- Kategori
- Siyaset
Devlet ve adalet
Adalet herkesin çokça kullandığı bir kelimedir. Peki ne demektir adalet: Adalet Arapça bir kelime olup "adl" kökünden gelmektedir ve bir şeyi yerli yerine koyma anlamına gelmektedir. Bununla birlikte "ZULMÜN" karşıtı olarak "HAK" ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır . Sosyal yaşamda kullanılan : Düzen, ölçü, tamı tamına anlamlarına da gelmektedir.
Adalet kuranda da birçok ayette geçmektedir. Bunlardan birisi NİSA SURESİ 135. AYETTİR. Bu ayette Allah buyuruyor ki: " KENDİ NEFSİNİZDE UYUP DA ADALETTEN SAPMAYIN"
Yine Mustafa Kemal ATATÜRK DE TÜRK Devletini "ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR" felsefesi üzerine kurmuştur.
Adalet veya adil olma insanoğlu için bir elzemdir ancak her nefsin de kaldırabileceği bir yük değildir. Çünkü insan, adil olursa belki malından gidecek belki canından olacak. İşte bu sebeple adalet aslında insanoğlunun nefsi için kaldırılamaz bir yük olmuştur. İnsanoğlu adil olmazsa kul hakkı yemek zorunda kalır, hırsızlık yapar, insan öldürür, yalan konuşmak zorunda kalır. İşte tüm bunların olmaması için Allah "nefsiniz için adaletten sapmayın, bana kul hakkıyla gelmeyin" demiş ve insanoğluna uyarıda bulunmuştur.
İnsanoğlu da ilk çağlardan beri, henüz "DEVLET" diye bir sosyal olgu oluşmamışken kendi aralarına meydana gelen ilhakı hak'ı, çatışmaları önlemek için mayası adalet olan ve herkese hakkını verecek olan kimsenin malını kimseye yedirmeyecek bir sistem oluşturmuşlar ve buna da "DEVLET" demişlerdir. Yani insanoğlu devleti, kendi nefisleri sebebiyle sağlayamadıkları adaleti sağlaması için oluşturmuştur. Aynı şekilde tarihten günümüze kadar kurulmuş veya yıkılmış tüm devletler daha adil bir sistem daha adil bir yönetim şiarıyla kurulmuştur. Devletler adalet için kurulmuş ancak unutulan bir nokta olmuştur o da; devleti yönetecek olan da yine insandır. Yani devleti idare etmesi için seçilmiş insanlar adaletli olmazlarsa devletin de bir anlamı kalmıyor. Çünkü adil yönetimi olmayan vatandaşlarının hakkını gözetmeyen ve korumayan bir devlete de insanların ihtiyaçları kalmıyor.
Devleti yönetenlerin adaletli olmaları elzemdir çünkü devletin başındaki yöneticiler adil olurlarsa bu halka yansır ekonomiye yansır hakka hukuka yansır.
Mustafa Kemal,TÜRK Devleti'ni kurarken mutlak adalet üzerine kurmuştur ve ne kendine ne de yanındaki arkadaşlarına herhangi bir iltimas sağlamaktan imtina etmiştir. Çünkü devletin yönetimi adil olursa herkes zengin olur, herkes mutlu olur vatandaşlar arasında ayrılık olmaz fark olmaz bunun doğal sonucu da kargaşa, kavga ve en önemlisi başka yöntem veya yönetimlere umut bağlanmaz. Günümüz dünyasında Ortadoğu'da yaşanan yıkımların en önemli sebebi yöneticilerin yani devletin adaletsiz yönetimidir. Böyle yönetimlerim ortaya çıkardığı sonuç da insanların kurtuluşu, huzuru başkaca yönetimlerde araması olmuştur ve bölünmeler de yıkılmalarda kaçınılmaz bir son olmuştur. Devlet vatandaşına herhangi bir ayrım yapmadan eşit ve adil haklar vermelidir. Hele ki kendi seçimi olmamasına rağmen mensup olduğu etnik köken veya konumlardan dolayı kendi halkına, insanına hakkı olanları vermekten imtina ederse devlet, işte o zaman ayrışma ve bölünmenin tohumları atılır. Türkiyede de malesef ki aynı sorun Osmanlıdan miras kalmış ve her zaman hasır altı edilmiştir. Sevr den buyana planlanan oyunlar görülmemiş ve o zamanlardan beri oluşturulan suni sorun, tüm Ortadoğuda olduğu gibi, kucağımıza bırakılmıştır.
Bu sorunla başa çıkmanın en kolay yolu adalet ve adil yönetimle herkesin hakkının kendisine verilmesiyken oynanan oyunlarla bundan kaçınılmış ve her defasında insanlar sırf etnik mensubiyeti sebebiyle tüm haklardan mahrum bırakılmışlardır . Günümüzde de insanların alanlarda toplanmasının şiddet göstermesinin en önemli sebebi adil olmayan yönetim ve etnik mensubiyet sebebiyle yapılan ayrımdır. Yapılan bu ayrım hem insanları toplumsal yaşamdan uzak tutmuş dağlara yönlendirmiş hem de fakirleşmelerine yol açmıştır. İnsanlar devletin adaletsiz yönetimi sonucunda fakirleşirlerse umudu başka mecralarda ararlar devlete düşman olurlar. Adaletsizliğe Allah bile düşmanken insanların adaletsiz devlete düşman olmasını yadırgamamak gerekir.
Ezilmek, çaresizlik insanları ya yok eder yada eskisinden daha güçlü yapar. Türkiye'de olan durum da budur: İnsanlar ezildikleri için çaresiz bırakıldıkları için güçlendiler şimdi de mevcut haklardan daha fazlasını istiyorlar. Suçu kimsede aramamak gerekiyor bu durumun oluşmasında suçlu herkestir. Bundan sonra yapılması gereken kimseyi küçümsemeden, tüm vatandaşların eşit yararlandığı haklardan ayrım yapmaksızın, ötekileştirmeksizin herkesin yararlanmasına yardımcı olmaktır. Bunu adaletsiz devlete ve yöneticilerine rağmen herkes yaparsa sorun kendiliğinden ortadan kalkar.Bu sorun ancak bu şekilde son bulur.