- Kategori
- Güncel
Depremin adı yıkım, mucize ve paylaşım...

Görüntüler herşeyi anlatıyor...
İlk günden itibaren depremle ilgili olarak gazetelerdeki başlıkları okumuşsunuzdur. Tek kelimeyle ortak bir başlık atılmıştı. YIKILDIK !..
Dış basında da bundan farklı başlıklar atılmamıştı. “TÜRKİYE YIKILDI !...”, “ANADOLU YIKILDI !”, “TÜRKİYE ENKAZ ALTINDA”, “TÜRKİYE 7.3 İLE YIKILDI”, vs..
Bu başlıklar ve alt haberleri çok detaylı. Bunu neden yazıyorum. Bu depremin ne kadar da önemli olduğunu belirtmeye çalışıyorum. Yalnız, bölgesel anlamda değil, şiddeti anlamında dünya deprem literatürüne çoktan geçti bile.. Elbette ki, bir de can kaybı anlamında deprem literatürüne geçen bir deprem olacak Van depremi. Neden mi ? Nedeni basit.
DEPREMLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK
Dünya deprem haritasına göre ülkemizin %92’si deprem kuşaklarında yer alıyor. Bu da demektir ki, Türkiye nüfusunun en az %90’ı deprem tehlikesiyle karşı karşıyadır. Başka ilginç bir ayrıntı da en büyük sanayi bölgelerinin de %98’i ve barajlarımızın da %93’ü yine deprem bölgelerinde yer alıyor. En son olan Van depremi ise Kuzey Anadolu fay hattının bir kolu üzerinde.. Maalesef ki, kimsenin beklemediği bir şiddette 7,2 şiddetinde bir deprem oldu ve daha şimdiden 479 kişiyi kaybettik ve bu rakamın 1000’lere ulaşacağı tahmin ediliyor. Son 60 yılda da 60.000’in üzerinde vatandaşımız hayatını kaybetmiş. Ortalama 1000 kişi/yıl oluyor. Durum bu vaziyette iken, depreme hazırlanmamak, depreme dayanıklı binalar yapmamak, bile bile lades değil midir. Öyleki, Şili'de 8.8 şiddetinde olan bir depremde yalnızca 400 civarında can kaybı yaşanıdı. Japonya'da benzer bir şiddette ise neredeyse can kaybı yok. Buradan çıkartılacak sonuç şu olmalıdır. Adamlar Depremle yaamayı öğrenmişler ama herşeyden önce depremi önlemenin aksine, depreme karşı önlem almışlar ve depreme dayanıklı binalar yapmışlar. Biz neden yapamayalım ! Türkiye bunu yapabilir.
Dünya medyasından 'Deprem Manzaraları..'
Van depremine geniş yer ayıran yabancı medya, kurtarma çabaları ve mucize öykülerinin yanı sıra yardım operasyonlarındaki eksikliklere de vurgu yapıyor. Deprem bölgesinin, sismik olarak aktif olmasına rağmen "hazırlıklı olmadığı", yardım çabalarının "yetersiz kaldığı", "kaos yaşandığı" savunulurken, özellikle insanların, enkazın altında kalanları kurtarmak için elleriyle enkazı kazması dikkat çekti. Yabancı medya, Türkiye’nin "dış yardım tekliflerini reddetmesi"ni eleştirirken de "acımasızlık ve duygusuzluk" gibi ağır nitelemeler kullandı. Bu biraz ağır bir niteleme olmuş ama, Türkiye’nin ilk iki gün “ bu işin de üstesinden geliriz “ havalarında olması da bu eleştirileri sanki haklı kılıyor… Hele hele yardım kamyonlarının “yağmalanması” Türkiye’ye hiçte yakışan görüntüler değil. Depremin oluşundan sonraki 3.gününde bile hala çadırsız olan insanlar var Van’da ve Erşiş’te.. Ve üstelik kış bastırmakta.. Ara sıra yağan yağmurdan sonra kar kapıda. Bölge halkını daha zor şartlar bekliyor. Devlet devletliğini göstermeli. Ama, önce yardım kamyonların yağmalanmasını önlemeli. Depremi fırsat bilip, çaldıkları çadırları yüzlerce liraya satanlara engel olabilmeli ve insanlar bir an önce bir çadıra yerleştirilmeli ve ısıtıcıları ile sıcak aşları verilebilmeli. Bu görüntüler herkesi üzüyor. Ama Azra bebek gibi mucizeler de bizi hem sevindiriyor, hem umutlandırıyor. Kürt kökenli olsalar bile…
Bu son cümleyi neden yazdın diye sorabilirsiniz. Bunu çok detaylı anlatabilirdim. Fazla ayrıntıya girmeden şunu belirtmek isterim. Evet, Van yoğun olarak BDP’ye destek veren bir il. Öyleki Van Belediye başkanlığı BDP’nin elinde. Son seçimlerde %48-49 civarında bir oy vermiş BDP’ye. Ama %42-44 civarında da AKP’ye oy çıkmış. Polise taş atan da var, eline silah alıp askere kurşun sıkan da. Ama bu genelinin terör yanlısı olduğunu göstermez. Sonuç olarak öyle ya da böyle, orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Devlet olarak ve Türkiye olarak oradaki insanların, çocukların depremden en az hasarla kurtulmalarına ve yaşama tutulmalarına yardımcı olmak lazım. Nitekim, vatandaşlar olarak oldukça hassas davrandık. Kamyonlarca ve tırlarca yardım toplandı ilk günlerde ve toplanmaya devam ediyor. Televizyonları seyrederken, çoğu zaman gözlerim yaşardı. Hele şu görüntü tam bir ders niteliğinde. İstanbul’da bir belediye’nin yardım toplama girişimlerini tesadüfen gören bir taksici, kalabalığa yanaşıyor ve üstündeki paltosunu ve atkısını çıkartıp, Van’a gönderilmek üzere malzeme toplayanlara veriyor. Gelin de ağlamayın…
Son söz olarak aşağıdaki bir başka anekdotu paylaşayım ve ne demek istediğim açıkça ortaya çıksın.
Bir vatandaş, deprem olur olmaz Van’a kazak, bot, mont gibi eşyalar gönderirken, cebine “geçmiş olsun kardeşim, ben de Gölcük’te senin şu an yaşadıklarını yaşadım. Maddi menevi ne sıkıntın olursa bana xxxxx numaralı telefondan ulaşabilirsin. Hiç çekinme “ yazılı bir kağıt konulmuş ve 3 gün sonra bu kişiye şöyle bir mesaj geliyor.
"Allah razı olsun kardeşim. Şu an gönderdiğin montla ısınıyorum. Sana söz bir gün sen düşersen ben de seni kaldıracağım"
Fazla Söze gerek yok !..
./.