​ Devrimcilik yapmak neyinize be kardeşim? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
 

Devrimcilik yapmak neyinize be kardeşim?

Devrimcilik yapmak neyinize be kardeşim?
 

Bu ülkede solcu olmak meziyet isteyen bir özelliktir. Devrimci, sosyalist, komünist, ateist ve yani kendini solda tarif etmek, sol yelpazenin bir parçasından tutmak ve resmi ideolojinin tamda karşı kampında yer almak bedeli hayli külliyetli bir iştir. Her “babayiğidim” diyenin kalkışacağı iş değildir. Bir ahmaklık yapıp, az buçuk bir şeyler okuduktan sonra, devletin ve devlet çarkının içinde, kendisine köşe bucak kapmış olanların yediği haltları algılayıp, isyan bayrağını göndere çekince, başına geleceklerin neler olabileceğini kestirmek pek de zor olmasa gerek. “Ahmaklık” diyorum, çünkü bu ülkede resmi ideolojiyi hedefe oturtan insanlar, başına geleceklerin neler olabileceğini bile bile illa ki o resmi ideoloji ile çatışma noktasına yönelirler. Ve bir gün gelir, bütün bir hayat, perişanlıklarla, ızdıraplarla dolu bir şekilde yitip gitmiş hale dönüşür.

İdealist bir anlayışla, ülkenizde yaşanan haksızlıklara baş eğmeksizin, doğru bildiklerinizi bütün bir saf halinizle topluma taşıma çabası içerisine girersiniz ki henüz yirmili yaşlarımıza ramak kala bu düşünce fazlası ile kendisini solda tariflendirenleri cezbeden bir durumdu ve henüz toplumu tanıma konusunda yeterince saf olunduğu anlardı, o doğru bildikleriniz bir de bakıyorsunuz ki ters tepmiş ve sizi vatana ihanetle suçlama noktasına kadar gelmiştir.

“Geçen hafta Edirne havalisinde ne olmuştu?” diye soracağım sorunun cevabını “Daha yakın zamanda Trabzon havalisinde TAYAD’lıların başına neler geldi ise Edirne havalisinde de benzeri tekrarlanmıştı” diye tekrarlamak durumunda kalıyoruz.

Edirne’de “Amerika defol, bu ülke bizim” adı altında bildiri dağıtan bir grup genç, terörist yaftası yiyerek linçe maruz kalıyorlar. Bu ülkede her ne pahasına olursa olsun Amerika’ya karşı bir anti patinin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Memleketin en ücra noktasında oturan ve hayatın akışı içerisinde olan bitenlere külliyen duyarsızlaşmış vatandaşlar bile Amerika lafı geçince hafif bir ürperti duyar. Eh durum vaziyet böyleyken, bu memleketin solcu vatan evlatlarının yapmış olduğu bu mütevazi eylem enteresan bir şekilde, halkın feci bir tepkisine mazhar oluyor. Eylemi yapanlar canlarını zor kurtarıyor ve daha ötesi, bir de polis tarafından hafif yollu tarafından okşanarak gözaltına alınıyorlar. Yani memleketin her karış toprağından kendisini sorumlu hissedenlerin en feci tehdit unsuru olarak gördüğü bu eylemciler alt tarafı basit bir bildiri dağıtmışlar ve yine alt tarafı bir basın açıklaması girişiminde bulunmuşlardı.

Cevabını çok yönlü baskı ve linç girişimi ile aldılar.

Şimdi sormak evla değil mi?

“Neyinize?”

Vatanı sevmenin dahi belirli grup, kişi ve düşünce çevrelerinin tekelinde olduğu yurdumda devrimcilik yapmak neyinize gerek kardeşim!? O çok fedakâr halkımın, vatan haini modunda değerlendirdiği biz solcuların neyine gerek “Amerika defol” demeye. Bu vaziyeti kelamı anlamak için daha kaç kez linç girişiminin muhatabı olmak gerekiyor, bilmem ki.

Dediğim gibi, bu ülke sathında, bilcümle devrimcilik yapanlar ve yapma hevesi içerisinde olanların bir kez daha düşünmeleri icab etmektedir. Eylemlerinizi İstanbul’un Beyoğlusundan dışarı taşırdığınız zaman, her türlü tepkiye maruz kalmak pek de abartılı olmaz. Yurdumun kadim milleti, vatan hainliği ile başlatmış olduğu süreci, linç girişimi ile polise havale eder ve polis tarafından başlatılan hafif okşama operasyonu sonrasında gözaltılar, sorgulamalar ve mahkemelerle devam eder.

O çok sevdiği vatanı için her türlü riski göze alarak devrimcilik yapma çabası içerisinde olan devrimci kardeşlerimiz kaç gün bekledi Edirne kapısında? Ne için beklediler? Neden Edirne kentinin içerisine sokulmadılar? Sokulduklarında başlarına neler geldi? Başınıza bunca şey gelecekti de ne işiniz vardı kentin girişinde?

O zaman daha can alıcı bir soruyu soralım.

Kimin için çabalıyorsunuz? Kimin için “Amerika Defol” diyorsunuz?

Cevapları çok basit. Sizi linçe tabi tutanlar için değil mi bütün bu çektiğiniz ezalar, cezalar ve mücadeleler. Sonuç işte ortada. Beyazın beyaz olduğu kadar berrak ve billur.

Peki suçlu kim?

Kendisi için iki kelam çaba tüketenlerin, girmiş olduğu yolda karşılaştığı bu sıkıntıların suçlusu, yurdumun kadim halkı mı? Pek tabi ki değil. Önceki yazılarımızda her dem vurguladığımız gibi, memleketin bekasından sorumlu kastımız, toplumun dokularına enjekte etmiş olduğu o milliyetçi-ırkçı hezeyanların meyvelerini pek bir güzel toplamaktadır şu son dönem ve yıllarda. Daha ilginci ise polisin hedef kitlesi olan devrimcileri kurtarmakla mükellef haline gelmiş durumda polis örgütü. Çünkü devrimcilerin işini halletme görevini yiğit halkım pek bir güzel yerine getirmektedir. Hem de keyifle. Bu husus ve hadiselerde dedim ya memleket bekasından sorumlu olanların keyfi hayli gıcırdır. İnsanlık adına bir melhem yaratma mevzuunda yerlerde sürünen memleketin sorumluları iş memleketin bekasına gelince ve kendince iç düşman olarak tanımlamış olduklarına dair envayi çeşit yöntemleri bir çırpıda üretmektedir ve uygulamaktadır.

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..