caddelerde yürürken büyülendiğim, tüm tarihine hayran olduğum Frankfurt'u düşündüm bir an.
Görünen sembolik hayatın ardında, görünmeyen başka bir hayatın olduğunun farkına varmış, o bilinmeyen hayatla yaşadığım hayatın arasında bulunan güçlü duvarların erimekte olduğunu hissetmiştim. Aniden hiç tahmin edemediğim ve filozof mantığıyla da çözemeyeceğim bir alemin belirtileri zihnimde dolaşıp dururken, biliçsizce onun derin çizgilerini çizmeye çalışıyordum. Sanki bir masal kahramının, sihirli bir kapıyı açmasıyla oradan yayılan ışık ve aydınık tüm bedenime yayılmış, birden bire beni o aleme iterek, bambaşka bir dünyanın kapılarını açmıştı.
Koşmaya başladım içimdeki heyecanın büyümesiyle, koşuyordum kimseye aldırmadan, çocukluğumda yakalamaya çalıştığım ama bir türlü yakalayamadığım asla da yakalayamayacağım masal dünyasına ve oradaki kahramanlara doğru. Koştukça tarihin en büyük katliamlarına tanık olacak bir korku kapladı içimi, peşimdeydi bırakmak bilmiyordu bir türlü ve o anda gözlerimin önüne serilen bedenler hissettiğimde, içim titremeye, ürpermeye, titremeye başladım. Karşımda aniden arabamı bırakmış olduğum otopark belirdi, arabama doğru koştuğumda bu lüks arabamın bir metalden ibaret olduğunu, geçmişle gelecek arasında kuracağım yeni dünyamda, hiç bir öneminin kalmadığı duygusuna kapıldım.
Arabaya binip hareket ettiğimde, bir bilinmezliğin yollarına çıkmış olduğumu ve bu bilinmezliğe götürecek yeni yönleri bulmaya çalıştığımı anladım.
Devam Edecek
Fırat Ayhan'ın İçimdeki Sır adlı Romanından alıntıdır