- Kategori
- Deneme
Demek lazım

Gelin açık açık diyelim. Dememiz lazım. Mesela uygun düştüğünden beğeniler düzdüğümüz şeylerin gram umrumuzda olmadığını söyleyelim. Mesela güya onayladığımız çoğu şeyin aslında karşısında olduğumuzu söyleyelim.
"O halde sen başla" diyenler için başlayacağım ben.
Mesela şu yeni başlayan "Babam Sağolsun" dizisini berbat buluyorum ben, seyrediyorum ve berbat buluyorum, esprileri bayat, oyuncular yerlerine yakışmamış, sonra Geniş Aile'nin de uzun zaman önce esprisini yitirdiğini düşünüyorum ben, sonra mesela haber spikerlerinin bakışlarını giderek daha yorucu, söyleşi programlarını içi geçmiş buluyorum.
Sonra, şu son dönemin meşhur dandini dandini şarkılarından nefret ediyorum, o şarkıların şarkıcıları ne zaman ekranı doldursa, "acaba bu ekranda kimler olmalıydı şimdi" diye düşünüyorum, sahi ya, üretenler yok ekranda. Herkes var ama üreten yok.
Hoplayıp zıplayarak yarışanlar var, tepe üstü dönerekten puan bekleyenler var, titrek gözleriyle ve de titrek dudaklarıyla insanın içini bayan titrek senaryoların aktristleri var ama üreten yok.
Sakızdan balon üretmekten söz etmiyorum tabi. Adam akıllı üretkenlik aradığım şey. Senaryo yazmakla senaryo üretmek aynı şey olur mu hiç?
Beste yapıvermekle, beste oluşturmak, oyunculuk yapmakla oynayabilmek, tartışmakla karşılıklı bir meseleyi tartmak aynı şey nasıl olabilir?
Tartışmak, tartabilenlerin hakkıdır mesela. Hint horozu gibi boynunu uzata uzata ve karşındakini gram dinlemeden aynı ve aynı lafları gevelemek nerden tartışma olsun.
Üzülüyorum, hakkı çatır çatır yenen üretenler adına utanarak üzülüyorum.
Ne zaman ekranda boş nakaratları takur tukur okumaya çabalayan fosforlu bir meşhur surat görsem, acımayla karışık bir eziklikle kalakalıyorum.
Bunu demek lazım, bunları demek lazım, laf olsun diye yaylana yaylana dans ettiğimiz şarkıların bizim için beş para etmediğini bildirmemiz lazım.
Sohbete çeşni olsun diye dilimize doladığımız o kitabın aslında varolmamış dayanılmaz bir hafiflik olduğunu dememiz lazım.
Mesela izliyormuş gibi yaptığımız keçi boynuzu dizilerin bizim için çekirdek çitlemeyle eş değerde olduğunu,
Sayın bayan ünlü hanfendinin aşk ve de meşk hayatının esasında hiç mi hiç umurumuzda olmadığını, daha çok ne giydiğiyle ilgilendiğimizi,
sit comların çoğunun bayat olduğunu, güldürmediğini, güldürmenin o kadar da kolay olmadığını,
ağlak dizilerin çoğunun ağlatmadığını, ağlatmanın o kadar da kolay olmadığını,
sazlı sözlü programların çoğunun ruhumuzu okşamadığını, bunun çok zor olduğunu dememiz lazım.
Aksi takdirde inanıyorlar yaptıkları işlere. İnanmak istedikleri için inanıyorlar, güldürdüklerini, düşündürdüklerini, merak uyandırdıklarını sanıyor bu garipler.
Dememiz lazım, boşuna boşuna fos mu fos yapımlar için paralar dökülüp saçılmakta, daha önemlisi emekler verilmekte.
"Oyuncular" gece yarısına kadar çalıştıklarından dertliler ama, neden zahmet ediyorlar ki, ne onlar oyuncu, ne de oynadıkları oyun.
Demek lazım. Bilmeliler. Kibarlığın bu kadarına gerek yok. Karşılıklı bir kandırmadır sürüp gidiyor ama artık demek lazım, bilsinler.