- Kategori
- Siyaset
Demokratikleşme değişim ve adalet için yeni anayasa..

Demokratikleşme değişim ve adalet için yeni anayasa..
Bu günlerin karmaşası bitecek ve yine bıraktığımız yere döneceğiz, yeni demokratik anayasa meselesine. Devletin yeniden yapılanması toplumun devleti olması sürecine.
Devletin sahipleri devleti toplumun üstünde kutsallaştırarak iktidarlarını pekiştirirken toplum olma yolundan saptık; laik, milli, Türk olarak yapılandırılmaya çalışılan devletin toplumu bir türlü maya tutmadı. Zorla tarih yazılarak talimatlarla toplum yapılamaz, tüm farklılıkları tek bir yoruma tabi kılmaya çalışılarak devam ettirilmeye çalışılan düzen artık sonuna yaklaştı.
Önümüzdeki süreç yeni anayasa yapılması sürecidir. Yeni anayasa yapılması yeni bir toplumsal mutabakata varılması demektir. Şimdiye kadar toplum için bilmişlerin hazırlayıp onaylattığı anayasalar hep devleti koruyup kollamaya ilişkin olmasına rağmen bunu beceremedi. Toplum bir tavuk topluluğu; anayasa da bahçe içindeki kümes ve yumurta kabini olarak algılandı; şurada tüneyeceksin şuraya yumurtla; şu çiti aşma, tavuklar bir türlü hizaya gelmedi.
Anayasa toplumsal mutabakat metni ise, ilk kez bu kez mutlaka toplumsal olmalı toplum için olmalı, toplum mutabakatı ile hazırlanmalı, tepeden oya sunulmamalı, kişisel grupsal her kesim anayasa hazırlanması sürecinde oluşturulacak mekanizmalar aracılığı ile bu sürece katılabilmeli. Bu aynı zamanda siyasal alanın alabildiğine genişletilmesi alabildiğine siyasallaşma demek; bilgilenme, tartışma, ve ikna mekanizmalarının yaratılması anlamına geliyor; geleceğimiz üzerine birlikte karar vermek demek.
Bu topraklarda yapılan tüm anayasalar tepeden, toplumu belli bir yoruma göre düzenlemeye yönelik yapıldı, Belki ilk kez hep birlikte yapılabilir bu yüzden Türkiye’de birlikte yaşamaya gönüllü insanların ortak ahlakı da yeniden oluşturabilmesinin araçlarını da yaratacak yönde ilerletilmeli.
Artık bir ülke bir toplum olmanın gereklerine uygun tüm bölünmüşlüklerden küskünlüklerden, arınacağımız bir sürece girmeli.
Sade evrensel değerleri esas alan basit bir sözleşmemiz olmalı, herkesin anlayacağı sahip çıkacağı.
Devletin toplum üzerindeki tahakkümünün doğal varsayıldığı zihinsel hakimiyetten Cumhuriyet kavramının dayanağı “vatandaş”a geçeceğimiz süreç aynı zamanda yeniden toplumsallaşmak; farklılıklarımızla bir arada yaşama, farklılıklarımızın zenginlik olarak algılanacağı yeni zihinsel aşama anlamına gelecektir.
Saltanatın gerçek anlamda üstesinden gelebileceğimiz fırsatlar önümüzdeki günlerde daha da belirginleşecektir, görmezden gelinmeye çalışılsa da dünya üzerinde bizim esas krizimiz yerel siyasal krizimizdir.
Değişim ihtiyacı tüm dünyada yeni bir zihniyet temelinde kendini dayatırken güzel ve yalnız ülkemiz, değişim ve demokratikleşme yönünde henüz güçlü demokrat bir siyasal hareketi ortaya çıkaramamıştır; asıl dönüp kendimize bakmamızı gerektiren sorun budur.