- Kategori
- Sinema
Dejavu, bu ne yahu?

Bir işe emek verilmişse saygı duyarım ve mümkün olduğu kadar da şimdi yapacağım gibi çok acı eleştiriler yapmam. Fakat biraz gecikmeli de olsa gittiğim ve 9 Ytl. bayıldığım "Dejavu" filmiyle ilgili ne diyeceğimi bilemiyorum. Önce bu filmin adı gerçekten "Dejavu" olmalı mı? sorusunu sorarak başlayalım. Dejavu, halihazırda yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur. Fransızca; <ı>déjàı> (daha önceden) ve <ı>voirı> (görmek) fiilinin geçmiş zamanda çekimi olan <ı>vuı> nun birleşiminden türemiştir(vikipedi). Yani şimdi filmdeki durumun bununla ne ilgisi var allah aşkına. Filmde tamamen bir zaman makinası olayıyla geçmişe dönme çalışmaları var. Ajan Carlin (Denzel washington), büyük bir patlama olayını incelemek için olay yerine geliyor ve olayı incelemekle görevli başka bir ajan gurubu "Yahu Carlin kardeşim, bu olayı bu Amerika da çözersen sen çözersin" diyerek gizli bir merkeze götürüyorlar. Orada bir zaman makinası hakkında kendisine bilgi veriliyor ve Ajan Carlin'de bu merkezde kendisine beyanat veren gruba komik bir şekilde kızıyor, bağırıyor, çağırıyor, camları kırıyor. Onlarda; "Aman Carlin kardeş sinirlenme, gel seni geçmişe gönderelim, bu olayın bir kaç gün öncesine git bu olayı durdur" diye sinirlerini biraz yatıştırmaya çalışıyorlar. Hele bu gözlemler içinde bir zaman dürbünü kullanılıyor ki akıllara ziyan; Bu dürbünü kullanan Carlin, şüphelinin peşine düşüyor ve sadece bu dürbünle görebileceği ve kesinlikle dokunamayacağı adamı vurmak için yanına silahını bile alıyor. Gariptir, kullandığı garip jiple bir çok aracı biçiyor fakat takip ettiği adama dokunamıyor.
Zaman makinası ise bir başka alem. Geçmişte yaşananaları binaların içine kadar gösteriyor. Hatta binaların içinde bir kağıda dahi zom yaparak yazılanları okuyabiliyorsunuz. Hadi bunları güle eğlene atlatıyorsunuz ve Carlin; "Beni geçmişe gönderin, patlama olmadan önceye gidersem bu olayı engellerim" diyerek karşısında el pençe olmuş gurubu ikna ederek geçmişe gidişi ile birlikte yeniden havaya girmeye ve "İşte filmin artık ayağı yere basmaya başladı" derken hele Carlin, kendi canını feda etme pahasına patlamayı engeleyince "Gelişime değdi" gibi düşünmeye veya kendimizi bu psikolojiye sokmaya çalışırken haydaa; Carlin, kendisi için bir köşede oturmuş "getiii, dağ gibi Carlin getiii" diye dövünen güzel yıldız Paula Patton'un karşısına çıkıveriyor. Ben bu filmden sonra şiddetle "Dünyayı kurtaran Adam" filmini bir daha izlemek istiyorum, diyorum. Başkada bir şey demiyorum. Saygılarımla...