- Kategori
- İlişkiler
Deniz gözlü kız

Cansız bir günün ortalarında deniz gözlü bir kız oturdu karşısına adamın. Oturuşu kalkışı aklında değildi, sadece gözleri vardı aklında belki birde yarım yamalak , ince - narin silüeti.
Aklındaki gözleri deniz rengiydi, ne mavi ne yeşil. Maviye tutkunluğun eserimiydi neydi, daldı bir an gözlerine.
Adamın bakışlarından kaçmayan, ya da kaçamayan bir hali vardı kızın. Narindi; deniz gibi narin, denizin kulağına fısıldadığı tonda kuruyordu cümleleri.
Nedense denizin ürkekliği vardı hareketlerinde, başlayıp bitiremediği cümlelerde hep bir deniz utangaçlığı buluyordu adam. Yanaklarındaki boyasız pembeliği ise bir güneş batışındaki pembeliğe benzetiyordu.
Kız sakince ardına dönüp giderken, adam kıyıya vuran dalgaların sessizce geri çekilişlerini buldu yürüyüşünde. Gülümsemesi hatta belli belirsiz kahkahaları deniz kadar olmasada mutlu etti adamı.
Utanmadan aşık olmak için çok geç mi dedi kendi kendine, deniz kıskanırdı sanırım bu yazdıklarını görse.
Bu satırların ona yazıldığını belki de hiç bilemeyecekti kız ya da adamın tahmin edebileceğinden çok daha zekiydi.
Varsın olsundu, yine de içinden sıcak bir Elveda gönderdi adam deniz gözlü deniz kızına , belki duydu belki ...