- Kategori
- Haber
Demokrasiyi anlamadan demokrat olunmaz

Fotoğraf Hürriyet'ten
“EĞER Türkiye demokrasisi bu sorunu aşarsa, önümüzdeki yüzyılın parlayan yıldızı olur. Burada siyasetçilere ve medyaya çok büyük bir görev düşüyor... Bir tarafın malıymış gibi davranıp, kendini buna mecbur hissedip keskinleşen ifadeler kullanmak, yargıyı suçlayan açıklamalar, yargının bağımsızlığını zedeleyecek konuşmalar yapmak, yazılar yazmak belki hamaset dolu bir coşku yaratabilir.
Aynı şekilde AKP için "İşte sonunda layığını buldun" türünden tepkiler göstermek de hatalıdır. Her iki taraftan da "alkış" gelebilir... İşte en büyük tehlike buradadır.
Özellikle Başbakan’a yaranmak için yargıyı suçlayıcı demeç verme yarışı başlayabilir.
İşte büyük yanlış buradadır. Sahte demokrasi kahramanlığının yalakalığa dönüşmesi tehlikelidir.
Özellikle Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın kendisini eleştirenlerden çok, bu tür "ucuz yalakalıklar"ın önünü kesmesi çok önemlidir...
Çünkü o Yargıtay da, Anayasa Mahkemesi de bu rejimin temellerindendir..
Çünkü şu anda "alkışların gürültüsü"ne, "tribün tezahüratı"na değil, Türkiye’nin geleceğine olan inancın "güçlü sessizliği"ne ihtiyaç vardır..(Fatih Çekirge-Hürriyet 17.0308)”
Akıla hitap eden bir yorum yapmış sayın Çekirge. Hele mini bir paketle anayasa değişikliği yapıp Yargıtay başsavcısını by-pass etmek gibi planların yapıldığı bir dönemde, akil insan yazısı olmuş Çekirge’nin yorumu.
Eğer yasalar ve hukuk çoğunluk marifetiyle yalama hale getirilirse bundan yalnızca kurumlar değil kişiler de zarar görür, sonuçta hukuk ve adalet hepimize lazımdır. Bu ülkede son altmış yıldır olanları izlediğinizde hiç gitmeyecekmiş gibi duranların hiçbiri meydanlarda yok. Sandık ve özgür seçimler olduğu ve demokrasinin kurumlarına saygı duyulduğu sürece o koltuklar kimselere kalmıyor. ANAP bunun en güzel örneğidir, ben ANAP’tan aday olmuş biriyim, sayın Özal ANAP iktidarını sonsuza kadar sürdüreceğini düşünerek yasalar değiştirdi, ne oldu bugüne bakın ANAP’a toz kondurmayanlar şimdi o günkü karşıtları olan Recep Tayyip Erdoğan’a toz kondurmuyorlar. Cemil Çiçek, Başesgioğlu, Burhan Kuzu, daha birçokları.
Omurgasız siyasetin omurgasız uygulayıcıları nedeniyle ülkemiz ne demokrasiyi ne de hukuku öğrenebiliyor.
Bir ülkede parti kapatılabilir mi? Demokratik bir Avrupa ülkesinde parti kapatılabilir mi? Mesela Almanya’da bir Nazi propagandası yapan bir parti kapatılmaz mı? Devletler çoğunluğa karşı savunmasız kalabilir mi? Mesela ülke yöneticisi bir demokrat ülkede “katili ancak mağdurun ailesi affeder” diyebilir mi? Bu söylendiğinde aklıma hemen neler geldi biliyor musunuz? Üçüncü sayfa haberlerini okurum gazetelerde. Rezil bir grubun rezaletleri yazar. Sevgilisi ile bir olup, karısını, kocasını öldürenleri mi ararsınız. Miras için anasını, babasını vurduranları mı? Bunlar böyle bir yasa çıktığında katil ruhlular yani, birbirleri ile anlaşıp istediklerini öldürtüp sonra ailesi olarak af etme gibi bir ahlaksızlığı bile yaygın hale getirebilirler. İnsan öldüreni ne mağdurun ailesinin, ne de devletin af etmesi doğrudur. İnsan öldüren mutlaka cezasını çekmelidir.
Demokrasi çoğunluğun, sandıktan kalabalık çıkanların tahakkümü olmamalıdır. Demokrasi azınlığın da haklarını koruyan bir rejim olmalıdır. Millet iradesi denilen şeyin önü hep açık olmalıdır, yüzde 99 oy bile alsanız, hem yüzde 1 in hakkını savunacak, hem de milletin ileride düşüncesini değiştirebileceği ve bunu sandıkta gösterebileceği sistemin korunmasını sağlamalısınız. Demokrasi bana göre budur , sanırım herkese göre de böyle olmalıdır.
Bir ülkede en büyük tehlike kamplaşmadır. Kamplaşmanın yarattığı fanatizm, ve bunun sonucu ortaya çıkan şiddetin zararını yıllarca onaramazsınız. 80 öncesinde meydana gelen kamplaşmanın acıları henüz unutulmadı, aradan neredeyse 30 yıl geçti.
Anayasa bir ülkenin asgari müştereklerini belirlemeli, bu asgari müşterekler de geniş katılımlı bir kurul tarafından belirlenmeli, böyle yapılırsa sanırım uzun bir süre sorun yaşanmaz, anayasalar çoğunluktaki partiler tarafından değil, geniş katılımlı olarak hazırlanmalıdır. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların altında kabadayılık yatmaktadır. Yani bir bilek güreşi vardır ve bu yanlıştır. Aklın başa alınması gereken zamandayız, hep söylüyor ve yazıyorum yeni yepyeni ve akil kişilere ihtiyacımız olduğu bir zamandayız.