- Kategori
- Güncel
Devlet kuşu...

Ummadığı, beklemediği bir nimete ya da varlığa kavuşanlar için "Bu makama nasıl seçildi? Başına devlet kuşu mu kondu?” Deyimini ülkemiz insanı çok kullanmaktadır.
“Bir rivayete göre, vaktiyle İran’da hükümdarlar öldüğü zaman, bütün şehir halkı sarayın önündeki meydanda toplanırmış. Sarayın balkonundan, adına “devlet kuşu” denilen bir kuş uçurulur, kimin başına konarsa, o adam ülkeye hükümdar olurmuş.”
Gerçi tarihte, gerek İsa’dan önce İran’da yaşayan Medler ve Persler, gerek İsa’dan sonra yaşayan kavimler zamanında, böyle garip bir yolla hükümdar seçildiğini gösterir bir kayıt yoktur; üstelik böyle bir seçim yapılmış olması, mantığa da uygun düşmemektedir.
Ama hak etmediği yerlere, şans eseri gelenler için, “başına devlet kuşu kondu” denmesi, yukarıda sözü edilen masaldan gelmiş olsa da, yerinde ve anlamlı bir sözdür.
Ummadığı, beklemediği bir nimete ya da varlığa kavuşanlar için "Bu makama nasıl seçildi? Başına devlet kuşu mu kondu?” Deyimini ülkemiz insanı çok kullanmaktadır.
Şimdi her ne kadar, AKP’li adayın Meclis Başkanlığına seçilmesi son anda bir devlet kuşunun sayesinde olmuşsa da, kurulacak bir koalisyon hükümeti için aynı şeyi söylemek çok zordur.
7 Haziran seçimlerinde tek başına hükümet kurma çoğunluğunu kaybeden AKP doğal olarak yaralarını sardırma ihtiyacı duymaktadır. Bunun için de pansumancı olarak CHP veya MHP’yi düşünmektedir.
Ne kadar kısa sürede yaralarını sardırıp, güçlü bir şekilde iyileşirse kısa süre sonra pansumancılara ihtiyacı kalmayacaktır. Yeniden tek başına yürümek için ne gerekiyorsa yapacaktır.
AKP’nin şu an ihtiyaç duyduğu omzuna yaslanabileceği, koltuk değneği görevini görebilecek bir partnerdir.
Bu partnerle birlikte, muhalefetten ve halktan gelebilecek eleştirileri birlikte savuşturmak ve kendisi iyileşirken partnerini kurban yapmaktır.
Devlet kuşunun sürpriz bir şekilde AKP adayının başına konması doğal olarak parti içerisinde moralleri yükseltmiştir.
Ne de olsa, seçimdeki kayıplarına karşın, devletin ilk üç plakası, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Başbakanlık AKP’nin olmuştur. Böyle olunca da seçimden önceki manzara da herhangi bir değişiklik görülmemektedir. “Eski tas eski hamam” misali her şey devam etmektedir diye düşünebiliriz.
Muhalefet partilerindeki bu dağınıklığı gördükten sonra AKP koşar adım “erken seçime” bir an önce gider.
Çünkü MHP yaptıkları ile “siyasetin nasıl yapılmayacağını” bizlere göstermiştir.
Taban diyor ki, AKP ile koalisyon yap.
Yapmam, neden diye sorulduğunda, Kürtlerle masaya oturuyorlar, çözüm sürecinden vazgeçmiyorlar.
Peki, o zaman CHP-HDP ile koalisyon yap.
Yapmam, neden diye sorulduğunda, HDP’nin içinde olduğu bir koalisyonu ağzımıza dahi almayız.
Peki, o zaman CHP azınlık hükümeti olsun, HDP ve MHP dışarıdan desteklesin.
Desteklemem, neden diye sorulduğunda, HDP’nin desteklediği hiçbir şeyi desteklemem.
Meclis Başkanı seçiliyor, üçüncü turda CHP’nin adayına oy ver.
Vermem, neden diye sorulduğunda, HDP de CHP’nin adayına oy verecekmiş, HDP’nin oy verdiği hiçbir şeye oy vermem.
Durum böyle olunca da CHP’ye de HDP’ye de söyleyecek bir söz kalmamakta, bu durumu halk ibretle izlerken AKP’de doğal olarak bir an önce erken seçime giderek bu beceriksizlikten kendisine pay çıkaracak, ekmeğin en yağlı yerini tek başına götürecektir.
Yeni bir yazıda buluşmak dileği ile…