- Kategori
- Siyaset
Demokrasilerin Sonu mu?
Kamuoyumuz, yerel seçimlere yönelik “ufuk açıcı” tartışmalarını sürdürmekte.
Kâh bir yandan anayasamızın delindiğinden, kanun tanımazlığın artık olağan bir şey olduğundan dem vururken...
Yine bir kesim ise sanki memlekette hiçbir şey olmuyormuş gibi, yasaların ve anayasanın gözardı edilmesini umursamamakta, hatta oralı bile olmamakta...
Mahalli seçim siyasal bir faaliyet midir, değil midir yeni bir “polemik” alanımız oldu. Seçimlerin siyasi bir faaliyet olduğunu ispatlamak için, satırlarca açıklama bekleyecek bir durumumuz yok.
***
Bu aralar “Demokrasiler Nasıl Ölür?” isimli Amerikan menşeili bir kitabı okuyorum. Amerikalı yazarların kendi demokrasileri üzerine değerlendirmelerinden oluşan bu kitap, epeyce faydalı bir esere benziyor. Yazarlar, demokratik standartları görece Amerikan demokrasisine göre daha düşük ülkeleri gözlemleyerek, Amerikan demokrasisindeki kan kaybını, daha doğrusu ABD başkanlığına Donald Trump seçildikten sonraki süreçte, Amerikan demokrasisinin seyrinin endişe verici olduğuna vurgu yapıyorlar.
Kitapta da değinildiği gibi, her zaman demokrasiler, bir askerî darbe ile veya dikta girişimler neticesinde demokrasi rejiminden uzaklaşmazlar. Aynı Hitler örneğinde olduğu gibi, Mussolini örneğinde olduğu gibi, demokratik bir rejimin kurum ve kurallarıyla işbaşına gelen yönetimler, dolayısıyla partilerin liderleri, yine o ülkeleri demokratik mekanizmaları ve demokrasinin kurum ve kurallarını kullanarak, ya faşist bir idareye ya da despot bir rejime yönlendirebilirler.
***
Velhasıl-ı kelam, anayasa tanımazlık ya da kendini kanun üstünde görmek, “seçim siyasi bir faaliyet değildir” gibi demokrasi güzellemeleri yapıp, ahaliyi oyalamak da...
Bir nevi demokrasinin arkasından dolanmaktır. Belki de endişelilerin dillendirdikleri gibi, karakaplı ajandanın bir maddesidir!