- Kategori
- Aşk - Evlilik
Deniz kızı
Tanrıların okyanusunda içtikçe dahada susatan sonsuz susamışlık duygusu deniz kızı.
Okyanusun en derinlerindeki lanetlenmiş ve yasaklanmış aşktı deniz kızı, asla erişilemeyen.
Kutuplardan dev buzullardan yüreğimle açtığım gediklerden girdim rüyasına deniz kızının. Girdi düşlerime deniz kızı.
Nehirlerin ulaştığı deltalardan daldım sonsuzluğa, sonsuzluktu deniz kızı. Kayboldum engin denizlerde engin denizlerin kızıydı, erişilmez, saf temiz ve çocuksu.
Yeraltından akan tüm nehirlerde buldum onu ummanlara doğru akarken, dokunulmamış el değmemiş, saf ve temiz, berrak, kirlenmeden...
Bir yağmur damlasında gördüm denizlerin ey kuytu yerinde.
Bir çiğ tanesi oldu bir sabah bir teknenin bordasında.
Bir kartanesi oldu düştü yüreğimdeki denize.
Denizler ortasında yalnızlığımı alıp götüren fırtınanın, dolusu olup parçaladı yüreğimi.
Bir limana sığındım kutulardaki bir yelkenli gibi.
Kaçtım tüm denizlerden, deniz kızından.
Kuytu limanda felaketimdi deniz kızı.
Sonsuzluğumdu kimi zaman, yitik aşkım kimi zaman, su damlası, kimi zaman dudaklarımdaki yangındı.
Söylenmemiş sözlerdi, tadına varılmayan sevdalardı, ölümsüz aşktı, deniz kızı.
İçimdeki son kar tanesi denizkızı, o denizlerin kızıydı, yasaklı, günahkar, kuralsız, söz dinlemez.
Ölümüne yaşanmış hayttı deniz kızı, uğrunda ölümlere gidilen.
Terk ettiğimiz günahımızdı denizkızı, küstü bize ve hayat küstü bize.