- Kategori
- Futbol
Derbide taktiksel yanlışlar

Milliyet
Ezeli rekabetin son yıllarda iyice kaybolduğu bir gerçek. Öyle ki bu artık bahis oranlarına bile yansıdı. İşte bu hava içinde motive olmuş bir Galatasaray'la oynadı Fenerbahçe. Maçın 0-0 bitmiş olması Fenerbahçe için bir kayıp, Galatasaray içinse önemli bir başarıydı. Bunun bilincinde olmalılar ki, maç sonrasında seyircisine gidip kutlama yaptılar.
Dünkü maçın bir kaç kader anı vardı. Öyle o anlarda maç her iki tarafa da dönebilirdi. Hatta döndü de.
1. Semih'in Servet tarafından sakatlanması. Servet'i Kadıköy'de bizler çok fazla izledik. Hiç bu kadar agresif savunma yaparken görmemiştik. Hırsını ve mücadelesini sonuna kadar ortaya döktü. Burada bir şey var elbette söylemeden edemeyeceğiz. Servet Galatasaray'dan aldığı parayı sonuna kadar hakeden bir oyuncu. İşte bu nedenle de sormak durumundayız; Fenerbahçe'den aldığı parayı hak eden oyun niye oynamadın hiç? Yıllarca aynı takımda oynadığı arkadaşı Semih'in futbol hayatını sona erdirecek kadar hırslı oyunu Galatasaray için direnç noktasıyıd. Elbette Semih'in oyun dışı kalışı da Fenerbahçe'nin alehine dönen bir sonuç oldu. O ana kadar Fenerbahçe'nin ileride kalmasını sağlayan bir futbolcu çıkmış yerine silik bir oyuncu girmişti.
2. Arda'yı da son zamanlarda hiç bu kadar çalışkan görmemiştik. Arda o kadar koştu ki artık son vuruşu yapacak dermanı kalmadı. Kaçırdığı % 100'lük pozisyon maçın bir başka kader anıydı.
3. Fenerbahçe'nin duran top tercihleri. Fenerbahçe ilk yarı üç tane önemli duran top kazandı. Bir tanesi ceza sahasının hemen köşesinde soldan diğer ikisi de korner. Serbest vuruş tercihi Carlos'a bırakıldı. Oysa Fenerbahçe'nin bu sene kullanmayı tercih etmediği çok ciddi bir pozisyon zenginliği yaratan ceza sahasına yapılan yumuşak ortalar maçı çevirebilirdi. Kornerleri de paslaşarak kullanmak Fenerbahçe adına gereksiz varyasyonlardı.
4. Hakan Şükür'ün oyundışı kalışı. Kalli çok ciddi taktiksel yanlış yaptı. Kafasında Ayhan'ı oyuna almak vardı; ama sahadan çıkaracak oyuncu bulamıyordu. Gitti sahanın belki de Galatasaray adına en büyük değeri olan oyuncuyu çıkardı. İkinci yarıdaki Galatasaray üstünlüğü de Hakan'ın oyun dışı kalışı ile bitti.
5. Lugano'nun kırmızı kart görmesi. Lugano'nun ilk sarısı çok gereksizdi. Ne söyledi bilmiyorum. Ama Fırat Aydunus dayanamadı çıkardı kartı. Ancak ilk yarı boyunca bütün Galatasaraylı futbolcuların istisnasız her pozisyona itiraz etmelerine sessiz kalan bir hakemin buna da tepki göstermemesi gerekirdi diye düşünüyorum. Galatasaray dikkat edilirse maçı çevirebileceğine inandığı andan itibaren hakemle uğraşmayı sona erdirdi.
6. Hakem'i konuşmamız gerekiyor. Fırat Aydınus iyi bir hakem. Ancak dün sertliğe fazla taviz verdi. Sertliğin ölçüsünü takımın rengine göre ayarladı. Servet ve Emre'nin savunmadaki şarjlarına değil de Fenerbahçeli oyuncuların hücum ederken yaptıkları hafif temaslara düdük çaldı. Fenerbahçe'nin oyundan düşmesinde bu çok etkili oldu. Artık Avrupalı hakemler bile bu kadar sertliğe izin vermiyorlar.
Zico oyuna müdahale etmedi dün. Oyuncular zorunlu değişiklikler yaptılar. Oysa Kolin Kazım'ı ikinci yarının hemen başında almak gerekiyordu. Uğur - Wederson değişikliği bir taktiksel değişiklik olmadı. Uğur'u çıkarıp Kolin'i içeri alıp, Kezman'ın yanına kaydırsa, orta shayı üçlü hale getirip, savunmayı da ileri çıkarsa Galatasaray bu kadar güçlü gelemezdi ikinci yarı. Oysa ne yaptı Fenerbahçe? Ta geçen sene başında ileri uçla defans bloku arasında oluşan 60 - 70 metre mesafeler bırakan taktik vardı ya; işte o düzene dönüldü. Böylece Selçuk gibi oyuncu sahanın yıldızı oldu. Çünkü üzerine büyük iş düştü. Bir anda bütün gözler onun üzerine sabitlendi. O da iyi oynadı. alkışı hak etti. Ama bu taktiksel yanlışın da bir ürünüydü.
Galatasaray iyi oynadı, güzel mücadele etti. Fenerbahçe maçlarının derbi olduğunu hatırladı. Böylece rekabet kaldığı yerden devam edebilir. Yoksa Fenerbahçe için de olumsuz bir durum oluşuyor.
Uzay Gökerman