- Kategori
- Eğitim
Dershanelerden: “Neler öğrendik?”

Eğitimde nicelik yerine niteliğin, kitap ve yetiştirilmesi gereken müfredat kavramları yerine 21. Yüzyıl değerlerinin “ kazanımlara erişim ve beceri gelişiminin” önem kazanması ile eğitim kurumları tepeden tırnağa yeniden yapılanma ihtiyacındadırlar. Geçtiğimiz on yıllarda, okulun öğrenciye veremediği hedef belirleme ve hedefe yönelik bireysel gelişim fırsatı sunma becerisini dershanelerin iyi yaptıkları söylenebilir. Ya da okulda yeterince öğrenme becerileri ile donatılmış öğrenciye sadece hızlı okuma ve hızlı test sorusu çözme becerisi kazandırdığı da söylenebilir.
Gerçek şu ki; öğrencinin zihninde kalıcı bir öğrenme eylemini gerçekleştirmesi için öğrenilecek şeyin öğrenici için “anlamlı” ve “değerli” olması gerekir. Öğrenci öğrenmesi gereken şeyi, niçin öğrenmesi gerektiğini, ne işine yarayacağını ve bunun yaşam bağlamındaki karşılığını bilerek daha güçlü motive edilebilir.
21. Yüzyıl becerileri dediğimiz “öğrenme ve inovasyon”, “bilgi medya ve bilişim teknolojileri,” ve “ hayat ve kariyer “ becerileri ile kurum değerlerimizi okulun hedeflerinden öğrencinin hedefleri boyutuna yansıtabilmeliyiz. Bu yansımanın kalıcı izli olabilmesi için de ölçülebilir, gözlenebilir göstergeler halinde ifade edilmesi ve program hedefleri olarak okulun tüm paydaşlarınca benimsenmesi gerekmektedir.
Öğrenci niçin dershaneye okuldan daha fazla motive oluyor?
Çünkü dershane öğrencinin önüne ulaşacağı noktayı hedef olarak koyuyor. Öğrenci üniversite, alan, bölüm tercihine ulaşacağı ders/derslerin net sayılarını analiz ederek uygun program ve öğretim etkinlikleri ile öğrencinin hedefini destekliyor.
Ama çoğu okulda öğrenci ve okul hedefi net değil. “Nasıl bir öğrenci yetiştiriyorsunuz?”; “Okuldan ne bekliyorsunuz ?” sorularına öğretmen ve öğrencilerin verdikleri yanıtlar çoğu okulda örtüşmüyor. Okul aynı anda çok şeyi bir arada yapmaya çalışmaktadır. Bu da çok fazla hedef doğurmakta ve okulda yapılan etkinliklerin etkisini düşürmektedir.
Öğrenci ve okul ortak ölçülebilir hedefler tanımlayamazlar mı?
Dersanede bir çocuğun nereyi kazanıp kazanmayacağı, hedefinin neresinde olduğu ölçülebilir ve öğrenci tarafından da bilinir. Ölçme ve değerlendirme dershanede işin en önemli parçasıdır. Sınav başarısı, sınavda elde edilen net yanıt sayısı eğitim çıktısı olduğu zaman bunu ölçülebilir ve gözlenebilir kılmak kolaydır.
“Öğrenmenin sorumluluğunu alan bir öğrenci yetiştirmek” veya “Disiplinli yaşam becerisi kazandırmak” ya da “ kritik düşünce becerisi kazandırmak” vb. önemli beceri, tutum ve değerleri olan bir okulun önce bu hedeflerini ölçülebilir hedef olarak tanımlaması göstergelerini belirlemesi gerekir.
Öğrenci ve okul hedefleri paylaşmalı
Öğrenci, öğretmen, veli tarafından paylaşılan hedeflerin gerçekleşmesi olasılığı daha yüksektir. Paydaşların öz değerlendirme yapmaları kendi kendilerini ve okulu değerlendirmeleri önemli bir gelişim göstergesidir.
“Disiplinli yaşam becerisi sahibi olmak” hedefinin neresinde olduğu ile ilgili davranış setleri oluşturup, hangi sıklıkla öğrencileri izleyip, geri bildirim sağlıyoruz? Sağlayabiliyor muyuz?
Öğrenci ve velilerimiz “eleştirel düşünme becerilerinin gelişiminden memnun mu” sorusuna öğrencinin yanıtını hiç düşündük mü? Öğrencilerin üst düzey zihinsel becerilerinin gelişiminde en etkili faktör öğretmen, özellikle de sınıf öğretmenidir. Açık uçlu sorularla yaptığımız biçimlendirici değerlendirme sonuçları eleştirel düşünce becerilerindeki gelişimi yansıtıyor mu?
Performans geliştirme destek sistemi
Okullarda öğretmenlere de hemen destek sunulamaz çünkü öğretmen gelişimini de izleyen ölçen sistemler genelde kişisel tercihlere terk edilmiştir. Lider ve kurum çalışanlarının desteğini alan sürekli ve sürdürülebilir bir “performans gelişim ve izleme ve ödül yöntemi” kurulup geliştirilmelidir.
