- Kategori
- Siyaset
Demokrasi notları, çoğulculuk ve çoğunlukçuluk üzerine...

Demokrasi üzerine uygulanış biçiminden yola çıkarak onlarca farklı tanım yapılabilir. Ama en önemlileri klasik demokrasi, koruyucu demokrasi, kalkınmacı demokrasi, liberal demokrasi, sosyal demokrasi olarak adlandırılıyor. Bu yazıda ayrıntılara girmeyeceğim ilgilenenler linkten gerekli bilgileri edinebilirler.
Son dönemde iktidar icraatlarını savunurken “Millet iradesi”, seçilmişler vurgusunu sıklıkla yaparak neredeyse demokrasiyi seçilmişlerin egemenliğine indirgiyor. Ülkenin yaşadığı olumsuz/sabıkalı demokrasi geçmişine gönderme yaparak kendini mutlak belirleyici görerek çoğunlukçu uygulamalarına meşruiyet sağlamaya azami çaba harcıyor.
İktidarın uygulamaları ile fiili olarak reddettiği çoğulcu demokrasiyi bir anımsayalım; “çoğunluğun mutlak hakimiyetini reddeden, azınlıktakilerin siyasal ve kültürel haklarının kabul edilmesi gerektiğini ve azınlığın da bir gün çoğunluk olabilme hakkının verilmesini savunan demokrasi anlayışıdır.”(2)
Çoğunlukcu demokrasi;”Devlet, halkın çoğunluğunun iradesine göre yönetilmelidir” ve “çoğunluğun kararı, her şeyin üstündedir”. Bu anlayışa göre, çoğunluğun yönetme hakkı mutlaktır; bu hak düşüncelerle sınırlandırılmamalıdır. Çoğunlukçu demokrasi anlayışı, çoğunluğun kararını sınırlandırıcı etkiye sahip azınlık hakları, kuvvetler ayrılığı, çift meclis sistemi, kanunların yargısal denetimi, gibi kavram ve kurumlarla sınırlandırılmamalıdır.” (1)
“Demokratik bir rejimin ahlakiliği yönetilenlerin rızasına dayalı olma zorunluluğundan geçiyorsa, bunu çoğunluğun yönetimi ile uzlaştırmakmümkün değildir; çünkü her zaman karşıt görüşte olan azınlıklar vardır. Ozaman çoğunluk yönetimini savunmanın tek gerekçesi olabilir. O da daha büyük bir sayının haklılığıdır. Fakat bu gerekçe de aslında ahlaki bir gerekçe değildir.”(1)
“Dönemin ana muhalefet partisi olarak CHP'nin 1959 yılındaki kurultayında kabul ettiği ‘İlk Hedefler Beyannamesindeki’ İkinci Meclisin çoğunluğu frenleyici bir mekanizma olarak önerilmesi. Anayasa Mahkemesinin getirilmesi, basın özgürlüğünün anayasal güvenceye kavuşturulması, üniversitenin özerkliği biçimindeki öneriler demeti çoğunlukçu demokrasiden artık bireyin özgürlüğü açısından daha güvenceli bir demokrasi anlayışı olan çoğulcu demokrasiye geçişi amaçlamaktaydı. İlginçtir, bu öneriler bir Askeri Müdahale sonrasında gerçekleşir. Nitekim 1961 Anayasası ile bir önceki Anayasaya tepki olarak çoğulcu demokrasi anlayışı getirilmiştir.” ((1)Aynı çalışma sayfa 87-88) (a-siyazar’ın notu; 1924 Anayasasının çoğunlukçu yanı CHP muhalefete düşünce çoğulcu demokrasiye evirilmek isteniyor ve bu dönüşüm Türkiye’nin bu güne kadar gördüğü en demokratik anayasa olarak değerlendirilen 1961 Anayasası ile mümkün oluyor. Burada siyasi iktidarın kuvvetler ayrılığı ilkesini fiili olarak işlevsiz kılacak atamalarını anımsamak yerinde olur. HSYK, Danıştay vb.)
“Geçmişte Batılı ülkelerin bazılarında ortaya çıkan diktatörlüklerde çoğunluğun desteği alındıktan sonra, bu sözde formalite tamamlanınca, bilinçli biçimde kapılar kapatılmış, muhalefet yok edilmiş ve böylece çoğunluğun üstünlüğü sürekli bir hal almıştır. Bu sayede çoğunluk, demokrasinin taraflarından birisi olmaktan çıkıp, Akal'ın deyimiyle, devlete dönüşebilmiştir ve bu biçimdeki demokrasi anlayışının sonuçta totaliter devletle aynı anlama gelebileceği açıklıkla hissedilmiştir. Bunlar uygulamada acı örneklerle yaşandığı için günümüzde çoğunlukçu demokrasi anlayışı terk edilmiştir.”((1) agç, sayfa 89-90)
(1) ÇOĞUNLUKÇU DEMOKRASİ ANLAYIŞI,
ROUSSEAU VE TÜRK ANAYASALARI
ÜZERİNDEKİ ETKİSİ sayfa 6
Yrd. Doç. Dr. Yusuf Şevki HAKYEMEZ
(2)www.anayasa.gen .tr/demokrasi