- Kategori
- Güncel
Dersim Tartışmaları

Günlerdir Dersim aşağı, Dersim yukarı gidiyor. Kısa bir süre sonra da gündemden düşer. Balık hafızalarda unutulup gidecek ve “Nerede kalmıştık” diye başka bir gündeme başlayacağız. Bugüne kadar dersim olayları yok muydu.Vardı ve ülkemin bir gerçeği idi. Bugün bir araştırma kuruluşu sorsa “Dersim olayları hakkında ne biliyorsunuz “. Cevapların büyük çoğunluğu konuyu bilmediğimizi gösterecektir. Kendime sordum ve yıllar önce okuduğum bilgilerin bugün için puslu olduğunu hissettim ve bir kez daha okuma gereksinimi buldum. Okuduktan sonra o günlerden bugüne geldim.
Dersim olayları 1937 tarihine dayanmakla birlikte bölgenin olayları daha eskilere dayanmaktadır. Yıl 1937 olduğunu kabul edelim. Bugün 2011. 74 yıl geçmiş. Olay olduğu gün doğan kişi bugün 74 yaşında. 74 yıl önce haberleşme ve bilgilenme nasıl. İnsanlar sadece çevrelerinden haberi var. Dünya sadece çevreleri ile sınırlı. Ankara’nın batısında o gün yaşayan ve 74 yaşının üstünde olanlardan kaçı konuya vakıf. Herhalde bu konuya vakıf insan sayısı günümüzde sayılıdır. Kısaca ahkam kesen başta politikacılar ve bu tarihi yaşamamış gazeteciler artık sussun. TV kanallarına bakmak istemiyorum. Çünkü midem bulanıyor. Kusacağım geliyor.
Peki yapılması gereken nedir. Konu sadece Dersim olmamalıdır. Tüm devlet arşivleri, Genel Kurmay arşivleri ve gerekirse yabancı arşivler taranmalıdır. Pekiyi kim tarayacak , TBMM temsilcileri de olmak üzere, tarihçiler, Üniversitelerden kurulacak ekipler ve askeri erkandan yetkililer ve gerekli görülen sivil toplum kuruluşlarından temsilciler. Peki konu ne olmalıdır. Dersim gibi olaylar çok. Kurtuluş savaşında çıkan değişik isyanlar, kanlı 1 Mayıs, Sivas olayları, Maraş olayları , 1960 askeri harekat, İslamiyette sunni geleneğinin hakimiyeti, Uğur Mumcu ve benzer katliamlar,1980 giden süreç ve benzer olaylar. Lakin Devlet ciddiyetine ve ülkemizin onuruna yakışacak şekilde araştırılmalı. Pekiyi bugünkü siyasi irade bu noktada mı. Cevabı hayır. Kayıkçı kavgası devam ediyor ve insanlar bunu izliyor ve bu kayıkçı kavgasına bir bütün olarak tepki gösteremiyor.
Ülkemin insanı ne yapıyor. Gündüz evlendirme programları, gece lüzumsuz diziler, Acun programları , yarışmalar ile zaman israfına devam ediyor. Biraz daha kendini geliştirenler okuyor, yazıyor, araştırıyor. Pekiyi bu özelliklerin en az ikisine sahip kaç kişi derseniz işte bu da toplumsal gelişmemişliğimizin bir belirtisi olarak ortaya çıkıyor ve tokat gibi yüzümüze çarpıyor. En acısı da bu tokadı toplum olarak hissetmiyoruz. Tepkisiz bir toplum. Tepki verdiği zamanda kaba kuvvete başvuran bir toplum. Zaman zaman saygı duyulacak tepkiler yok değil. Fakat bu tepkiler cılız kalıyor ve gündemi işgal edemiyor. Kadına şiddette olduğu gibi.
Olaylar hep mecrasında değerlendirilmelidir. Dersim gibi, Çanakkale gibi, Kurtuluş savaşları gibi günün koşullarında ne olmuş . Bugünkü koşullarla o günkü koşullar aynı değil. Renkli camın önüne geçip şovmenlik yapılması artık ülkeme yakışmıyor. Bu şovmenliğe son verecek olanda toplum gücüdür. Ama uyanık ve bilinçli bir toplum. Acı olan bu insan topluluğu ülkemde yok. Ben bu dünyada göreceğime inanmıyorum. Dilerim benden sonraki nesil görür. Amma ondan da fazla umudum yok. Geleceğin insanlığa güzellikler getirmesi dileklerimle..
www.selcukefendi.com/dersim-tartismalari. sayfasında yayınlanmıştır

