- Kategori
- İlişkiler
Derdini söyle reçeten hazır...

Derdini söyle reçeten hazır... 14/01/2010 Şu günlerde ya kafayı herkes hastalıklara takmış yâ da hastalıklar üzerine konuşmayı çok sever olduk. Bu kadarla kalsak bari, hepimiz ‘doktordan çok doktor’ olduk. Hani bir yerinin ağrıdığını söyle. Sana ayaküstü reçete yazan dost, arkadaş, tanıdıktan geçilmiyor maşallah. Bana çok iyi geldi kullan çok faydasını görürsün. Denir. Diyelim ki, kullandın ilacı ve sana iyi gelmedi. Bizde çözüm mü yok? Arkasından ekleriz. Demek ki, sana ağır geldi sen en iyisi onun yarısını kullan. E pes yani…
* * *
Mesela bir tanıdıkla karşılaştınız. Haliyle hal hatır soruyorsunuz. Başlıyor size anlatmaya. Hani bir kendi rahatsızlığını anlatsa amenna! Artık şansımıza bütün ev halkı olmadı eş dostun şikâyetini de dinledikten sonra bütün negatif enerjiyi yüklenince tabi sorduğumuzda ki, iyi halimizden eser kalmıyor. Burada tebessüm etmeyi ihmal etmedim, kızacak halimiz yok ya. Kuşkusuz bunların çeşitli nedenleri var. Biz millet olarak zaten birbirimizin dertleriyle yakından ilgilenmeyi kimin nesi var, nesi yok bilmeyi üstümüze vazife saymışızdır. Hani uzaktan anlatsın gitsin daha da derine inip yardım falan isterse de işimiz olmaz. Deriz ki, hastaysa hasta bende hastayım kardeşim.
* * *
Bir nedeni de sağlık hizmetlerinin ta eskilerden beri yeterli düzeyde ihtiyaca cevap vermemesi, kırsal yerlerde doktor, ilaç, malzeme, gerekli donanım vb. yeterli olmadığı için çareyi kendimizde bulmuş olabiliriz. Nasrettin hocanın yaptığı gibi ‘bana damdan düşen birini getirin’ dediği gibi bizde o şekilde çözüm çareleri aramanın yollarını aramışız. Şimdi son anlattığım durumu bir arkadaşıma anlattım. Anlatırken bocalamaya başladım. Sonra ikimizin de sinirleri bozuldu gülmeye başladık. Eskiden öyleydi de yani sağlık imkânları yetersizdi, şimdi büyükşehirde hem de sağlık güvencemiz varda ne yapıyoruz. Ağlanacak halimize bir kahkaha daha koyuverdik orta yere.
* * *
Vücut ritminin bozulması kuşkusuz insanı çaresiz duruma düşürüyor. Kimi görse, kiminle konuşsa başlıyor araştırmaya. Bir de şimdi sorduğumuzla yetinmeyince internettin karşısına geçip araştırmaya başlıyoruz. Bu hastalık neden oldu? Ne yapabiliriz? Artık didik didik hastalığımızla ilgili ne varsa ortaya döküyoruz. Böyle davranmanın her zaman iyi sonuçlar getirdiğini düşünmeyenlerdenim. Neden derseniz? Artık bir hastalığın ya da hastalıkların tutsağı olup hastalık yüzeysel de olsa onu kronik hale getirebiliyoruz.
* * *
İlaçlar tabi ki, birçok hastalığın olmazsa olmazları buna diyecek bir sözümüz yok. Her şeyi ilaçlardan beklemeden önce tercihlerimizi ve yaşam tarzımızı bir gözden geçirelim. Hem sağlığımızı düşünürüz güya hem de sağlığımızı riske sokabilecek; yağlı yiyecekler, stres, kötü alışkanlıklar, geç saatlere kadar oturmak gibi bizi yaralayan alışkanlıklarımıza da ket vuramayız. Onun yerine tanıdık, konu komşu, dost, arkadaş kimi bulursak anlatırız. Ya bende böyle bir hastalık çıktı, senin de başından geçti mi böyle bir hastalık? Veya yakınlarında kimsenin başına geldi mi? Ya valla gelmez mi aynı dert benim de başımda. Sen en iyisi mi al bu ilacı bak bana dua edeceksin. Hangi ilacı mı? e-mail:belginturan@gmail.com