​ Gözlemler... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '19

 
Kategori
Güncel
 

Gözlemler...

İş hayatının sorunları devam ediyor. İşyerlerinde çalışanların, işlerini yaparken “iş kazası” nedeniyle yaşamlarını kaybetmeleri, bir türlü önlenemiyor. Artık bu olaylar “iş cinayetleri” olarak anılmaya başlandı. Her nedense, ülkemizde, “iş kazaları” bir türlü önlenemiyor veya daha az yaşanması için çaba mı sarf edilmiyor? Bilemiyorum...

* * *

Teknoloji büyük bir devinim içinde. Nanoteknolojik gelişmeler, yapay zeka araştırmalarının geldiği boyut, insanları endişelendirecek seviyelere vardı. Gerçekten de ileri ve yüksek teknolojik ar-ge faaliyetleri, insanoğlunun yaşamını kolaylaştırabilirken, yine insanların “varlıklarını” tehlikeye atabilecek aşamada.

* * *

Amerika Birleşik Devletleri Başkanının küstahça ve pervasızca yaptığı açıklamalar, dünya barışını tehlikeye atmaya aday. Amerika gibi “ciddi” bir devletin başkanının ciddiyetsiz tavırları, şişmiş egosundan ötürü diğerleri diyebileceğimiz devletlere/toplumlara tepeden bakan davranış örüntüleri, belirttiğim gibi uzmanlarca üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir mesele.

* * *

31 Martta yapılacak yerel seçim, gerçekten de önemini korumakta. Demokrasi dediğimiz şey, sadece albenisi güzel tarifler değildir. Demokrasinin erdeminden bahsedip de demokrasinin gereklerine uyulmaz ise, o ülkenin rejimi demokrasi olsa bile neye yarar? Seçimlere artık neredeyse 2 aydan biraz fazla bir zaman var. Seçimlere şaibe katacak söylemler ve görüntüler, kamuoyunun gözü önünde gerçekleşirken...

Seçimin güvenliğinden sorumlu Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bu şaibeleri ve sis bulutlarını dağıtmak için, pek fazla bir şey yapmıyor.

Gerçekten de günlerdir almış başını giden şaibe haberlerini okuyoruz; kâh ahırlarda seçmen nüfusunun kayıtlı olduğunu mu okursunuz, kâh yaşı 100’ün üzerinde şuan için yaşamayan kişilerin seçmen kayıtlarında olduğuna mı yanarsınız, bilemiyorum...

Bu aralar Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı muhalefet eleştirilmekte. Şimdi benim anlayamadığım husus şu: Cumhuriyet Halk Partisi ne yapmalı? Eğer; yasama, yürütme ve yargı erkleri “anayasal çizgilerinde” değil ise, yürütme gücü- yani siyasal otorite- ne anayasaya ne de yasalara “sadakat” duymuyorsa, siyaset kurumunun diğer aktörleri muhalefet partileriyle diyalog kapılarını açık tutmuyorsa, CHP ne yapabilir? İnsanları sokağa mı çağırsın? Durup dururken protesto gösterileri altında yığınları sokağa çağırarak, provokasyonların önünü mü açsın? Gerçekten de bazen muhalefet safında yer alan kişileri anlamakta zorlanıyorum. Bu ülkenin sokak eylemlerinden yıllarca ne çektiği ortadayken, içinden geçtiğimiz çalkantılı bir dönemde kamu düzenini ve huzurunu bozabilecek eylemlere davet, pek akıllıca bir tutum olmayacaktır. Anlaşılan, muhalefetten ortamı gerecek davranışlar bekleyenler de var; ama ne ki muhalefet şimdilik bu oyuna gelmiyor. Muhalefet açısından olumlu bir davranış bu soğukkanlılık.

* * *

Türkiye’nin dış siyaseti de sağlam bir zemin üzerine oturmuş değil. Suriye’de ne olduğu belli değil. Suriye bir ulus devlet. Tamam, başındaki kişi diktatör olabilir. Halkını öldürüyor/katlediyor olabilir. Pekâlâ, buradaki insanî dramlara sessiz kalınamaz. Yalnız yıllardır bu bölgede, Ortadoğu coğrafyasında oynanan oyun neyin nesi? Amerika Birleşik Devletleri’nin film setlerinden fırlamış, devlet adamlığıyla hiçbir ilgisi olmayan Başkanı Trump, ülkemizi, canı sıkıldığı zamanlarda, özellikle de sabahları tehdit etmekte. Gerçekten de ülkemizin dış politika panoraması pek parlak değil. Güya biz Amerika ile de, Rusya ile de, Almanya ile de, Fransa ile de müttefik ülkeleriyiz. Güya bu ülkelerle hem NATO çatısı altında, hem de UN çatısı altında işbirliklerimiz var. Ama bu ülkeler, Ortadoğu’daki habis emelleri için ülkemizi âdeta “taşeron” olarak kullanmak istemekteler. ABD, Suriye’den çekileceğini ifade ediyor. Sonra çark ediyor: Çekilmenin aylar süreceği ifade ediliyor. Artık bence burada fazla söz ebeliğine gerek yok, bu emperyalist ülkeler, planlarında nihayete erişmeden bu topraklardan çekilmeyecekler.

* * *

Dünya şehirleriyle ilgili istatistikler yayınlayan World Cities Culture’ın son raporuna göre, İstanbul sahip olduğu %2,2’lik yeşil alan oranıyla, 34 şehir arasında son sırada yer almış. Araştırmaya göre, en fazla yeşil alanı olan şehir, %68 oranıyla Norveç’in başkenti Oslo’ymuş.

Bilmem, acaba, İstanbul’un 34 şehir arasında sonuncu olmasına ne demek gerekir? Hani işbaşında yeşile aşırı duyarlı bir hükümet var ya, ondan söyledim...

 

 
Toplam blog
: 706
: 83
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..