Ölçmenin net ve sürekli olduğu bir sistem içinde öğretmen yeterlilikleri- yetkinlikleri ile hedefin gerisinde kalan öğrenci hemen tespit edilir ve ona destek sunulur. Çocuğun istenilen hedefe ulaşması için önlemler alınır. Bunun olabilmesi için ölçme ve değerlendirmeleri öğrenmeyi geliştirme aracı olarak görmeli ve kullanmalıdır. Öğretmenlerin kişisel gelişimlerinin sürekli ve sürdürülebilir bir performans gelişim ve izleme sistemi çerçevesine oturtulması gerekmektedir. Öğretmenin kendini geliştirme fırsatı sağlayan ödül ve motivasyon araçları kullanılmalıdır.
Okulda destek ihtiyacı olan öğrenci hemen fark edilemez. Bundan dolayı da hemen destek sunulamaz. Sunulan destek ise birkaç saat fazla ders yapmaktan öteye geçmez. Bunun öğrencideki karşılığı ise “senin bilemediğin beceremediğin şeyler var ya onlardan sana daha fazla vereceğim” anlayışıdır ki; bunun öğrencideki karşılığı “ben bu işi beceremiyorum” duygusu yaşatmak şeklindedir. Bu da öğrencinin bilinç altında kendini kötü hissetmesine neden olmaktadır. Peki ne yapılmalı? Öğretmen öncelikle sınıf içi etkinlikleri farklı zeka ve kavrama gücü olan öğrencilere yönelik çeşitlendirmeli. Matematik, Fen, Sosyal, Türkçe, Müzik, Resim , Spor vb. ders temaları birbirinden kopuk bağımsız konu anlayışı ile değil temel düzeyde ele alınan yaşam becerileri bağlamında tematik bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Farklılıklara saygı ve bireyselleşmiş eğitim
Dersane genel olarak seviyelere göre ders anlatılır. Dersler seviyenizin üstünde ya da altındaysa, sınıfınız değiştirilir. İşte bu yüzden dersaneler işini etkili yapar.
Ama çoğu okulda tüm seviyedeki çocuklar aynı sınıftadır. Öğretmen farklı bireysel öğrenme model ve yaklaşımları sunabiliyorsa öğrencileri şanslıdır. Yok eğer öğretmen farklılaştırılmış eğitim yapamıyor/yapmıyorsa, seviyesi düşük olanlar dersten soğur, seviyesi yüksek olanlar ise sıkılır.
Öğrenmeyi Geliştirme ve İzleme ve Yönlendirme
İlköğretim 4. Sınıftan itibaren zorunlu temel derslerin yanında öğrencinin ilgi ve yeteneklerine uygun seçimlik dersler ile sosyal, sanatsal, sportif ve kültürel etkinlikler artırılmalı ve her öğrencinin kendini bulabileceği öğrenme ortamları çeşitlendirilmelidir. Okul çevre için bir hayat boyu öğrenme merkezi olacak düzenlemeleri yapmalıdır. Öğrenmeyi kılavuzlayan biçimlendirici ölçme ve değerlendirme çalışmalarına önem verilmeli. 8. Sınıf ilgi ve yetenekler doğrultusunda sınav sınıfı değil artık ortaöğretime geçiş ve yönlendirme sınıfı olmalıdır.
Öğrencinin 8 yıllık birikimini değerlendiren bir izleme ve yönlendirme sistemi kullanılmalıdır. Sadece temel düzeyde Türkçe, matematik, fen ve sosyal bilimlerde değil; sanat, spor, müzik ve sosyal etkinliklerde gösterilen çabaların da ölçümlendiği bir izleme ve yönlendirme sistemi ile ortaöğretime geçiş sağlanmalı.
Okulun hedefleri ölçülebilir hedef ve göstergelere dönüştürülmeli ve tüm okul paydaşları ile bu hedefler paylaşılmalıdır. Çok hedef koymak yerine sürekli ölçülebilir az sayıda ve ulaşılabilir hedef koymak her zaman doğru seçimdir.
Liselerde temel düzeyde (9-10. sınıflar) ( Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Matematik Bilimleri, Türk Dili ve Edebiyatı, Dil, Sanat ve Spor alanları) çerçevesinde zorunlu ve seçmeli dersler belirlenmeli, hangi temel bilgi, hangi temel beceri, tutum ve değerler kazanacağını öğrenci bilmeli buna uygun tercihler yapmalıdır.
İleri düzeyde 11. ve 12. Sınıflarda “Kariyer gelişim ve planlaması” kapsamında öğrencilere “şablon” alan dersleri sunmak yerine, etkili öğrenmeyi gerçekleştirebilecekleri medya ve bilişim teknolojileri ile donatılmış ortam ve derslikler sunulmalıdır. Hangi ders veya derslerden ne miktarda alacağına öğrenci karar vermeli. Öğrencinin bu son iki yılı kariyer planlamasına uygun olarak birlikte programlanmalı. Dersane neyi iyi yapıyor ise okul da yapmalı; okul öğrencinin hedefine odaklanmalı, eğitim ve öğretim faaliyetlerini bu hedefler doğrultusunda düzenlemeli.
Sınıf düzeni yerine kurlar arasında geçiş sağlayan kurs düzeni ile “Uluslararası farklı ve bireyselleşmiş (AP veya IB gibi ) eğitim-öğretim programları liseler için alternatif ve fark yaratan uygulamalar olarak değerlendirilmelidir.
Gelecek yüzyıllarda var olmak için: okulun kendisine fayda sağladığını düşünerek okulu ciddiye alan, motivasyonu yüksek gençlerimizin sayısını artırmalıyız.