​ Demokrasi masalı… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '10

 
Kategori
Siyaset
 

Demokrasi masalı…

Demokrasi masalı…
 

Size bu akşam bir masal anlatacağım. Sakın “kardeşim bütün gün zaten masal diliyoruz, kes sesini” demeyin. Alışacaksınız efendim. Masallarla uyumaya alışacaksınız.

İranda 1970 başlarında Humeyni yanlıları geniş bir propaganda çalışmasına başlamışlar. Bu dönemde bir kısım solcuları da yanlarına almışlar. O topaç mı topaç beyinsiz solcular bol parayı görünce Humeyninin İran’a daha fazla demokrasi getireceğini sanmışlar.

Halkın demokrasi çığlıkları arasında İrana dönen Humeyni’nin asıl amacı ise halkın oyları ile diktatör olmakmış. Ne kadar fena bir adam değimli?

Humeyni yanlıları halkın desteğini alabilmek için 1 Nisan 1979'da REFERANDUMA gitmişler. Halk, “İslam cumhuriyetine evet mi hayır mı?” sorusuna cevap verecekmiş. Yaaa gördünüzmü bakın ülkenin demokratikleşmesinde direkt söz sahibi olacaklarmış. O zamanlar oralarda “karar milletin”miş. Dediğimiz gibi yapılan propogandalar, saçılan paralar beyinsiz solcuların bile büyük çoğunluğunun başını döndürmüş. Yapılan referandumda “evet” oyu çok çıkmış.

Evet’i alan Humeyni, halktan bu sefer de “Tüm yargının atamalarını yapmayı” istemiş. Halk bunu da kabul etmiş. Aaaaa bizdeki gidişata ne kadarda benziyor değil mi? Zarar yok canım hemen heyecanlanmayın, bu masal sonuçta.

Daha sonra ise halka “İslam Kültür Devrimi Paketini” oylatmış. İşte bu paketten sonra İran solu uyanmış ama atı alan Tahran’ı bile geçmiş. Üniversitelerde gösteriler yapılmış. Bu gösterilerin halkı etkileyeceğini düşünen Humeyni, iki yıllığına üniversiteleri kapatmış.

Humeyni diktatörlüğünü son olarak 1982'de perçinlemiş. Bu süreçte yaklaşık 2 milyona yakın muhalif solcu katledilmiş. Tabii hiç zararı yok. Sonuçta daha fazla demokrasi vaatleri varmış efendim.

Tarihin en köklü devletlerinden biri olan İran 12 yıl gibi kısa bir sürede değiştirilivermiş.

1979'da İslam devrimiyle kabuğuna çekilen İran’da en büyük darbeyi de kadınlar yemiştir. Demokrasi bekleyerek referandumlarda Humeyni’yi destekleyen İran kadını, taşlanarak recm edilmeye başlayınca gerçekle yüz yüze gelmiştir!

Ama artık çok geçmiş!

O İran, 1930'larda tıpkı Afganistan gibi Atatürk Türkiye’sini örnek alarak çağdaşlaşmış bir ülkeymiş. Tıpkı Afgan Karalı Emanuallah Han gibi, İran Şahı Rıza Pehlevi de Atatürk’ün çok yakın dostuymuş…

Öteden beri Müslümanların akıl ve bilimden uzak durmalarını, hurafelerin bataklığında debelenmelerini isteyen Batı, İslam dünyasını yeniden hurafelerin bataklığına çekmek için çok uğraşmış ve bunda da başarılı olmuş…. Batıya aferin demek lazım.

Bugün bütün İslam dünyası dininin bağnazca yorumlandığı diktatörlerin yönetimindeymişler. Bu konuda Batıyı en çok uğraştıran Türkiye imiş. Afganistn’da, Irak’ta, İran’da, Arabistan’da yaptığını emperyalizm bugün de Türkiye de yapmak istiyormuş…

Çünkü, aklını kullanan demokratik bir toplumdansa, dinin bağnazca yorumlandığı bir ümmeti ve o ümmetin kayıtsız şartsız bağlandığı bir diktatörü kontrol etmek çok daha kolaymış….

Vah zavallı İran’lı kadınlar. Humeyninin başa gelmesi için en çok onlar çalışmışlar, karşılığında ikinci sınıf insan bile olamayıp mal olmuşlar ve recm ile cezalandırılıyorlar.

Bereket versin bizim ne kadınlarımız ne erkeklerimiz böyle bir tuzağa düşmezler.

20/9/2010

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..