​ Demokrasinin temel aktörleri / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
 

Demokrasinin temel aktörleri

Demokrasinin temel aktörleri
 

Batı tipi demokratik yaşam kültürünün çoğulculuk esasına göre şekillenmiş olduğunu biliyoruz. Bu çoğulculuk dediğimiz şeyin içindeki parçalar da aynı zamanda demokrasinin temel aktörleri oluyor.

Peki bu aktörlerin derdi ne?

Bir kaç yazıda demokrasinin ekonomik temeller üzerinde yükseldiğini, belirleyici olduğunu ima eden cümleler yazmıştım. "Demokrasinin zenginlikten kaynaklandığı" söyleyerek de en son noktayı koymuştum.

Fakat 20. yüzyılın en büyük keşiflerinden biri olan izafiyet bize bütün olayların ve olguların birbirine kendi iç şartları çerçevesinde bağlı olduğunu, mutlak yasaların bile bundan kurtulamadığını kanıtlamıştır. Bu sebeple dogmatizm hayatın içinden tamamen çekilmiştir.

Demokrasinin halkın oyu yoluyla iktidara ya da yönetimde söz sahibi haline gelmiş aktörlerin platformu olduğunu söylediğimizde bilinen genel geçer bir şeyi yineliyoruz.

Bu yanlış mı?

Hayır.

Örneğin askerin darbe yoluyla iktidarı elinde tuttuğu rejimlerde demokrasiden söz edemiyoruz. Üstelik bu demokrasinin önünde en büyük engel sorun haline geliyor.

Ancak iktidar dediğimiz şeyin de tanımlanması gerekmiyor mu?

Devlet dediğimiz üniter yapının yaşayabilmesi için paraya ihtiyacı vardır. Modern devlet zaten örgütlenmesini bu yapıya göre oluşturur. Osmanlı yükseliş dönemini fetihlerle doldurmuştur. Fetih demek bir başkasına ait olan şeyi hükümranlığın altına almak demektir. Fetihler sona erdiğinde imparatorluk hastalanmıştır.

Eski tip devlet modeli at arabası gibidir. Önüne ne kadar çok at koyarsan araba hareketini o kadar hızlı yapar.

Modern devlet ise içten yanmalı motordur. Kendi dinamiklerini içinde çevirip enerji haline getirir. Motorun içinde yanan yakıt da ekonomidir. Diğer kaynaklardır. Bunlar ne kadar çoksa motor o kadar güçlü çalışır; o kadar fazla enerji yaratır daha fazla yol almamızı sağlar.

Modern batı devlet örgütlenmesinde bütün çalışan parçalar görevlerini tam yapar halde geliştirilmiştir. Bütün iç dinamikler güçlüdür.

Oysa bırakın motoru çalıştırmayı daha motor haline gelememiş devletler sorunu vardır.

Türkiye bunun neresinde duruyor sorusuna cevap verebilmek her zaman kolay olmuyor.

Demokratik batı tipi devlet modelinde burjuva sınıfının varlığı temel güçtür. Burjuvazi demek zenginlik demektir. Ekonomiyi belirleyen, ona sahip olan ve onunla motorun çalışmasına yardımcı olan araç demektir. Demokrasi de burjuvazinin iktidar aygıtlarına akıl veren, onu yönlendiren üstyapı kurumudur.

Ekonomisine yön verecek derecede burjuvazisi olmayan devletlerde bu üstyapı kurumu başka güçler tarafından doldurulur. Demokratik platformu kaplayacak aktörleri bile ortada yoktur.

Hatırlayın bundan elli sene önceki Türkiye'yi? Bütün muhalefete komünist deniliyordu. Bizim liberal olarak isimlendirdiğimiz bir çok kişi o tarihlerde solcu diye içeri atılıyordu.

Bugün parçalanma olarak gösterilen şey demokrasinin aktörleridir. Bu farklılaşmalar da kendi ekonomik çıkar eylemliliklerini yaratacaktır. İşte demokrasinin bu tarafını kapatmak, görmezden gelmek esas yanılgıdır.

Bir de bu gerçeği saklayarak demokrasicilik oyunu yapmak var ki; onun adı da takiyyedir.

Devam edeceğim...

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..