Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '11

 
Kategori
Siyaset
 

Süre hesabını bir yana bırakın, oradan bi şey çıkmaz…

Süre hesabını bir yana bırakın, oradan bi şey çıkmaz…
 


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü İzmir Milletvekili Prof. Dr. Birgül Ayman Güler, Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili şöyle söylüyor:  “Aynı anayasa değişikliği ile getirilmiş hükümlerden milletvekillerine yeni hükümler uygulanırken cumhurbaşkanına yeni hükümlerin uygulanmaması düşünülebilir mi?”

Bu konuda daha önce yazdım ve fikrimi açıkladım…

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah GÜL, seçildiği gün yürürlükte olan ve henüz değişmemiş anayasaya göre 7 yıllığına seçilmiş ve seçildiği gün, TBMM Başkanı sıfatıyla Sayın Köksal Toptan, “…11. Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir…” demiştir.

Sayın Güler “…anayasa değişikliği ile getirilmiş hükümlerden milletvekillerine yeni hükümler uygulanırken…” derken de yanlışa düşmektedir.

Yürürlükte olan anayasanın “Seçim” başlıklı 102. Maddesi, “Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır.” Demektedir.

Anayasa halk oylamasından geçmeden 11. Cumhurbaşkanı seçildiğine göre, süre 7 yıl ve o süre de tamamlanmamıştır. Süre tamamlanınca, bu madde hükmüne göre elbette seçim süreci başlayacaktır.

Milletvekillerine gelince…

Milletvekili seçimi 2007 yılında yapılmış ve milletvekilliği süresi o tarihte anayasaya göre 5 yıl idi. Milletvekilleri bu tarihten sonra 5 yıl görevlerini yapmış, anayasa değişikliğinden etkilenmemişlerdir. Ayrıca milletvekilleri, alacakları karar ile seçim süresini öne alma, yani “Erken seçim” kararı alma yetkisine de sahiptirler. Ancak Cumhurbaşkanlığı süresini “erkene” alma yetkileri yoktur, belli anayasal kurallar elbette saklıdır. (Anayasa Madde 105, son fıkra: Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır.)

Cumhurbaşkanlığı konusunda yasal durum bu iken, ikide bir cumhurbaşkanlığının süresini gündeme taşımak, tartışmak hiç bir siyasi partiye bir şey kazandırmaz. Olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsil eden “Maklam”ı tartışmaya açmak olur ki, sadece devleti gereksiz yere tartışmaya açmak olur.

Elbette bu konuda aksi görüler de olacaktır, aynen Sayın Güler’in  “…cumhurbaşkanının süresi 5 yıl…” dediği gibi.

Bundan önceki yazımda da belirttim…

Aslında bu konuda “Kararı”, “Makamın” önemi gereğince bizzat cumhurbaşkanı tarafından verilmesi uygun olur. Çıkacak “Banim sürem 7 yıl (veya 5 yıl), bu süre sonrasında anayasanın 102 nci maddesi gereğince seçim yapılacaktır” demeli ve tartışmalara son noktayı koymalıdır.

Ama…

Konuyu bu hale getirmek ve tartışmak bile, dediğim gibi “devleti” gereksiz ve uygunsuz şekilde tartışmak olur ki, bence uygun değil…

Diğer yandan…

Geleceğin “Cumhurbaşkanı adayı” şimdiden üç aşağı beş yukarı belli…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, arkasına aldığı her türlü güç ve rüzgâr ile 12 nci cumhurbaşkanı olma yolunda ilerlemektedir.

Muhalefet olarak siz asıl bu konuda rahatsızsanız, bunu engellemek için “Süre” tartışması açmak yerine, neden cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini “Somut” olarak milletin gözü önüne koymalı ve bunun için çaba göstermelisiniz. O yolda “Muhalefet” görevini yerine getirmelisiniz.

Seçilmiş cumhurbaşkanı ha 5 sene ha 7 sene görev yapmış, ne değişir ki? Devletin çivisi yerinden çıkmış, siz cumhurbaşkanının süresi ile uğraşıyorsunuz.

Bu yüzden değil mi ki millet sizi “Muhalefet” olarak ciddiye bile almıyor.

14 ARALIK 2011
İBRAHİM PEKBAY 

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..