Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Delirmemek için bir kitap yazacağım!

Delirmemek için bir kitap yazacağım!
 

Bembeyaz bir köpek gördüm bugün. Bembeyazdı, yolun kenarında deli gibi koşuyordu. Tasması yoktu ve kanişti. Adım gibi biliyordum bir arabadan ya da bir evden sokağa atılmıştı. Kim bilir hangi kendini önemseyen züppe? Ya da altın kolyelere dolanmaktan gözükmeyen acuze bir kadın, kumunu değiştirmekten sıkıldığı için atmıştır . Atarlar! Hiç şaşırmıyorum artık.

Gittiğim yerlerde. Hele, gidilen yer biraz daha fakir, biraz daha parasızsa. Beykoz, Paşabahçe, Ümraniye gibi. Nasıl yoksul, fakir ve aç hayvanlar gördüm. İnsanlara el vermeyenler onlara da kuru ekmek vermemişti.

Yağmurda bekleyen yaşlı bir köpek vardı . Bir film karesi gibi aklımda hala. Ben oradaki bazı insanlara yiyecek götürmeleri için markete uğramıştım. Çıktığımda yağmur yağıyordu. Refleks olarak arabama koşuyordum. Öylece kaldım. Yolun karşısında duruyordu. Uzun boylu, yaşlı bir köpekti. Kanlı gözleriyle, hiçbir beklentisi olmadan bakıyordu. Zayıftı. Uzun günlerin açlığının zayıflığı.

Arabamı açtım. Konserveyi aldım. Biraz acele ettim. Konserve elimi kesti. Derin kesti. Elimi bir şeye bağladım. Gittim konservesini verdim. Acele etmeden yedi. İleride ise beş tane kelle gibi gülen adam gördüm. Bize bakıp gülüyorlardı. Ben gülemedim. Kanayan parmağım, tellere takılmış yaralı vicdanımla . Sadece bakabildim adamlara. Arabaya döndüm sonra. Parmağıma dikiş atacak bir yer bulmaya gittim.

İnsana beş kuruşluk hayrı olmayan insanlar tanıyorum. Doğaldır ki hayvana da faydası yok doğaya da. Ama ne zaman hayvanlar konusu açılsa. Suratlarını bizim devlet büyükleri gibi ciddi yapıp şöyle diyorlar’’ bak! Bu işler iyi güzelde. Bu kadar aç varken. Olmaz İlkercim. Allah onları neden sokakta değil de evde yaratmamış? Senin kadar bilmiyor mu yani?’’

İnsanlar! Nereden bilirsiniz ki hayvanlara yardım edenlerin insanlara yardım etmediklerini? Canınız mı? vicdanınız mı? ruhunuz mu? Öyle ister. Nereden bilirsiniz hayvanlara ağlayanların insanlara ağlamadıklarını?

Limon kadarken çöpten üstüme atlayıp hayatıma giren küçücük kedi yavrusu. Bir yer bulurum ümidiyle şirkette bakarken. Bazen de evdeki kedinin son mamasını alıp ona götürürken. Cins kedi arayan cins insanlara onu beğendiremediğimiz için. Öylece ofisin bir parçası oluvermişti.

Ama son zamanlar. Bir kabus gibi. Veterinerler derdini anlamıyor. Ben internet’i dar ettim. Kendim koydum teşhisi FİP. Yani sizin anlayacağınız kanser. Son götürdüğüm Veteriner iyi veteriner. O da söyledi FİP.

Bu akşam karar verdim. Delirmemek için. Cahillerle dolu bu şehirde elimde hiç olmazsa kibritle gezebilmek için. Koskoca bir denize bir damla dökebilmek için. Belki hiç tanımadığım on kedinin hayatına faydam olabilmesi için. Kedilerden ve köpeklerden nefret eden on insanı aydınlatabilmek için. Nasır tutmuş kalpleri yumuşatıp, insan kalbi yapabilmek için.

Bir kitap yazacağım. Bu kitabın tüm masrafını kendim karşılayacağım. Gerekirse en az on bin tane alışveriş merkezlerinde dağıtacağım. Karar verdim dönüşü yok.

Akşam Bağdat caddesinde üstümüze çıkmaya çalışan 37 plakalı şahinin içinde 3 tane yaratık vardı. Ben onlara’’hayvan ‘’demem. Onlar hayvan olamazlar ki. Hayvan olmak gelişim, tekamül ister. Her insan hayvan olamaz. Hayvan olabilmek vicdan, yürek, kalite ister.

Emekli albaylar, cübbeli yargıçlar, bu ülkenin kızları. Çocuklarını özgür ve güzel bir ülkede büyütmek isteyenler. Hayatın doyasıya yaşandığı, çocukların aşısızlıktan ölmediği bir ülke isteyenler. Bunlar önce hayvanları seven insanla başlayacak. Gerçekten! İnanmak bu kadar zor mu?

 
Toplam blog
: 187
: 1260
Kayıt tarihi
: 02.10.06
 
 

İyiye ve güzele götürmeliyiz Dünyayı. Sürekli daha çok kazanmak, daha yukarıdan bakmaya çalışmak,..