- Kategori
- Siyaset
Dersim’li Seyit Rıza’nın torunu ile Nihat Yıldız’a ne diyeyim şimdi ben?

Söze yazıya nasıl başlayacağım bilmiyorum… Ancak kendime yakıştıramadığım bir sessizliğe de içim isyan ediyor. Şimdiye kadar okuduğum en etkili (Dersim konusunda) yazıları Nihat Yıldız yazmaya devam ediyor. Öte yandan Seyit Rıza torunu ile ete kemiğe büründü bu konuşulanlar… Daha kötüsü devam eden acılar var… Bilinmeyen mezarlar, evlat verilen kızlar var…
Ortada cinayetler olmasa verecek o kadar çok cevabım var ki.
Selçuklu’dan başlayacağım neredeyse söze. Selçuklu’yu yıkan Cengiz Han ordularının yaptığı gelmiş geçmiş dünyanın en büyük katliamının hesabını kimden soracağız diyeceğim… Bu katliamda Anadolu’da kimin soyu sopu soruldu diyeceğim. Yüz yıla yakın süren bu işgale hangi etnik unsur karşı koyabildi diyeceğim. Bu topraklarda çok katliama kader birliği yapıldı diyeceğim.
Selçuklu’dan sonra Osmanlı ‘nın kuruluşu aşamasında kimin soyuna sopuna bakıldı diyeceğim. Osmanlı kim hükümranlığına geçtiyse onu yaşattı diyeceğim. Diğerleri yok oldu gitti. Bu hükümranlık olayını tanımak hep kılıç zoruyla oldu diyeceğim. Buna kılıç hakkı ve kılıç kardeşliği denilir tarihte diyeceğim.
Osmanlı Türk olmaktan çıktı İstanbul’un fethinden sonra diyeceğim. Bizans devleti onu yuttu diyeceğim mesela. Çöküşünde ise Osmanlı içinden çıkan bunca devlet içinde birde Türk devleti çıkmıştır diyeceğim. Osmanlı devlet kadroları içinden her devleti oluşturan unsurların yanında birde Türk unsurların olması neden bu kadar şaşırtıcı oluyor onu soracağım.
Osmanlıyı bitiren batı (özellikle İngiltere) Anadolu’yu hiç de Türklere terk etmek istemedi başalngıçta. Bir tarafta yönetemez durumda olan Osmanlı vardı… Diğer yandan oluşmuş bir boşluk… Bu boşluğu doldurmak için ilk önce Yunanlıları denendi. Kürtler çok düşünüldü. Ancak ulus ve devlet bilinci olmayan bir etnik gurup olduğunu çok kısa zamanda anladı batılılar. Bu konuda İngiliz arşivlerinde çok sayıda rapor var… Anadolu’yu Osmanlıdan kalan Türk unsurlara terk etmek zorunda kaldı batı. Zaten çoğunluk unsur da Türk’tü. Kılıç yenmese bile batıyı, isteklerini kabul ettirdi diyelim.
Bu yeni kurulan Cumhuriyete Sovyetlerin ve Dünya sosyalist hareketinin desteğini de küçümsememek lazım o dönemde. Pratikte Emperyalizme karşı duruştu ve gerici unsurlara karşı bir devlet kurulmuş bir devletti…
Kurulan devletin içinde tek hukuku sağlaması kadar başka normal ne olabilir? Devletin ülke içinde kendisinden başka güç kalmaması için çabalaması kadar normal başka ne olabilir? Bu gün Orta doğu ve İslam coğrafyasında olan ülkelere bakınca yapılmak istenenlere binlerce kez destek veriyorum. Çıkılan yol doğruydu. Halen de başka yol olmadığını düşünüyorum…
Ancak işte bu yapılanları devleti Osmanlı alışkanlığı ile yönetenler, birçok noktada berbat ettiler. Gücünü, eylemini yasalardan almak yerine alışkanlıklardan, geçmişteki kin ve travmalardan alan bu unsurların yaptıkları, birçok şeyi berbat etti… Daha çok şey diyeceğim ama, sanki yapılan katliamları savunma bahane bulmak gibi anlaşılmak korkusuna kapılıyorum…
Bu cinayet ya da katliamlar öyle bir şeydir ki (savaşmayan unsurlara karşı işlenen); yapılan her şeyi sıfırla çarpmak işlevi görür… Ne kadar kazanımın varsa hepsini sıfırlar… Ne diyeyim size? Ben asli bir Türk Müslüman olarak kabul görülüyorum. Ancak inanın sizin kadar masumuz bu olaylarda. Sadece siz kadar acı çekmemişiz o anda… Sizlerin içi soğumaz belki hiç, dilerim şu an paylaştığımız acılar bir parça azaltır acınızı…